Program esnasında şehrin gastronomi marka ustalarının Diyarbakır mutfağının seçkin tescilli sunumları da yapılmış basına göründüğü kadarıyla!
Elbette amaç kurumun gelecekteki “enerji dağıtımı” temalı ve bir de “bölgesel başarı”karını basına bilgilendirme programı. Buraya kadar olanına eyvallah.
Ama bunun bir de hemen arka sokak hikâyesi var. Asıl oraya bakılmalı.
Keşke o programa katılan arkadaşlardan biri, Dicle Elektrik Dağıtım yetkililerine o lansman yapılan otelin hemen karşı sokağı ile devamındaki Alipaşa ve Lalebey mahalleleri, bir de Suriçinin diğer mahallelerindeki elektrik dağıtım ağının gözler önündeki hali pür melalini de sorsaydı?
İçiçe geçmiş ve çözülmesi bilmece misali demir kafes direkler üzerindeki elektrik tellerinin hâli sahiden çıplak gözle bile bakıldığında tabloyu ele vermeye yetiyor.
Dicle Elektrik Dağıtım Şirketi basına o gösterişli lansmanı verdiği saatlerde Suriçinin öbür köşesi dağkapı meydanının yanıbaşındaki bir mekânda oturmuş sipariş verdiğimiz yemekleri bekliyorduk. Yaklaşık iki saattir elektriklerinin kesik olduğunu ifade etti mekân sahipleri. Biz oturduktan epey sonra elektrikler geldi ve bir dakika sonra tekrar kesildi. Bir saat daha karanlıkta oturup yemeklerimizi yedik, çay içerken elektrik geldi.
Bir gün önce de yine SuriçiLalebey mahallesi ana sokak girişinde gece yarısı arıza gerekçeli sokağın kesilen komple elektriği öğleden sonra ancak 15.30’da verilebilmişti. Bunca detayı nasıl biliyorum diye sorulabilir çok haklı olarak.
2021’den bu yana Suriçindeki Meryemana Süryani Kadim Kilisesi bitişiğindeki eski “Süryani Kızlar Mektebi”ni yıkık harap halden kurtarıp 2023 sonundan bu yana “DİTAV kültür sanat evi”ne dönüştürdük de ondan. Hemen her gün, gün boyu mekânda ve mahallenin sokağın sakiniyiz.
Komşularla her gün mahalleye dair sorunları Valilik, Belediye, Emniyet, Dedaş ya da ilgili birimlere taşıyoruz. Duyarlı olan kurumlar tez zamanda müdahil oluyor elbette. Ama bir kurum yetkilisi olarak itiraf edeyim; maalesef Dedaş bu konuda kelimenin tam anlamıyla sınıfta kalmış bir özel şirket.
Duvarımızın dibinde dört sokağın köşe başında bir elektrik direği var. Defalarca yerel basın haber yaptı. Anlattık, konuştuk ve yazdılar. Hatta Sayın Valiye bizzat ricada bulunduk. “Fotoğrafını çekip yollayın bir de biz ilgilenelim” dediler. Onu da yaptık. Maalesef Dedaş’ınumrunda olmadı. “Hatların yeraltına çekilmesi gerekiyor, o da proje hedeflerimizde yok!” deyip kestirip attılar.
O elektrik direklerinin üzerindeki felaket tel / kablo dağınıklığı tehditi bir yana!
Bir de o direklere çok kolaylıkla tırmanılıp evlere girilerek yapılan hırsızlık, taciz ile terk edilmiş evleri gece meskenine dönüştüren madde bağımlıları ve onların yarattığı suç mahalli kötü tablo da cabası…
Evet, maalesef bazen çok şık görüntü verilen sunumların bir de arka planına yansıyan hikâyeler de bu örnek olayda görüldüğü gibi var….
Dicle Elektrik olarak; Ulucamii meydanına yerleştirdikleri ışıltılı reklam panosunda diyorlar ki; “13 yıldır bölgemizde yaptığımız yatırımlarla daha kaliteli ışıl ışıl şehirlere kavuştuk…” ve “Gözün aydın Diyarbakır”.
Desinler, tabii ki haklarıdır. Hatta övünsünler de modern aydınlatmada “Türkiye birincisi” oldukları için.
Ama gözün aydın denilecek ve övünülecekse, öncelik UNESCO tarihi ve kültürel miras kalıcı listesinde yer alan ve bu şehir insanlarının binlerce yıldır hayatlarını sürdürdüğü / sürdürmeyi de devam ettirdiği, dışardan gelen konuğun ilk merhaba ettiği kadim Suriçi mahalle ve sokaklarından başlanarak gözler aydın edilmeli sanki!
Oralar hâla o eski harici açıktan demir yığıntısı karmaşık elektrik ağ sistemini yaşıyorsa; gözün aydın değil GEÇMİŞ OLA Dicle Elektrik…