Diyarbakır mitingi bize anlattı?

Süreci desteklediği için Devlet Bahçeli'nin sağlığına dua etmek kıvamına gelmiş Kürtlerin, sürecin belirsizliğinden rahatsız olması normal ama devlet denilen mekanizmanın kodlarını revize etmek de hiç kolay değil.

Abone Ol

Geçen hafta cuma günü Almanya'dan bir arkadaşım Diyarbakır'a uğradı. Uzun bir aradan sonra birkaç saat sohbet etmek imkanımız oldu. Sur'da dolaşırken bir minibüse denk geldik. Minibüsten yapılan anons, pazar günü yapılacak mitinge davet ediyordu.

Mardinkapı'da siyaset konuştuk arkadaşımla. Dediğine göre Almanya'da yaşayan kimi Kürtler, süreç ve Rojava'daki gelişmeler nedeniyle çok huzursuz. Birçok taviz verildi ama devlet tarafından olumlu hiçbir adım atılmadı, diye. Rojava geri çekildi ve Şam hükümeti ile entegrasyon yolunda. Peki, Kürtlerin kazanımı nerede? Dediğine göre bu soruların karşılığını bulamayan birkaç tanıdığı Öcalan'dan uzaklaşmaya başlamış.

Almanya'daki Kürtler rahatsız da buradakiler gidişattan çok mu memnun? Değil elbette. Kürt halkının sabırsızlığı anlaşılabilir ama yüz yıllık bir meselenin iki yıl içinde kökten çözülmesinde ısrar etmek de çok mantıklı değil. Süreci desteklediği için Devlet Bahçeli'nin sağlığına dua etmek kıvamına gelmiş Kürtlerin, sürecin belirsizliğinden rahatsız olması normal ama devlet denilen mekanizmanın kodlarını revize etmek de hiç kolay değil. Yekpare bir bütünlük değil devlet ve iki yıl içinde süreci sabote edecek herhangi bir provokasyonun gerçekleşmemiş olması bile mucize gibi bir şey.

Bu, süreci yürütenlerin kararlılığını göstermesi açısından çok kıymetli. İmralı'da kimilerinin 'pazarlık' diye küçümseyerek söz ettiği görüşmeler yapılıyordur. Bu görüşmelerin yer yer tıkandığı, çerçeve yasanın Meclise getirilmesinin gecikmesinden belli. Burada önemli olan masanın devrilmemiş olmasıdır. Bu da uzlaşmak için hâlâ umut olduğunu gösteriyor.

Bütün bunlar ve daha fazlasını konuştuk, Almanya'dan gelen Karadenizli arkadaşımla. Kürt halkının Öcalan'a güveni konusunda bazı kuşkuları vardı. Sosyal medyadaki trollere aldırma, dedim. Trollerin algı yapmaya çalıştığını ve bunun sürece, Kürt halkının kazanımlarına hiç bir faydasının olmadığını söyledim. Sonunda, "Pazar günü yapılacak mitingi izle, hepimiz için öğretici olacak" dedim. Çünkü miting, "Özgür önderlikle demokratik topluma" sloganıyla gerçekleşecekti. Bu slogan etrafında mitingin yapılacağı İstasyon Meydanını dolduracak kitle, nicelik ve nitelik olarak bize çok şey anlatacaktı.

*

İtiraf etmeliyim ki pazar günü yapılan mitinge kitlesel katılım beni de şaşırttı. Elbette bir kalabalık bekliyordum fakat son yıllarda Diyarbakır'da düzenlenen en kitlesel miting gerçekleşti. Mitinge katılımın yanı sıra meydanda sloganlarla dile getirilen taleplerin sosyal medya trollerine cevap niteliğinde olduğu konusunda herkes hemfikir.

Süreç başladığından bu yana trollerin sözümü ettiği 'teslimiyet' konusuna ise Veysi Aktaş, miting platformundan cevap verdi: "Demokratik müzakere ne istiyor? Birlik, saygı, özgürlük istiyor. İsteğimiz nedir? Özgür çalışma koşulları, eşit müzakere, onurlu özgürlük istiyoruz. Barış istiyoruz ama onurlu barış istiyoruz. Çözüm istiyoruz ama demokratik çözüm istiyoruz. Yasa istiyoruz ama barış yasası. Barış zorla gelmez. Barış halkın onurunu ezmek değil. Barış onur, özgürlük, hak tanımayla gelir. Kimse kusura bakmasın; teslimiyet barış değil. Bu halkın inancı barışa var. Barış ve teslimiyeti birbirine karıştırmamak gerekiyor. Çözüm söylemleri için teslimiyet söylemlerinden vazgeçin. Bilin ki bu halk teslim olmaz. Barış istiyoruz, onurlu barış, eşit gelecek istiyoruz. Herkes bilsin barışın teslimiyete dönmesine izin vermeyiz. Demokratik çözümün tasfiyeye dönmesine izin vermeyiz.”

Diyarbakır'da gerçekleşen miting, ciddi mesajlar içeriyordu. Bu mesajlardan biri de süreci yürüten devlet kanadına yönelikti: Oyalanmayı bırakın, elinizi çabuk tutun, puslu havayı sadece kurtlar sevmez, pusuda bekleyen nice karanlık güçler var.