Diyarbakır'da gerçekleştirilen Demokratik Birlik İnisiyatifi tarafından “Kuzey Kürtleri ulusal birliği tartışıyor" başlığıyla organize edilen konferansta Öcalan'ın mesajı okundu.
Bir toplumun varlığını sürdürebilmesinin, kendisini çağın gerçeklerine göre dönüştürebilme gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Abdullah Öcalan, Kürtlerin uzun yıllardır maruz kaldıkları inkar, imha ve baskı politikaları nedeniyle bu dönüşümü doğal seyrinde gerçekleştirme imkanından yoksun bırakıldığını kaydetti.
Demokratik birliğe vurgu yapan Öcalan, "Kürt halkının en temel sorunlarından biri birlik sorunudur. Bu nedenle demokratik birlik, tarihsel bir zorunluluktur. Kapsamlı bir demokratik birlik kongresinin toplanması, ortak aklın ve ortak iradenin ortaya çıkarılması açısından acil bir görevdir. Kürtler, yaşadıkları ülkelerde demokratik müzakere yoluyla çözüm ararken, kendi aralarındaki sorunları da aynı yöntemle çözmek durumundadır." dedi.
Öcalan'ın mesajı şöyle:
"Bir toplumun varlığını sürdürebilmesi, kendisini çağın gerçeklerine göre dönüştürebilme gücüyle doğrudan bağlantılıdır. Değişmeyen, dönüşmeyen ve kendi iç dinamiklerini demokratik bir zeminde yeniden kuramayan hiçbir toplumsal yapı kalıcı olamaz.
Kürtler ise uzun yıllardır maruz kaldıkları inkâr, imha ve baskı politikaları nedeniyle bu dönüşümü doğal seyrinde gerçekleştirme imkânından yoksun bırakılmıştır.
Bugün önümüzde duran temel mesele, Kürt toplumunun demokratik modern bir toplum haline nasıl geleceğidir.
Kürtler; tarihi, dili, kültürü ve toplumsal dokusuyla bir gerçektir. Bu gerçekliğin sürdürülebilirliği; siyaset, ekonomi, eğitim, sağlık ve kültürel alanlarda kendi iradesini ortaya koyabilmesine bağlıdır. Bu da ancak güçlü bir siyasal ve toplumsal kurumlaşmayla mümkündür.
Demokratik toplum, bilinçli bir inşa sürecini gerektirir. Bu inşa ne şiddetle ne de dayatmayla sağlanabilir. Demokratik siyaset ve hukuk zemininde yürütülen çok yönlü bir toplumsal örgütlenme ile mümkündür. Toplumsallığın, ekonominin, kültürün, dilin ve tarihin demokratik esaslara göre yeniden ele alınması bu sürecin temelini oluşturur. Demokrasi, zorun ve baskının olmadığı yerde yaşam bulur.
Bu nedenle Kürt toplumu, sadece dışa karşı değil, kendi iç ilişkilerinde de demokratik ilkelere dayalı bir yeniden yapılanmayı esas almak zorundadır. Ulus-devletlerle ilişkilerde demokratik çözüm ve müzakereyi savunurken, kendi içimizde de şiddeti değil, demokratik siyaseti ve hukuku esas almalıyız. Demokratik birliğin yolu, demokratik müzakereden geçer.
Kürt halkının en temel sorunlarından biri birlik sorunudur. Bu nedenle demokratik birlik, tarihsel bir zorunluluktur. Kapsamlı bir demokratik birlik kongresinin toplanması, ortak aklın ve ortak iradenin ortaya çıkarılması açısından acil bir görevdir. Kürtler, yaşadıkları ülkelerde demokratik müzakere yoluyla çözüm ararken, kendi aralarındaki sorunları da aynı yöntemle çözmek durumundadır.
Ancak bu sürecin önünde aşiretçi, kabileci ve toplumu parçalayan dar ilişkiler sistemi önemli bir engel olarak durmaktadır. Bu zihniyet, toplumsal yapıyı zayıflatmış ve ciddi tahribatlar yaratmıştır. Bu gerçeklikle yüzleşmeden demokratik birliğin inşası mümkün değildir.
İç çatışmalarını geride bırakmış ve karşılıklı saygıya dayalı bir toplumsal atmosferin yaratılması mümkündür. Bunun yolu, demokratik esasların yaşamın tüm alanlarına hakim kılınmasından geçer. Başta siyasal yapılar olmak üzere bu anlayışın adım adım topluma yayılması, önümüzdeki dönemin en önemli görevidir.
Önümüzdeki dönem, Kürt toplumu açısından bir yeniden kuruluş dönemidir.
Bu kuruluşun temeli ise demokratik birlik, demokratik siyaset ve demokratik müzakere olacaktır. Bu temelde atılacak her adım, ortak geleceğimizi belirleyecektir."