HABER-Mehmet TÜRK
DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü ve Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, partisinin Genel Merkezinde düzenlenen 2026 yılının ilk Kadın Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, kadınların barış ve demokrasi mücadelesinin asli gücü olduğunu vurguladı.
Türkoğlu, “2025 mücadeleyi büyüttüğümüz bir yıl oldu, 2026 ise örgütlülüğümüzü ve dayanışmamızı yükselteceğimiz bir yıl olacak” dedi.
“ÖZGÜRLÜK UMUTLARI HER ALANDA BÜYÜDÜ”
Çözüm sürecine değinen Türkoğlu, “Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı ile başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, umuda ve özgürlüğe dair mücadeleleri her alanda büyüten bir süreç oldu ve bu süreç devam ediyor. Biz kadınlar çağrının yapıldığı ilk andan itibaren harekete geçtik. Barış ve demokrasi mücadelesinin öznesi kadınlardır dedik. Tarlalardan fabrikalara, evlerden mahallelere gitmedik sokak, çalmadık kapı bırakmayacak şekilde bu çağrıyı yaymayı hedefledik. 8 Mart ruhuyla barış, eşitlik ve özgürlük talebimizi Nevroz alanlarında yükselttik. Bu topraklarda en çok da kadınların barışa ihtiyacı var diyerek, ülkenin dört bir yanında kadın örgütlerinin yer aldığı inisiyatiflerle taleplerimizi ortaklaştırdık” diye konuştu.
“ROJAVA’DA KADIN MÜCADELESİ”
Rojava ve Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara sert tepki gösteren Türkoğlu, “Kadın özgürlükçü bir Suriye için direnen kadınlarla mücadeleyi büyütmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Rojava bizim varlığımızdır, onurumuzdur” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Suriye politikasının barışı esas alması gerektiğini belirten Türkoğlu, cihadist yapılara karşı uluslararası kamuoyunu göreve çağırdı. Türkoğlu, şunları söyledi:
“Gerek dünya gerek Ortadoğu gerekse de ülkede yaşanan gelişmeler elbette ki biz kadınların hayatlarını en çok etkileyen gündemlerin başında gelmektedir. Tüm dünyada yükselen erkek egemenliği bir kez daha savaş ve şiddet politikalarıyla halkların bir arada özgür ve eşit yaşama umuduna gölge düşürmek istemektedir. Kirli çıkarlar ve emperyal hayaller uğruna her an, her dakika değişen güç ve ittifak dengeleri özellikle Ortadoğu üzerinden şekillenmektedir. Suriye’nin Halep kentine bağlı Şexmaqsud, Eşrefiye, Beni Zeyd mahallelerinde kadınlara, halklara ve inançlara yönelik gerçekleştirilen katliam bu güçlerin desteğiyle yapılmıştır. Cihadist, kadın düşmanı HTŞ’ye bağlı Türkiye destekli güçler bu mahallelerde insanlığa, kadınlara karşı suç işlemiştir. Bir kez daha kadın bedeni bir savaş alanı olarak görülmüştür. Tüm kamuoyunun gözü önünde bir kadın direnişçi işkence edilerek katledilmiştir. Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki bu saldırılarla Kürt halkının, kadınların kazanımları hedeflenmiştir. Halkların, kadınların, inançların bir arada özgür ve eşit yaşamına yönelik yapılmıştır. Bugün saldırılan, hedef alınan kadınlar dün Kobanî’’de, Şengal’de, Rojava’da karanlık IŞİD çetelerine karşı direnen, diz çökmeyen kadınlardır. Bizler var olduğumuz sürece demokratik bir Suriye için, kadın özgürlükçü bir Suriye için direnen ve mücadele eden kadınlarla birlikte mücadeleyi büyütmekten asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.”
“ROJAVA’YA SES OLMAK İNSANLIK GÖREVİDİR”
Kadınlar olarak, yapılan eylemlerle Suriye konusunda Türkiye’yi uyardıklarını hatırlatan Türkoğlu, “Korkunun kaynağının ne olduğunu biliyoruz. Korkunun kaynağı, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar öncülüğünde inşa edilen demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmadır; Rojava’nın direnişidir, halkların birlikte yaşama fikriyatıdır. Günlerdir partimiz, demokratik kitle örgütleri, kadınlar, anneler Suriye’de yaşanan katliamlara karşı yürüyüş ve açıklamalar yaparak özellikle Türkiye’yi uyarmaktadır. Kürt halkının, kadınların varlığına yönelik hiçbir saldırıyı kabul etmeyeceklerine dair güçlü bir irade ortaya koymuşlardır. Bizler yaşanan katliamlara karşı sesimizi ve eylemlerimizi daha da yükseltmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu bilinç ve kararlılıkla mücadelemizi yükselteceğiz. Çünkü Rojava bizim varlığımızdır. Rojava bizim kadın kimliğimizdir, onurumuzdur, çizgimizdir! Bunu her alanda göstereceğiz! Bu mücadele sadece Kürt kadınlarının mücadelesi değil, tüm insanlığın ve kadınların mücadelesidir. Tüm kadınlara, kadın örgütlerine, uluslararası kamuoyuna sesleniyoruz: Rojava’ya ses olmak herkesin insanlık görevidir” ifadelerini kullandı.
“BARIŞ ANNELERİNİN TALEBİ BİZİM DE SÖZÜMÜZDÜR”
Ankara’ya gelen Barış Anneleri Meclisi’nin taleplerini de aktaran Türkoğlu, “Barış Anneleri Meclisi, Rojava’ya ses olmak için ülkenin dört bir yanından dün Ankara’ya geldi. Anneler Dışişleri Bakanlığı ile görüşmek istedi. Ancak Hakan Fidan bu sesi duymak istemedi. Tüm kamuoyu önünde açıklamalarını gerçekleştiren Barış Annelerinin sözünü buradan sizlerle paylaşmak istiyorum: “Rojava'da insanlık dışı bir savaş yürütülüyor. Bu savaşı yürütenleri kınıyoruz. Türkiye, o çeteleri eğitip savaşa gönderdi. Kürt çocuklarının kanı üzerine plan yapıyorlar. İnsanlığa karşı bir savaş bu. Biz barış istiyoruz. Dışişleri Bakanı istifa etmelidir. Uluslararası kamuoyuna sesleniyoruz. Colani DAİŞ'tir. Türkiye bunları destekliyor. Bir kez daha barış diyoruz. Kürtlerin kanı üzerine pazarlık yapılmasını istemiyoruz.” Barış Annelerinin talebi ve sözü bizim de sözümüzdür” şeklinde konuştu.
Kadınların ortak mücadelesinin hedef alındığına atıfta bulunan Türkoğlu, Tandoğan’daki kadın mitinginin “DEM Parti mitingi” olarak yansıtılmasını bilinçli bir algı operasyonu olarak niteledi. Konuşmasını “Örgütlenmediğimiz tek bir alan bırakmayacağız. Kadınlar bu düzene biat etmeyecek” sözleriyle tamamladı.
DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü konuşmasının son bölümünde, “Yaşasın kadın mücadelesi, Jin Jiyan Azadî” diyerek sözlerini tamamladı.