O ipliği kopmaktan kurtaran şey ise çoğu zaman sadece birkaç ünite kandır. İşte bu yüzden kan bağışı, gündelik hayatın koşturmacasında unuttuğumuz ama aslında hayati öneme sahip bir dayanışma biçimidir.
Kan, laboratuvarda üretilemeyen ve tek kaynağı insan olan eşsiz bir yaşam sıvısıdır. Ne kadar teknoloji gelişirse gelişsin, kanın yerini tutacak yapay bir alternatif henüz yok. Bu da bizi basit ama güçlü bir gerçekle yüz yüze bırakıyor. Bir insanın hayatı, başka bir insanın gönüllü olarak uzattığı koluna bağlı olabilir. Ne kadar kıymetli bir durum değil mi?
Üstelik kan ihtiyacı ‘acil durumlar’ ile sınırlı değil. Talasemi, lösemi, hemofili gibi kronik hastalıklarla yaşayan binlerce insan düzenli kan ve kan ürünlerine ihtiyaç duyuyor maalesef.
Kanser tedavisi gören hastalar, büyük ameliyatlar geçirenler, doğum sırasında komplikasyon yaşayan anneler. Liste uzayıp gidiyor. Yani ‘bugün bana gerek yok’ demek, yarın başkasının çaresizliği olabilir.
Toplumda hâlâ kan bağışıyla ilgili bazı yanlış inanışlar dolaşıyor. ‘Kan verirsem kansız kalırım, bağış yapmak zararlı’ ya da ‘zaten başkaları veriyordur’ gibi düşünceler, çoğu zaman bilgisizlikten kaynaklanıyor. Herkesin böyle düşündüğünü hayal eder misiniz? Ortaya korkunç bir durum çıkar.
Oysa sağlıklı bir birey için kan bağışı son derece güvenlidir. Vücut, verilen kanı kısa sürede yeniler. Dahası, düzenli kan bağışı yapan kişiler ücretsiz sağlık kontrolünden geçer. Böylece bir çok olası hastalık hakkında erken teşhis durumu da ortaya çıkabiliyor.
Kan bağışı aynı zamanda sessiz bir iyiliktir. Adınızı bilmeyen, yüzünüzü hiç görmeyecek birine umut olursunuz. Alkış yoktur, teşekkür yoktur. Ama bir yerde bir kalp atmaya devam eder. Belki bir çocuk yeniden okula döner, belki bir anne evladına kavuşur, belki de bir hayat yarım kalmaz.
Ne yazık ki ülkemizde düzenli kan bağışı oranları hâlâ istenilen seviyede değil. Oysa gelişmiş toplumların ortak özelliklerinden biri, gönüllü ve sürekli kan bağışı kültürünün yerleşmiş olmasıdır. Bu bir ‘kampanya işi’ değil, bir vatandaşlık bilincidir. Bayramdan bayrama ya da sadece yakınlarımız ihtiyaç duyduğunda değil, yılın her döneminde sürdürülebilir olmalıdır.
Unutmamak gerekir ki, bugün kan veren biziz, yarın ihtiyaç duyan yine biz olabiliriz. Hayat bu kadar karşılıklıdır. Bir el uzatmak, bir hayat kurtarmak demektir. Belki de yapabileceğimiz en sade ama en anlamlı iyilik budur.
Lütfen, kan bağışı çağrısı gördüğümüzde geçip gitmeyelim. Bir damla kan, bir damla umut olabilir.