banner9

“Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,

Her an peşimizden koşan gölgemiz,

Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.

Uzaktadır her şey; anneler, kızlar…

Uzaktadır her şey, hep… Yalnız ölüm,

Her yerde, her an yakınımız, ölüm”

Yaşam ve ölüm, ya da ölüm ve yaşam… Kimine göre yaşamın bitiş noktası ölümdür, kimine göre de ölümün bitiş noktası ebedi yaşamdır.

Ünlü filozof Titus Lucretius Carus , “Doğanlar hem yaşamayı, hem de ölümü kabullenirler ve arkalarında çocuklar bırakırlar, böylece ölüm yeniden doğar” der.

Evet, gelenler için ölüm yeniden doğar, ama ölenler için de yaşam yeniden doğar. Çünkü insan asla yok olmaz ve sebepsiz doğup-ölmez. Bir insanın dünyaya geldiği anı bir düşünün. Müthiş bir andır. Mucizevi bir şeydir. Ve her yeni bir doğuş, yeni bir sevinç, yeni bir umut ve yeni bir yaşamdır, aynı zamanda…

Ölüm ise bu fani dünyada bir kaybediş ve yok oluşu insanlara çağrıştırdığı için büyük bir üzüntü ve gözyaşı anıdır. Ama ölümden sonra da doğuş vardır. Yani tekrar bir insanın doğduğu o anki mucizevi an gibidir.

Kur’an-ı Kerim, insanın yaratılış devrelerinden bahseder. Bunu ana hatlarıyla ikiye ayırmak mümkündür. Birisi; ilk insan Hz. Adem, ikincisi de diğer insanların yaratılmasıdır.

Diğer insanların yaratılması için Kuran’da şöyle bahsedilir, "Andolsun biz insanı çamurdan yarattık. Sonra onu Hz. Adem’in nesli olan insanı rahimde zigot yaptık. Sonra o yapışan şey hâline getirdik, derken onu bir çiğnem et yaptık, o bir çiğnem eti kemiklere çevirdik ve o kemiklere de kaslar giydirdik. Sonra onu başka yaratılışla inşa ettik (can verdik, konuşma verdik)..."

 Var olmak, sonra yok olmak ve yok olmaktan sonraki var olmak felsefesi mucizevi bir var olma ve bitiş noktalarıdır sadece. Asıl önemli olan ise bu ikisi arasındaki süreçtir. Nasıl ki ölüm herkes için kaçınılmaz bir gerçek ise, yaşam da hakkını vererek yaşaman gereken bir hakikattir.

Hazret-i İsa bazı Yahudilerin yanına gider ve Yahudiler, ona kötü sözler sarf ederler. O ise bunlara karşı iyilikle ve tatlı bir üslupla konuşur.

Kendisine “Onlar sana kötü söylüyor, sen ise hala iyi söylüyorsun?” diyenlere der ki, "Herkes kendinde olanı satar"

İnsanın iç yüzü çok önemli, kalbin ve aklın berrak değilse davranışın da doğru ve güzel değildir. Niyetin kötüyse, yolların da karanlık olur.

Çünkü insanın kalbi iyi olduğunda, bütün bedeni iyi olur, bozulduğunda da bütün ceset bozulur. Akıl ise düşünme, anlama, kavrama kabiliyetidir. Akıl insana doğruyu gösteren unsur olmalıdır. İnsan yanlış yaparsa, kalbinden uzaklaşır ve uzaklaştıkça, her türlü kötülük yapar. Çünkü kalp, Allah'ındır, akıl ise insanın.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol