HABER - Mehmet TÜRK
Marmara İç Denizi’nin depremle oluşmuş bir yapı olduğunu hatırlatan Görür, bu bölgenin ayrıntılı biçimde en son 1999 yılında incelenebildiğine dikkat çekti. Aradan geçen onca yıla rağmen eksiklerin giderilmediğini belirten Görür, şu ifadeleri kullandı:
“Marmara’nın bir eksiği, gediği varsa bunu tamamlarsınız, yayınlarsınız. O zaman Marmara nedir, ne değildir belli olur. Bilimsel söylemler kahve sohbeti gibi olmaz. Yazmak, çizmek lazımdır, dünyada okunmak lazımdır. Yoksa sizi kimse ciddiye almaz."
“DEPREM SİSTEMİ GÖRÜLÜRSE, BÖLGE HAZIRLANIR"
Bilimin süreklilik gerektirdiğini vurgulayan Görür, Marmara Denizi ve fay sisteminin bütüncül biçimde ele alınması halinde, bölgenin deprem sisteminin açıkça görülebileceğini ifade etti. Bunun da ancak kapsamlı ve sürekli araştırmalarla mümkün olacağını belirten Görür, bu sayede İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nin depreme hazırlanabileceğini söyledi.
İstanbul’un tarihsel deprem geçmişine de dikkat çeken Görür, kentte 7,0’nin üzerinde çok sayıda büyük depremin yaşandığının bilindiğini hatırlattı.
“ÖLÜMCÜL SORU: NEDEN DEPREM DİRENÇLİ YAPMIYORUZ?"
Açıklamasının sonunda kamuoyuna ve yetkililere kritik bir soru yönelten Prof. Dr. Naci Görür, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ölümcül soru şudur: Niye İstanbul’un veya başka bir yerin deprem sistemini inceleyip, oraları deprem dirençli yapmıyoruz?"
Görür’ün bu çıkışı, Marmara’da beklenen büyük deprem tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, bilimsel araştırmaların ve somut önlemlerin yetersizliği konusundaki eleştirileri de bir kez daha alevlendirdi.