ÖZEL HABER-Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU-Veli BALTACİ
Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yıldırım, Güneydoğu Anadolu’da yaşanan sert kış ve devam eden yoğun yağışlara ilişkin gazetemiz Güneydoğu Ekspres'e öneli değerlendirmelerde bulundu. Yıldırım, 2025-2026 kış döneminin son 97 yılın en sert ikinci kışı olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.
"EKSTREM HAVA OLAYLARI ARTTI"
Küresel iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Yıldırım, son 100 yılda dünya sıcaklığının yaklaşık 1,5 derece arttığını belirterek, “Artık sadece ısınmadan değil, ekstrem hava olaylarının artmasından söz ediyoruz” dedi.
"BÖLGEDE BOZULMUŞ AKDENİZ İKLİMİ VAR"
Güneydoğu Anadolu’nun iklim yapısına değinen Yıldırım, bölgenin tam anlamıyla karasal değil, 'bozulmuş Akdeniz iklimi' etkisinde olduğunu ifade etti. Yağışların büyük bölümünün kış aylarında gerçekleştiğini belirten Yıldırım, Mart ayı sonuna kadar yıllık yağışın yüzde 90’ından fazlasının alındığını söyledi.
SERT KIŞLAR NEDEN NADİR GÖRÜLÜYOR?
Bölgedeki sert kışların nadir yaşandığını belirten Yıldırım, bunun en önemli nedeninin Güneydoğu Toroslar olduğunu vurguladı. Kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin bu dağlar tarafından çoğu zaman engellendiğini ifade eden Yıldırım, “Ancak bu hava kütleleri engeli aştığında, bölgede uzun süreli ve şiddetli kışlar yaşanıyor” dedi.
"BU YIL YAŞANAN KIŞ TARİHİ NİTELİKTE"
1929’dan bu yana tutulan meteorolojik verilere göre bu yıl yaşanan kışın olağanüstü olduğunu belirten Yıldırım, “1973 yılı en sert kış olarak biliniyor. Bu yıl ise o dönemden sonra en sert ikinci kışı yaşadık” ifadelerini kullandı.
YAZ KURAK GEÇECEK Mİ?
Sert geçen kışın ardından yazın da aşırı sıcak geçeceği yönündeki görüşlere temkinli yaklaşan Yıldırım, bunun kesin bir bilimsel karşılığı olmadığını söyledi. Yıldırım ancak, bahar döneminin kısa sürebileceğini ve yaz sıcaklarına hızlı geçiş yaşanabileceğini belirtti.
YAĞIŞLAR ŞİMDİLİK AVANTAJ
Devam eden yağışların tarım açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Yıldırım, barajların dolduğunu, toprak ve yer altı su kaynaklarının beslendiğini ifade etti. Yıldırım, Nisan ayı sonrasında görülebilecek dolu ve zirai don olaylarının ise risk oluşturduğunu da sözlerine ekledi.
"İKLİMİ DEĞİŞTİRMEK MÜMKÜN DEĞİL"
Bazı ülkelerin iklimi değiştirdiği yönündeki iddialara da değinen Yıldırım, bu tür müdahalelerin yalnızca lokal ölçekte mümkün olduğunu belirtti. Küresel ölçekte iklimi değiştirebilecek bir teknolojinin bulunmadığını vurgulayan Yıldırım, “İklim üzerinde en büyük etki güneşe aittir” dedi.
KAR TEMİZLEME DÖNEMİNDE ALTYAPI SORUNU VE KURUMLAR ARASI KARMAŞA
Diyarbakır’da yaşanan sert kışın ardından yaşanan altyapı sorunları ve yetki karmaşasına dair de önemli değerlendirmelerde bulunan Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yıldırım, şunları ifade etti:
“Diyarbakır olarak bu yıl ikinci sert kış dönemini ve kar yağışının beraberinde getirdiği afet durumunu bizzat tecrübe ettik. Bu süreçte hazırlıksız yakalanmanın toplumsal yaşama yansımaları maalesef ağır oldu. Ancak Diyarbakır özelinde, diğer pek çok kentte rastlanmayan temel bir talihsizlik söz konusu oldu. O da, şehir içi ana arterlerin yönetim yapısı.
"KENTİN YOĞUN NOKTALARI KARAYOLUNUN SORUMLULUĞUNDA"
Pek çok büyükşehirde çevre yolları tamamlanmış olduğundan, şehir merkezinden geçen ana yollar Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğundan çıkarılmıştır. Diyarbakır’da ise çevre yolu projesi henüz tam dairesel bir bütünlüğe ulaşamadı. Seyrantepe, Kantar ve Üniversite hattı gibi yoğun noktaların Kara Yolları Genel Müdürlüğü (KGM) sorumluluğunda olması, olağanüstü durumlarda 'hızlı müdahale' refleksini zayıflatıyor.
"YETKİ KARMAŞASI KARŞILIKLI SUÇLAMALARA ZEMİN HAZIRLIYOR"
Bu durum, Büyükşehir Belediye Eş Başkanlarının da dile getirdiği gibi bir yetki karmaşasına ve karşılıklı suçlamalara zemin hazırlıyor. Karayolları kendi yükümlülüğünü yerine getiremediğinde, fatura doğrudan kente ve yerel yönetime kesiliyor. Elbette Büyükşehir Belediyesinin hazırlıklı olması şarttır; ancak gerçekçi bir yaklaşımla şunu kabul etmeliyiz; Diyarbakır, son 97 yılda bu sertlikte bir kışı sadece 6 kez yaşamış, yani ortalama 15-20 yılda bir bu tür afetlerle karşılaşan bir kenttir. Dolayısıyla Diyarbakır’ın kar küreme ve tuzlama araç parkurunun bir Erzurum ölçeğinde olmasını beklemek, kamu kaynaklarının verimsiz kullanımı ve abartılı bir harcama anlamına gelir.
"ÇÖZÜM, ÇEVRE YOLU PROJESİNİ TAMAMLAMAKTIR"
Asıl çözüm ise, makine parkurunu devasa boyutlara taşımak değil, yetki karmaşasını sonlandıracak çevre yolu projelerini tamamlamak ve kurumlar arası koordinasyonu afet yaşanmadan önce tesis etmektir."