ÖZEL HABER-Mehmet TÜRK
Avrupa Birliği destekli CultureCIVIC Kültür Sanat Programı kapsamında hazırlanan “Dicle’nin Kültürel ve Ekolojik Hatırlamaları” sergisi, Cemilpaşa Konağı’nda sanatseverlerle buluştu. Şehir ve çevre planlama uzmanları Dilan Kaya ve Gizem Kıygı’nın imzasını taşıyan sergi, yalnızca bir sanat etkinliği değil; Dicle Nehri’nin hafızasını gün yüzüne çıkaran güçlü bir anlatı sunuyor.
Dilan Kaya, serginin temelinde uzun yıllara yayılan bir düşünsel sürecin olduğunu belirterek, çalışmalarının 2019-2020 yıllarından bu yana Diyarbakır özelinde kentsel hafıza, mekân ve özellikle kadınların hafızası üzerine yoğunlaştığını ifade etti. Kaya, Dicle Nehri’nin yalnızca bir kenti değil, birçok şehri kesen sınır aşan bir ekosistem olduğuna dikkat çekerek, bu büyük havzaya bütüncül bakmanın önemini vurguladı.
Son 50 yılda yaşanan müdahalelerle dönüşen, yok olan ve yeniden var olmaya çalışan ekosistemi görünür kılmayı amaçladıklarını dile getiren Kaya, bu serginin aynı zamanda kamusal bir farkındalık çağrısı olduğunu söyledi.
HAZAR GÖLÜ’NDEN CİZREYE UZANAN YOLCULUK
Serginin çıkış noktası ise oldukça etkileyici bir saha çalışmasına dayanıyor. Kaya ve Kıygı, Ekim 2025’te dört kadın olarak çıktıkları 15 günlük yolculukta, Dicle Nehri boyunca geniş bir rota izledi.
Hazar Gölü’nden başlayan yolculuk; Maden, Eğil, Hevsel Bahçeleri, Bismil, Hasankeyf, Batman, Beşiri ve Cizre hattına kadar uzandı.
Bu süreçte bitkilerden ses kayıtlarına, video çekimlerinden arşiv belgelerine kadar birçok veri toplandı. Sergi, bu çok katmanlı üretimin bir yansıması olarak ziyaretçilerin karşısına çıkıyor.
BİTKİLERLE KURULAN HAFIZA
Gizem Kıygı ise çalışmaların en dikkat çekici yönlerinden birinin bitkiler üzerinden kurulan hafıza olduğunu belirtti. Yolculuk boyunca Dicle çevresindeki bitkilerden örnekler topladıklarını söyleyen Kıygı, bu bitkilerin herbaryum tekniğiyle kurutularak sergilendiğini ifade etti.
Ancak serginin asıl gücü, bilimsel verinin ötesine geçmesinde yatıyor. Kıygı’ya göre her bitkinin yalnızca Latince bir adı yok; Kürtçe başta olmak üzere farklı dillerde, farklı anlamlar taşıyan isimleri ve kullanım biçimleri var.
Bazı bitkiler yemeklerde kullanılırken, bazıları şifa kaynağı, bazıları ise ritüellerin bir parçası olarak öne çıkıyor. Örneğin civanperçemi bitkisinin kadın sağlığıyla ilişkilendirilmesi, ziyaretçilerden gelen sözlü anlatılarla serginin yaşayan bir hafıza alanına dönüşmesini sağlıyor.
“BU DAHA BAŞLANGIÇ”
Sanatçılar, sergiyi bir son değil, başlangıç olarak görüyor. Amaçlarının yalnızca Dicle Nehri’ni belgelemek olmadığını belirten Kıygı, bu hafızanın birlikte büyütülmesi gerektiğini vurguladı.
Serginin ilerleyen süreçte Dicle’nin aktığı farklı şehirlerde de sergilenmesi hedefleniyor. Böylece sınırları aşan bir nehir gibi, bu kültürel ve ekolojik hafızanın da coğrafyalar arasında dolaşması amaçlanıyor.
“Dicle’nin Kültürel ve Ekolojik Hatırlamaları” sergisi, doğa, hafıza ve insan arasındaki bağı yeniden düşünmek isteyen herkes için güçlü ve çarpıcı bir deneyim sunuyor.