Binlerce yıl ayakta kalmayı başarmış, onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış, içinde yaşayanlara zarar gelmesin diye heybetli bedeni ile kenti boydan boya saran Diyarbakır Surları, 4 yıl önce Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmesine, korunması taahhüt edilmesine rağmen kaderine terk edilmiş durumda…

2015’teki sokak çatışmalarıyla dünya gündemine de gelen Sur, o günden bugüne tam anlamıyla yaralarını sarmış değil. Olayların yaşandığı 6 mahallenin halka açık bölümlerinde çevre düzenlemesi ve iyileştirmeler yapılsa da yasaklı yerlerde neler olduğunu bilen yok!

Gazetecilere yasak, halka yasak, turiste yasak! Bilgi kırıntılarından anladığımız kadarıyla o bölgede villa tipi evler, yaya yürüyüş yolu, trafik akışı için çift yönlü yol, park ve karakol inşası devam ediyor; hasar gören kimi tarihi han, hamam, kiliselerde restorasyon yapılıyor.

Diyarbakırlının yüreğinde derin yaralar açan bu mekanda yapılan iyileştirmeler güzel de gelişi güzel, akıllara ziyan uygulamaları kabul etmek mümkün değil.

Türkiye, UNESCO’ya başvururken, listeye girecek tarihi yapıların nasıl korunması gerektiğine dair sözleşmeye taraf olup imza attı. Peki, neydi bu kriterler? Hatırlatmakta fayda. UNESCO kriterleri der ki; Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınacak yapı korunacak, bakımı usule uygun olarak yapılacak ve gerektiğinde ehil kişilerce restore edilecek.  

Sözleşmeye ve taahhütlere imza atan Türkiye’de bu kriterleri yerine getirecek olan tek yetkili kurum Kültür Bakanlığı ve ona bağlı olan Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’dur.

Peki, adında da anlaşılacağı üzere ‘koruma’kla yükümlü ve sorumlu olan bu kurum gerçekten görevini layıkıyla yapıyor mu?

Kurul’a göre her şey güllük gülistanlık ve kriterlere göre yapılıyor. Şayet Kurul’un dediği doğruysa Dünya Mirası olan Surlar neden bakımsızlıktan çöküyor? Eve doğru duydunuz? Surlar çöküyor artık. Geçen hafta Ben u Sen Burcu’nda çöküntüler yaşandı. O günden bugüne de ne yerel, ne merkezi yetkililerden biri o muhite gidip inceleme zahmetinde bulunmadı. Kurul şayet Surları koruyorsa bu mekanlar neden hala madde bağımlılarının merkezi? Kurul, Sur’u korumuş olsaydı Dünya Mirası olan Surların tepesine tuvalet kulübesi kurulmazdı. Olaylar bittikten sonra kaldırılan tuvaletin pislikleri hala yerinde duruyor.

Daha da ötesine gidelim. Bugün manşetimizde yer alan Diyarbakır Mimarlar Odası Eşbaşkanı Şerefhan Aydın’ın bizimle paylaştığı skandal fotoğraflar var. Koca bir iş makinesi Sur’un tam ortasında kazı yapıyor, beton döküyor. Bunun yaydığı titreşimin Sur’a zarar verebileceğinden haberdar değil mi bu Kurul?

Bir diğer fotoğrafta Sur’un hemen dibine, bazalt taşlarına bir metre mesafede yaya yolu için beton dökülüyor. Sur’un, Hevsel Bahçeleri’ne bakan yanına istinat duvarı örülüyor. Listedeki bir miras, ikinci mirasa gölge ediliyor. Neden?

Kurul’un Diyarbakır’daki temsilcileri bu konuyu kamuoyuna açıklamalı, “Sur’umuza sahip çıkalım!” kampanyası başlatan Sivil Toplum Kuruluşları’nın  sesine kulak vermelidir.

Aksi halde nice medeniyetlerin meydan savaşlarında bile zarar vermediği Diyarbakır Surları, 21.yy’da yok olup tarih olacak…

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.