Diyarbakır Haberleri

Diyarbakır TSO’dan deklarasyon: Teşvik sistemi bölgesel eşitsizliği azaltmadı

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye’de 60 yıldır uygulanan teşvik sistemlerinin bölgesel kalkınma farklarını azaltmak yerine, aksine derinleştirdiğini açıkladı.

Abone Ol

HABER-Güneş OCAĞA

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), yatırım teşvik sistemine ilişkin bir deklarasyon yayımladı. Açıklamada, uzun yıllardır uygulanan teşvik politikalarının bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltma hedefini gerçekleştiremediği, aksine eşitsizlikleri derinleştirdiği savunuldu.
DTSO, yatırım teşviklerinin planlı döneme geçilen 1963 yılından bu yana uygulandığını, özellikle 1980 sonrası dönemde kapsamlı biçimde hayata geçirildiğini hatırlattı. Bugüne kadar yaklaşık 16 farklı yasa, kararname ve düzenleme ile sistemin defalarca revize edildiğine dikkat çekilen açıklamada, temel amacın bölgesel gelişmişlik farklarını azaltmak olduğu ancak aradan geçen on yıllara rağmen bu hedefe ulaşılamadığı belirtildi.

TEŞVİKLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ GELİŞMİŞ İLLERE GİTTİ

Deklarasyonda geçmiş dönem uygulamalarına da yer verildi. 1998’de kişi başına geliri bin 500 doların altında olan 22 il’i kapsayan 4325 sayılı Teşvik Yasası’nın yürürlüğe girdiği, 2002’de çıkarılan 5084 sayılı yasa ile kapsamın genişletildiği, 2009 yılında ise illerin dört bölgeye ayrıldığı yeni sisteme geçildiği anımsatıldı. Ancak 2009 verilerine göre 1. ve 2. bölgelerde yer alan 24 ilin teşviklerden yüzde 67,8 oranında yararlandığı, kalan 57 ilin ise yalnızca yüzde 32,2 pay alabildiği vurgulandı.
Açıklamada, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine dayandırılan 2004-2013 dönemi analizinde de benzer bir tablo ortaya konuldu. Buna göre 1. ve 2. bölgelerdeki 21 il; teşvik belgesi, sabit yatırım tutarı ve istihdam başlıklarında yüzde 60’ın üzerinde pay aldı. 5. ve 6. bölgelerde yer alan 29 ilin yatırım payı ise yüzde 12-14 bandında kaldı. En az gelişmiş 16 ilin bulunduğu 6. Bölge’nin yatırım desteklerinden aldığı payın yaklaşık yüzde 5 seviyesinde olduğu ifade edildi.

2012-2024 DÖNEMİNDE TABLO DEĞİŞMEDİ

Açıklamada, 20 Nisan 2012–20 Nisan 2024 dönemine ait teşvik belgelerinin bölgesel dağılımının da benzer sonuçlar ortaya koyduğu belirtildi. Sabit sermaye yatırımlarının yüzde 61’inin 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaştığı, 5. ve 6. bölgelerin toplam payının ise yaklaşık yüzde 10’da kaldığı kaydedildi.
Verilere göre 16 ilin yer aldığı 6. Bölge, parasal yatırımda yüzde 4,69 pay alırken; 8 ilin bulunduğu 1. Bölge yatırımların yüzde 41,58’ini çekti. Açıklamada, bu farkın bölgeler arası uçurumun giderek büyüdüğünü gösterdiği savunuldu.

İSTİHDAM EMEK YOĞUN SEKTÖRLERE DAYANDI

İstihdam verilerinde 6. Bölge’nin yüzde 23,22 oranında pay aldığı belirtilirken, bunun büyük ölçüde hazır giyim ve çağrı merkezi gibi emek yoğun sektörlerden kaynaklandığı ifade edildi. Ancak söz konusu sektörlerde yatırımların yurt dışına kaymasının, bölgenin sahip olduğu sınırlı avantajı da ortadan kaldırabileceği uyarısında bulunuldu.

YENİ SİSTEM DE ELEŞTİRİLDİ

30 Mayıs 2025’te yürürlüğe giren yeni teşvik sisteminin de farklı bir sonuç üretmediği ileri sürüldü. Eylül 2025 verilerine göre 6. Bölge yatırımları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15, 5. Bölge yatırımları yüzde 53,6 oranında azalırken; 1. Bölge’de yüzde 50,6, 2. Bölge’de ise yüzde 29,9 artış yaşandığı belirtildi. Aynı ayda toplam yatırımların yüzde 65’inin 1. ve 2. bölgelerde yoğunlaştığı, 5. ve 6. bölgelerin toplam payının yüzde 14,5’te kaldığı aktarıldı.
Ekim 2025 verilerinde de 5. Bölge yatırımlarının yüzde 66,8, 6. Bölge yatırımlarının ise yüzde 84,2 oranında gerilediği; buna karşılık 1. Bölge’de yüzde 63,4, 2. Bölge’de yüzde 2,20 oranında artış yaşandığı ifade edildi.

“BÜTÜNCÜL TEŞVİK MODELİNE İHTİYAÇ VAR”

DTSO, mevcut teşvik uygulamalarının Türkiye’nin genel ekonomik büyümesine katkı sunmuş olabileceğini ancak bölgesel kalkınma açısından beklenen sonucu vermediğini belirtti. Açıklamada, bölgesel eşitsizliklerin yalnızca emek yoğun sektörleri az gelişmiş bölgelere yönlendirerek çözülemeyeceği vurgulandı.
Açıklamada, yatırımcıların mali yetersizliklerini azaltacak, bürokratik süreçleri en aza indirecek ve az gelişmiş bölgelerin dezavantajlarını giderecek kapsayıcı ve bütüncül bir teşvik sistemine ihtiyaç olduğu ifade edildi.