31 Mart seçimlerine yaklaşık iki ay kala Cumhur İttifakını oluşturan AK Parti ve MHP’de aday belirleme süreci tamamlarken, Millet İttifakını oluşturan CHP; İyi Parti ve bu ittifakı örtülü bir şekilde destekleyecek olan HDP’de aday belirleme süreci henüz tamamlanmadığı gibi bu yaka adeta kaynayan kazan gibi.

HDP’nin Milli İttifak konusundaki tuhaf tavrı konusuna geleceğiz; ama önce kısaca CHP ve İyi Partinin sürüklediği birliktelik tavrını değerlendirelim.

Bugüne kadar adeta her iki partide fırtına öncesi sessizlik hakimdi desek doğru olmalı. Son iki gündür tabiri caizse sessizlik bozuldu ve aday belirleme sürecine art arda gelen istifalar gündeme oturuverdi.

CHP kanadında Mustafa Sarıgül önce istifa etti ve Şişli için bağımsız aday olacağını açıkladıktan sonra mevcut CHP yönetimini topa tuttu. Ardından CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu gece yarısı istifasını sundu, daha sonra Kılıçdaroğlu araya girmesiyle istifasını geri çekti. Bu noktada şunu söyleyelim, İstanbul’da hala fırtınalara gebe olan bir süreç mevcuttur.

Çantada Keklik gibi görülen İzmir’de meğer asıl fırtınalar varmış. Tunç Soyer’ın adı belirlenince eski başkan Aziz Kocaoğlu ‘Ben de varım’ deyiverdi ve işler Arap saçına döndü. Sonra Marmaris ve Menemen’de toplu istifalar gerçekleşti.

İşler bu kadar sıkıntılı olurken İzmir çantada keklik değil gibi bu seçimde. İzmir diğer şehirlerden farklı bir yapıya sahiptir. Zira İzmir’de uzun yıllar yaşayan bir gazeteci olarak şunu diyebilirim: İzmir hoşgörü kültürü ve entelektüel birikimiyle bir sosyal demokrat kimliğe sahiptir. Aday uygun değilse bu kent demokratik tepkisini gösterir, bu kadar net yani. 

CHP’de bütün bunlar yaşanırken ittifakın diğer partisi olan İyi Parti’de de tepkiler başladı ve bu süreç bir milletvekilinin istifasıyla sonuçlandı. Öyle anlaşılıyorki bu partide de istifalar önümüzdeki süreçte artacak gibi.

Özetle muhalefeti oluşturan Millet İttifakı sadece sancılı değil, işler hiç de iyi gitmiyor. Tabanı memnun eden hiçbir yerde isabetli aday çıkarılmamış aksine her yerde ‘İyi’ adayın tabana sunulduğu görülmektedir.

HDP’NİN UCUBE TAVRI

Daha önce beklendiği gibi açıklandı HDP’nin bu seçimde ortaya koyacağı tavrı. İstanbul, Adana ve İzmir gibi büyük kentlerde ve Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı buralarda HDP, Millet İttifakı için aday çıkarmayacağını açıkladı. Açıklamayı yapan HDP Sözcüsü Saruhan Uluç… Gerekçe: Demokrasinin güç kazanması içinmiş… Daha önce Pervin Buldan da eş başkan sıfatıyla batıda Demokrasi Blokunu destekleyeceklerini ve aday çıkarmayacaklarını açıklamıştı.

HDP’nin bu acayip tavrına bakın! Millet İttifakını oluşturan CHP ve İyi Parti Kürtlere demokrat ve insan haklarına saygılı iki parti olarak yutturulmaktadır. Pervin Buldan batıda Demokrasi Blokunu destekleyeceğiz dediği saatlerde İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener “Ordumuz vakit kaybetmeden Fırat’ın Doğusuna müdahale etmeli ve terör örgütünün kökünü kazımalıdır” şeklinde adeta bir direktif veriyordu.

Çok tuhaf başka bir durum: İstifa eden İyi Parti Manisa Milletvekili gerekçesini “CHP-İyi Pati blokuna örtülü bir terör uzantılı HDP’nin desteği söz konusu. Bunu içime sindiremiyorum. Bundan dolayı istifa ediyorum” diyor ama HDP eş başkanları batıda bu bloka oy vereceklerini açıklıyorlar.

1990’larda da kök kazınmasından söz ediliyordu ve o zaman rahmetli Musa Anter buna karşılık “Kök Kürt halkıdır, aslında bizi kazımak istiyorlar” dediydi. Ardından bir devlet konsepti olarak kök kazımaya başlandı ve faili meçhul cinayetler silsilesi başladı ki, bu silsilede Kürt aydınları ve Kürt iş adamları kaçırılarak öldürülmeye başlandı. Kaçırılarak öldürülen Kürt iş adamlarından biri Pervin hanımın eşi Savaş Buldan’dı. O konsepte Meral Akşener ve ekibi daha doğrusu onların zihniyeti baş aktördü. İşte buna ‘Demokrasi Bloku’ deniyor.

CHP’ye gelince; Tek Parti iktidarı döneminde 27 tane hak talepli Kürt isyanını kanla bastırmış liderlerini astırmış, öyle veya böyle fiziki olarak tasfiye etmiş bir CHP’den söz ediyoruz. Hatırlanacağı üzere Tek Parti iktidarı 1923-1950 yılları arasında gerçekleşmiş ve bu zaman diliminde CHP iktidardı.

Şimdi HDP eliyle Kürtlere tarihleri unutturulmaya çalışılmaktadır. HDP önderliğinde Kürtlerin tarih hafızası ve tarih bilinci yok edilmek istenmektedir. Halka bir şey dediğim yok, ama Kürt aydınları bu tavırda yer alacaksa günahkardırlar ve tarih önünde hesap vereceklerdir. ‘Erdoğan’a Nefret’ algısı bir perde olarak onların gözlerini kapatmış, kalemleri yanlış istikametlerde yelken açmıştır. Kürt halkına gerçekleri yazmayan aydın mıdır? Tarih bilincinin yok edilmesinde ses çıkarmayan aydın nerede yaşamaktadır? Kime hizmet etmektedir?

Madem Doğu da ‘Ulusal Birlik’ten söz ediyor HDP, o halde batıda da Kürtlerin oyları yine bu yönde değerlendirilmelidir. Kürt adaylar çıkarılmalı ve Kürt potansiyeli seçim ve sandıkla yani demokratik metotla ortaya çıkarılmalı. Bu yöntemlerle Kürtler meşru bir güç haline gelmeyecek mi? Şiddet sarmalının dışına çıkan Kürtlerin siyasal gücü daha meşru olacak ve Türkiye’de demokrasinin tesisi sürecinde daha da tarihi olacaktır.

Batıdaki Kürtleri demokrat, doğudaki Kürtleri ulusalcı kanallara zorlamak ne anlama gelmektedir? Yoksa yeni bir böl-yönet zihniyeti mi? Kanaatimce Kürtler HDP’nin aday çıkarmadığı veya çıkartamadığı büyük kentlerde Kürt isyanlarını astırmış CHP ve faili meçhul cinayetlerin baş aktörlerinden biri olan Meral Akşener’ın adaylarına gidip oy vermeyecektir.

Kürtler, tabirimi mazur görün, artık sürü değildir, onları sürü zihniyetiyle yönetmek isteyenlerin bu tuhaf politik anlayışı bu seçimde belki tarihe gömülecektir.

Saygıyla…

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol