Güncel

‘Barış Bizsiz Olmaz Konferansı' sonuç bildirgesi

İsviçre’de 4 Nisan'da YJK-S ve TJA öncülüğünde düzenlenen “Barış Bizsiz Olmaz! Barış Süreçlerinde Kadının Rolü ve Dünya Deneyimleri Konferansı”nın sonuç bildirgesi açıklandı.

Abone Ol

Dört parça Kürdistan ile farklı coğrafya ve ülkelerden 180 delegenin katıldığı "Barış Bizsiz Olmaz! Barış Süreçlerinde Kadının Rolü ve Dünya Deneyimleri Konferansı”nın sonuç bildirgesi açıklandı.

Konferansta, barış süreçlerinin yalnızca çatışmaların sona erdirilmesiyle sınırlı olmadığı; adaletin tesisi, toplumsal dönüşüm ve birlikte yaşamın yeniden inşasını kapsayan çok boyutlu süreçler olduğu vurgulandı.

Konferansta Abdullah Öcalan'ın perspektifi doğrultusunda kadınların barış süreçlerinde kurucu özne olduğu vurgulandı. Kadın hareketinin müzakere süreçlerine dahil edilmesinin önemli bir kazanım olduğu belirtilirken, bu katılımın daha da güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Sonuç bildirgesinde şu ifadeler yer aldı:

“4 Nisan 2026 tarihinde İsviçre’de YJK-S ve TJA tarafından düzenlenen “Bizsiz Barış olmaz! Barış Süreçlerinde Kadının Rolü ve Dünya Deneyimleri Konferansı”, 4 parça Kürdistan, farklı coğrafya ve ülkelerden 180 delegenin katılımıyla başarıyla gerçekleştirilmiştir. Konferans, barış ve müzakere süreçlerinin yalnızca çatışmaların sona erdirilmesine indirgenemeyeceğini; adaletin tesisi, toplumsal dönüşümün sağlanması ve birlikte yaşamın yeniden inşasını içeren çok boyutlu süreçler olduğunu ortaya koymuştur. Mücadele süreçlerinin içerisinde hatta çoğu zaman öncüsü olan kadınların müzakere ve barış süreçlerinde müzakerelerinin bir parçası olması kadınların özgürlük taleplerinin yanında toplumsal özgürlük ve ihtiyaçlarına da katkı sağladığı vurgulanmıştır. Bu nedenle kadın özgürlük mücadelesinin Devrimden(barıştan) sonraya bırakmak yerine ulusal mücadele ile iç içe ve ısrarlı bir biçimde yürütülmesinin hayatiliği ifade edilmiştir. Bu çerçevede kadınların barış süreçlerindeki varlığı, yalnızca politik bir talep değil, kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın ile ortaya çıkarılması hedeflenen demokratik toplumun temel koşulu olarak değerlendirilmiştir.

Konferansta Kolombiya, Bask Ülkesi, Bakur (Kuzey Kürdistan), Rojava ve El Salvador başta olmak üzere farklı barış süreçlerinden kadınlar deneyimlerini paylaşmıştır. Bu deneyimler, kadınların barış süreçlerine aktif, örgütlü ve iradi katılımının müzakereleri daha kapsayıcı, daha gerçekçi ve toplumsal hale getirdiğini açık biçimde ortaya koymuştur.

SAVAŞTAN EN ÇOK KADINLAR ETKİLENİYOR

Yapılan değerlendirmelerde şu temel tespitler öne çıkmıştır; Tarihsel deneyimlerde de görüleceği gibi savaştan en fazla etkilenenler her zaman kadınlar olmuştur. Ayrıca kadınlar savaşın yarattığı derin tahribatın onarılması için belirleyici rol oymakta ancak yürütülen ciddi çabalara rağmen, barış-müzekere süreçlerinde kabul edilen ve çıkarılan yasarlara yeterince yansımamaktadır. Kadınların barış süreçlerine katılımı çoğu zaman sınırlı ve sembolik düzeyde kalmakta, müzakere süreçleri dar ve erkek egemen siyasal çerçeveler içinde yürütülmektedir. Buna rağmen kadınlar, yerel örgütlenmeler ve dayanışma ağları aracılığıyla sürece müdahil olmanın yollarını geliştirmektedir. Müzakere süreçlerinde kadınların yürüttüğü özgürlük mücadelesinin ulusal mücadeleyle iç içe ve ısrarlı bir biçimde geliştirilmesinin kadın kazanımlarını koruma ve yeni kazanımları elde etmek açısından hayatidir. Bununla beraber, barış süreçlerinin güven verebilmesi ve kalıcılaşabilmesi için müzakere yürüten tarafların eşit koşullarda yer alması gerekmektedir.

ABDULLAH ÖCALAN'IN PERSPEKTİFİ

Konferansımızda Kürdistan deneyimi bu bağlamda özgün bir biçimde ele alınmıştır. Buna göre; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektif doğrultusunda, kadınların barış süreçlerinde kurucu bir özne olduğu vurgulanmış; sürecin politik ve ideolojik hattının kadın özgürlük mücadelesinin tarihsel birikimine dayandırılması temel bir fark olarak öne çıkmıştır. Kürt Halk Önderi Önderi Abdullah Öcalan’ın yürüttüğü müzakere süreçlerine Kadınları ve Kadın hareketini dahil etme ısrarı büyük bir şans olarak değerlendirilmiş ve bununla beraber müzakere sürecinde yer alan kadınların arttırıp güçlendirilmesinin öneminin altı çizilmiştir. Aynı zamanda konferansta, barış ve müzakere süreçlerinin sağlıklı ve eşit koşullarda yürütülebilmesi için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması yönündeki talep güçlü biçimde ifade edilmiştir.

ROJAVA DENEYİMİ

Rojava deneyimi ile ilgili sunum yapan temsilci; kadınların yalnızca barış süreçlerine katılan değil, aynı zamanda alternatif bir toplumsal ve siyasal model kuran özne haline geldiğini ifade etmiştir. Kadınların Eşbaşkanlık sistemi, Kadın meclisleri ve Özsavunma mekanizmalarıyla yönetime doğrudan katılım sağlaması; barışın ve birlikte yaşamın yalnızca müzakereyle değil, pratikte kurulan demokratik yapılarla inşa edilebileceğini ortaya koymuş ve bugün bu kadın deneyiminin büyük bir risk altında olduğu belirtmiştir. Rojava deneyiminde kadınların eşit temsiliyet, öz örgütlülük ve demokratik yönetim mekanizmaların kadınların ortak kazanımları olduğu ve bu kazanımların korunması için mücadeleyi büyütmenin önemi vurgulanmıştır.

BARIŞ SÜREÇLERİNE KATILIM

Konferans boyunca öne çıkan bir diğer önemli başlık, kadınların barış süreçlerine katılımının bireysel temsiliyetle sınırlı kalmaması gerektiğidir. Kadınların örgütlü ve kolektif bir irade olarak sürece katılımı, barışın toplumsallaşmasının en temel koşullarından biri olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda yerel düzeyde barış ve uzlaşı komisyonlarının oluşturulması, sürecin toplumsal zeminde güçlendirilmesi açısından önemli görülmüştür.

Kadınlar arasında uluslararası dayanışma ağlarının geliştirilmesi, farklı ülke deneyimlerinin karşılıklı olarak paylaşılması ve ortak barış perspektiflerinin oluşturulması gerekliliği de konferansın önemli sonuçları arasında yer almıştır.

Barışın kalıcı hale gelebilmesi için toplumsal hafıza çalışmalarının geliştirilmesi gerektiği vurgulanmış; geçmiş deneyimlerin kayıt altına alınmasının ve toplumsal yüzleşmenin sağlanmasının barış süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından hayati olduğu ifade edilmiştir.

TEMEL ÖNERİLER

Bu çerçevede aşağıdaki temel öneriler kamuoyu ile paylaşılmaktadır:

* Kadınların barış ve müzakere süreçlerine eşit, etkin ve örgütlü katılımı güvence altına alınmalıdır.

* Müzakere heyetlerinde kadınların temsili güçlendirilmelidir.

* Yerel düzeyde barış ve uzlaşı komisyonları oluşturulmalıdır.

* Kadın hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.

* Barış süreçleri demokratikleşmeyi kapsayan bir perspektifle ele alınmalıdır.

* Barış hafızası çalışmaları kurumsallaştırılmalıdır.

* Uluslararası feminist dayanışma ağları güçlendirilmelidir.

Konferans, kadınların barış süreçlerindeki kurucu rolünü ve barışın toplumsallaşmasının hayati önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Kadınların öncülüğünde gelişen bu perspektif, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi değil; özgür, eşit ve adil bir yaşamın inşası anlamına geldiğini güçlü biçimde ifade etmektedir.

Aynı zamanda Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin (TJK-E) başlattığı “Şimdi Kadın Zamanı” kampanyası ile bu perspektif somut bir politik hat haline getirilmiştir. Barış Bizsiz Olmaz! Jin Jîyan Azadî”