Geçen hafta (27 Ocak 2019) 90 yaşından gün alarak vefat eden Abdulkadir Timurağaoğlu beyefendi den söz ediyoruz. Toplumumuzda denilebilir ki sosyal liderliğin son örneğiydi Abdulkadir Bey. Vefat haberi ailesi, akrabaları, dostları kısaca bütün sevenleri tarafından üzüntüyle karşılandı.

Birçok açıdan örnek olan ve bu bağlamda halk arasında iz bırakan değerli bir şahsiyet olan Abdulkadir Bey’i bu köşede tam manasıyla değerlendiremeyiz; zira buranın hacmi şahsiyeti ve yaptıklarını karşılamayacak kadar küçüktür.

Kendisiyle tanışamamanın üzüntüsünü yaşayan biri olarak birkaç cümle yazmaya çalışacağım; ancak varoluşu ve yaptıkları benim tarafımdan hep izlenmiştir. Elbette yaptıklarının tamamını ben de bilebilecek değilim. Şunu da eklemek gerekirse adeta bir kara kutusu olan, yaklaşık yarım asır onun yanında olan yeğeni, değer verdiğim dostum Hacı Vedat bey de merhumun yaptıklarının, yaşadıklarının tamamını bilemez.

Ne yazık ki, onun vefatı bize toplumumuzda her zaman ihtiyaç duyduğumuz, sıkıntı ve krizlere girdiğimiz anlarda bize çözüm üreten bu anlamda güç olan böylesi şahsiyetlerin oluşturduğu sosyal liderlik potansiyelinin sonunu göstermektedir. Bu nedenle sosyal zeminde çok önemli bir boşluk oluştu vefatıyla…

Böyle liderlerin bazen duruşları, bazen bir kelime bazen de sarfettikleri bir cümle krizlerin ve sıkıntıların aşılmasında önemli bir rol oynar. Bizden farkları sosyal problemlerle çatışmaz, onlarla öfkelenmez. Bu anlarda sabırlı davranır, sakin bir tavırla sorunu anlamaya çalışır, eş zamanda çözümünü de beraberinde üretirler. Her bir anlattıkları birer mesaj, ders verici ve sorunun çözümüne giden yolda ışık oluşturmaktadır. Bu nedenle ömürlerinin son anlarında bile enerjilerini sosyal meselelerinin çözümünde harcanması beklenir. Böyle liderler var oldukça diğer bireyle hep küçük kalmıştır onların karşısında.

Halkın Hafızasıdır Onlar 

Doksan yaşında vefat eden Abdulkadir bey, yaşadığı deneyimler ve geçirdiği gerek sosyal gerekse siyasal badirelerle halkının hafızasını oluşturmuştur. Cumhuriyetin çağdaşlaşması ile beraber doğup büyüyen Abdulkadir bey aynı zamanda yeni rejimin açmaz ve sıkıntılarına da tanık olmuştur, bunu üzerinde hep hissetmiştir. Bu nedenle siyasete de ilgi duyacak daha sonraki zamanlarında.

Muhafazakar ve İslam dinine olan bağlığı nedeniyle laik cephenin tarafında yer almaz, tercihini ömrü boyunca ayrılmayacağı lideri Necmettin Erbakan’ın önderlik edeceği ve geliştireceği Milli Görüş’ten yana kullanır.

Milli Nizam Partisi’nde siyasete başlayan Abdulkadir bey, daha sonra Milli Selamet Partisi’nin safında davasını savunmaya devam eder. 1977 seçimlerinde Mardin’de milletvekili seçilerek meclise giden Abdulkadir Timurağaoğlu, bu konumda iken 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi olur. Şahsına ve ailesine darbeden bilfiil herhangi bir yönelim olmaz; ama kısa sürecek olan parlamenter hayatı halkına ve çok sevdiği Mardin’e istediği kapsamda hizmet edemeyecektir ne yazık ki! Fakat lideri Erbakan artık Ankara’da tutuklu olarak hapiste… O ise her hafta Erbakan’ı ziyarete gider ve destek olur. Bunu unutmayan Erbakan, Abdulkadir bey ile olan münasebetlerini sürdürür hep. Mardin’e geldiği vakit Necmettin Erbakan, köyü olan Gırbeşkê’ye gider ve konuk olur.

Öyle anlaşılıyor ki Necmettin Erbakan onun sosyal liderlik pozisyonundan istifade eder, milli meselelerde ona danışır, fikirlerini alır. Bu kapsamda Erbakan vefat edene kadar onunla münasebetlerini sürdürür, dostlukları devam eder.

Taziyesi dostlarının ve siyaset dünyasının yoğunluğuna sahne oldu. Taziyeye gidemeyen dostları gerek telefonla gerek çeşitli yollarla mesajlar göndererek ailesinin acısına ortak oldu.

Biz taziyede iken Melle Mahmut adlı bir din görevlisinin kendisini değerlendirirken şu cümlesi dikkatimi çekti:

“Abdulkadir beyin inancı ve hak yoluna olan bağlılığı onu her zaman halkına yaklaştırmıştır. Halbuki mal-mülk sahibi olan onlarca insan hak yolundan sapmış, halkına yabancılaşmıştır.”

Vefat edinceye kadar halkının yanında olan bu değerli şahsiyetin hakkında özellikle dönemin sol anlayışından gelen algısal yaklaşımlar nedeniyle ön yargıların da oluştuğunu gençlik yıllarımda hatırlarım. Bizi de o dönem etkilemişti böylesi algısal yaklaşımlar; ancak Abdulkadir beyin duruşunda olan inancı nedeniyle sol anlayışın algıları tarihte mahkum olurken kendilerinin davasına olan inancı ve samimi bağlılığı hep var olacaktır.

Böyle bir liderden elbette güzel bir aile kalır. Burada isimlerini sayamayacağım ama oğulları her biri bir değer ve babalarının dostlarını asla unutmayacaktır, inancım böyle. Ama çok değerli iki yeğeni ile dostluğumuz var, inşallah hep devam edecektir. Bu aileden önce Hacı Mehmet Timurağaoğlu ile tanıştık, dost olduk. Daha sonra Hacı Vedat bey ile gelişen diyalog ve kalıcı dostluğa giden bir süreç. İnanıyorum ki, onlar her zaman toplumda amcaları Abdulkadir beyin mirasının taşıyıcıları ve temsilcisi olacaktır.

Aramızdan fiziki olarak ayrılan ve hakka yürüyen Abdulkadir amcaya Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun inşallah. Nurlar içinde uyusun!

Saygıyla…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol