Şimdi ise kent, yeni bir tartışmanın ve umut arayışının adresi olmaya hazırlanıyor. 12-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu, yalnızca bir etkinlik takvimi değil; yerelden yükselen barış arayışının somut bir ifadesi olacak.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak’ın açıklamalarında en dikkat çekici vurgu, barışın yalnızca siyasi masalarda değil, kentlerin sokaklarında, kültür merkezlerinde, atölyelerinde ve ortak yaşam alanlarında örülmesi gerektiği düşüncesiydi. Çünkü bir şehirde barışı istemek; aynı zamanda eşitliği, adaleti ve kalkınmayı istemektir. Yerel yönetimlerin rolü tam da burada belirginleşiyor. Merkezi politikaların gölgesinde kalan kentler, aslında toplumsal dönüşümün en güçlü aktörleri olabilir.
Forumun en önemli taraflarından biri de katılımcılığı önceleyen yapısı.
Beş gün boyunca Diyarbakır’ın farklı noktalarında düzenlenecek 40’tan fazla atölye ve çok sayıda panel, yalnızca akademisyenleri ya da siyasetçileri değil; kadınları, gençleri, sanatçıları, sivil toplum temsilcilerini ve yurttaşları bir araya getirecek.
Çand Amed’den Cemil Paşa Konağı’na, Surp Giragos’tan Amargi Kültür Merkezi’ne kadar kentin farklı hafıza mekânlarının kullanılması ise ayrıca sembolik bir anlam taşıyor. Çünkü bu forum, sadece konuşulan değil, aynı zamanda kentin ruhunun hissedildiği bir buluşma olmayı hedefliyor.
Bugün dünyada birçok şehir, kendi yerel deneyimleri üzerinden barış politikaları üretmeye çalışıyor.
Diyarbakır’ın da bu sürece dahil olması tesadüf değil. Yıllardır acının ve toplumsal kırılmaların merkezinde bulunan bir kentin, şimdi barışı konuşan uluslararası bir foruma ev sahipliği yapması başlı başına güçlü bir mesajdır.
Bu forumun en değerli yanı belki de umut duygusunu yeniden üretme çabasıdır.
Çünkü toplumlar yalnızca ekonomik yatırımlarla değil; diyalogla, kültürle ve ortak yaşam fikriyle güçlenir.
Diyarbakır’da kurulacak her atölye masası, yapılacak her panel ve kurulacak her temas, aslında geleceğe dair yeni bir toplumsal dilin inşasına katkı sunabilir.
Kentler bazen yalnızca binalardan ibaret değildir. Bazı şehirler vardır; hafızasıyla konuşur, yaralarıyla öğretir ve umuduyla yeniden ayağa kalkar.
Diyarbakır’ın bu hafta vereceği mesaj da tam olarak bu olacak: Barış, en güçlü şekilde yerelden filizlenir.