Diyarbakır Haberleri

Diyarbakır’da iğneli mizah: Pişmiş kelle gibi ne gülisen?

Diyarbakır’ın bilinen 12 bin yıllık tarihi ve hüküm süren 33 medeniyetin izlerini günümüze kadar taşırken, burada yaşayan uygarlıkların sözlerini de günümüze kadar getiriyor. Mizah ve iğnelemeyi bir araya getiren sözlerin başında bulunan, “Pişmiş kelle gibi ne gülisen?” sözünün nerden geldiğini araştırdık.

Abone Ol

Mehmet TÜRK- Yazdı

Diyarbakır sokaklarında dolaşırken yalnızca taş duvarların, dar sokakların ya da kadim tarihinin değil, dilin de kendine has bir karakteri olduğunu fark edersiniz. Bu şehirde insanlar bazen en sert eleştirilerini bile öyle dolaylı, öyle ince bir iğneyle yapar ki; karşı taraf neye uğradığını birkaç saniye gecikmeyle anlar. İşte bu sözlü kültürün en çarpıcı örneklerinden biri: Pişmiş kelle gibi ne gülisen? Bu sözün nerden geldiğini taş sokaklarda araştırdık.

Diyarbakır’ın en eski çarşısı olarak bilinen Aşefçiler Çarşısında, “Pişmiş kelle gibi ne gülisen?” sözünün kökünü ve nerden geldiğini oradaki esnafa sorduk.
İlk bakışta kulağa komik gelen bu ifade, aslında Diyarbakır’ın kendine özgü mizah anlayışını ve ince alay geleneğini birlikte taşıyor. Peki, bu söz nereden geliyor?

KELLENİN HİKÂYESİ: MUTFAĞIN İÇİNDEN DİLE

Diyarbakır mutfağında sakatatın yeri ayrıdır. Özellikle kuzu ve koyun gibi küçükbaş hayvanların her parçası değerlendirilir. Bunların arasında “kelle” dediğimiz hayvan başı da önemli bir yere sahip. Ancak bu kellenin sofraya gelmeden önce ilginç bir dönüşüm süreci var.

Kesimden sonra hayvanın başındaki tüyler ateşle yakılır. Bu işlemden sonra ortaya, derisi gerilmiş, dişleri açıkta kalmış, adeta “gülüyormuş” gibi görünen bir yüz çıkar. İşte bu görüntü, Diyarbakır halkının keskin gözlem gücüyle birleşince dile bir benzetme olarak yerleşmiş.

GÜLMEK Mİ, SIRITMAK MI?

“Pişmiş kelle gibi gülmek” aslında saf bir gülüşü tarif etmez. Daha çok, yersiz gülmeyi, duruma uygun olmayan bir sırıtışı, biraz da “neye güldüğü belli olmayan” ifadeyi anlatıyor. Yani bu söz, doğrudan hakaret etmek yerine, karşı tarafın davranışını küçümseyen ama bunu mizahın arkasına saklayan bir ifadedir.

DİYARBAKIR USULÜ LAF SOKMA SANATI

Diyarbakır’da insanlar çoğu zaman ağır sözler yerine böyle imalı ifadeleri tercih eder. Çünkü burada lafın sertliği değil, zekâsı makbuldür. Birine “ayıp ediyorsun” demek yerine, tek bir cümleyle hem güldürüp hem düşündürmek daha değerlidir.

“Pişmiş kelle gibi ne gülisen?” de tam olarak bu geleneğin en çarpıcı ürünü. Hem görsel bir benzetme içeriyor hem de söyleniş biçimiyle hafif bir sitem barındırıyor.

MİZAHIN İÇİNDEKİ GERÇEK

Bu tür deyimler sadece güldürmek için değil, aynı zamanda toplumsal davranışları düzenlemek için de kullanılır. Yersiz gülmenin hoş karşılanmadığı bir ortamda, doğrudan azarlamak yerine böyle bir sözle uyarı yapılır. Ve belki de bu yüzden, yüzlerce yıldır değişmeden kullanılıyor.

Diyarbakır’da bir gün biri size dönüp “Pişmiş kelle gibi ne gülisen?” derse, alınmadan önce bir durup düşünmekte fayda var. Çünkü o sözün içinde hem bir mutfak hikâyesi, hem bir halk zekâsı, hem de ince bir uyarı gizlidir. Kısacası, “Pişmiş kelle gibi ne gülisen?” sözünde olduğu gibi Diyarbakır’da sadece yemekler değil, sözler de ateşte pişerek kıvamını buluyor.