Analiz-Mehmet TÜRK
Amedspor’un Esenler Erokspor karşısında geriden gelerek aldığı o unutulmaz galibiyet de tam olarak böyle bir hikayeydi.
Maça dönersek…
Amedspor, kadro olarak en zor günlerinden birindeydi: sakatlar, cezalılar, tam hazır olmayan oyuncular…
Kağıt üzerinde lig ikincisi Esenler Erokspor’un favori olduğu bir karşılaşmaydı. Ama kâğıt, sahadaki ruhun sesini çoğu kez duyamaz.
İlk yarıda Amedspor’un kaçırdığı en az dört net gol vardı ki, taraftar tribünde saç baş yoldurdu. Futbolun acımasız yüzü ilk yarıda kendini gösterdi: Esenler Erokspor bir kez geldi, bir kez vurdu, golü buldu. Skor 0-1, umut kırık, moral düşük…
Ama ikinci yarı?
İkinci yarı başka bir hikaye yazıldı.
Sinan Kaloğlu’nun maçtaki şifreleri doğru okuduğunu o kadar net gördük ki…
Yorgun düşmüş hücrelere adeta kan pompaladı, takımı ayakta tuttu, oyunu hem zihnen, hem fiziken yeniden kurdu.
Bu sezon Amedspor’u ilk kez bu kadar diri, istekli ve kazanmaya odaklı gördüm.
Evet galibiyet, elbette tüm futbolcuların emeği, mücadelesi ve inancıyla geldi ama ben bu 3 puanın büyük bölümünü teknik direktör Kaloğlu’nun hanesine yazıyorum. Özellikle ikinci yarıdaki dokunuşları, adeta maçın kazandıran kodlarıydı.
Ama bir detay vardı ki, sahadaki oyunun da üstüne çıktı.
Bugün Tahir Elçi’nin ölüm yıldönümüydü.
Ve stadyumda taraftar–yönetim işbirliğiyle hazırlanan kareografi, statta bir anda sessiz ama çok güçlü bir duygu dalgası yarattı. Amedspor’un galibiyet mücadelesi, o kareografinin altında anlamını büyüttü; adeta bir saygı duruşunun, bir adalet arayışının devamı oldu. Taraftar muhteşemdi, takım muhteşemdi ve ortaya çıkan galibiyet, sanki Tahir Elçi’ye verilen bir hediye gibiydi.
Bugün milyonlarca Amedspor taraftarı bu galibiyetin sevincini yaşayacak.
Ama unutmamak gerek: Ligin ilk yarısının bitmesine hala beş maç var. Yol uzun, maç çok, duygu yüksek… Ve bu takım eğer bu ruhu korursa, bu şehir çok daha büyük sevinçler yaşayabilir.
Amedspor, saha içinde de dışında da yine tarih yazdı.
Ve bazen bir galibiyet, sadece üç puandan çok daha fazlasıdır.