ÖZEL HABER-Güneş OCAĞA
SDG ile Şam yönetimi arasında yürütülen müzakerelerin çıkmaza girmesi, Türkiye’de devam eden barış sürecinin geleceğine ilişkin endişeleri artırdı. Suriye’deki gelişmeler ve Türkiye’de yürütülen çözüm sürecini DEM, SAADET, DEVA, HÜDA-PAR ve AK Parti il Başkanları Güneydoğu Ekspres’e değerlendirerek, Diyarbakır halkının artık çatışma değil huzur, adalet ve kardeşlik istediğini vurguladı.
İl başkanları, Diyarbakır'da bugün her zamankinden daha güçlü bir şekilde barış talebinin yükseldiğini ifade etti.
ABBAS ŞAHİN: ULUSLAR ARASI GÜÇLER DEVREYE GİRDİ
Rojava’da Kürt halkının elde ettiği kazanımların kaybedilmesi noktasında, uluslararası güçlerin de devreye girdiği dile getiren DEM Parti Diyarbakır İl Eşbaşkanı Abbas Şahin, şunları söyledi:
“Yüz yıl önce uygulanan politikaların benzerleri, Kürt halkını yeniden statüsüz bırakmak amacıyla bugün tekrar sahneye konulmaktadır. Ancak Kürt halkı, örgütlü yapısı sayesinde bu tür hamlelerin karşısında durabilecek güce sahiptir.
“BASIN ÜZERİNDEN YAPILAN MANİPLASYONA İTİBAR ETMEYİN”
Özellikle basın yoluyla Kürt halkını bezdirmeye, mücadele azmini kırmaya ve halkı davasından uzaklaştırmaya dönük bir çabanın yürütüldüğü açıkça görülmektedir. Buna rağmen Kürt halkı, bu girişimlere karşı topyekün bir duruş sergilemektedir. Basın üzerinden yapılan manipülasyonlara itibar edilmemesi gerekmektedir. Temel amaç, Kürt halkının kazanımlarının önüne geçmek ve bu kazanımları koruma iradesini zayıflatmaktır.
“MORAL KAYBINA İZİN VERMEYİN”
Sivil katliamların yarattığı bir moral bozukluğu vardır. Ancak aynı zamanda güçlü ve kararlı bir duruş da mevcuttur. Kürt halkı, İŞİD’e karşı bir mücadele vermiş ve bu mücadelede başarılı olmuştur. Bugün yürüttüğü son mücadelede de başarılı olacaktır. Bu nedenle halkımızın müsterih olması, hiçbir şekilde moral ve motivasyon kaybına izin vermemesi gerekmektedir.
“KÜRT HALKI DİRENGEN BİR HALKTIR”
Kürt halkı mücadeleci ve direngen bir halktır. Her zaman kendi geleceğini koruyabilecek bir güce sahip olduğunu defalarca kanıtlamıştır. Aynı zamanda barış isteğinden de asla vazgeçmemiştir. Bu halk, Cizre’de çocuğunun cansız bedenini buzdolabında saklamak zorunda kalan annenin ruhunu taşıyan bir halktır.”
ÖMER İLLER: HERKES İÇİN BARIŞI SAVUNUYORUZ"
10 Mart Mutabakatı'na uyulmasının önemli olduğunu vurgulayan AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Ömer İller, "Elbette bu durumlar bizi üzüyor. Ancak 10 Mart Mutabakatı’na uyulması konusunda bizim de temel temennimiz, tarafların anlaşmaya bağlı kalmasıdır. Bu sorunun çözümü için ortada bir mutabakat bulunmaktadır ve bu mutabakatın uygulanması, hem Ortadoğu’nun hem de özelde Suriye’nin yararına olacaktır. Aksi takdirde bu tür provokasyonlar devam eder ve bundan hepimiz zarar görürüz. Biz Ortadoğu’da herkes için barışı savunuyoruz" dedi.
ABDURRAHMAN ERGİN: DİYARBAKIR HALKI KAYGIYLA İZLİYOR
Diyarbakır halkının Suriye'deki gelişmeleri kaygıyla izlediğini vurgulayan Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Ergin ise, şunları ifade etti:
"Diyarbakır halkı, Suriye’de ve özellikle Rojava’da yaşanan son gelişmeleri kaygıyla ama aynı zamanda dikkatle takip etmektedir. On yıllardır savaşın, inkarın ve çatışmanın bedelini ödeyen halkımızın temel talebi nettir: Silahların sustuğu, müzakerenin esas alındığı, halkların iradesine saygılı bir barış düzeni.
"ROJAVA'DAKİ TABLO YERELİN YOK SAYILMAMASI"
Rojava’da ortaya çıkan tablo, kimliklerin zorla bastırılmadığı, yerelin yok sayılmadığı ve farklı halkların birlikte yaşayabildiği bir model arayışını yeniden gündeme taşımıştır. Diyarbakır’ın beklentisi; bu sürecin yeni çatışmaların gerekçesi yapılmaması, aksine bölgesel barışın ve istikrarın kapısını aralayacak şekilde ele alınmasıdır. Halkımız, Kürtlerin kazanımlarının tehdit olarak değil, adil ve kapsayıcı bir çözümün parçası olarak görülmesini istemektedir.
"DİYARBAKIR TOPLUMSAL UZLAŞI İSTİYOR"
Suriye’de varılan anlaşmaların kalıcı olabilmesi; hiçbir kimliğin dışlanmadığı, yerel iradenin tanındığı ve hak–adalet ekseninin korunduğu bir anlayışa bağlıdır. Aynı yaklaşımın Türkiye açısından da geçerli olması gerektiği açıktır. Diyarbakır, güvenlik merkezli politikalarla değil; demokrasi, hukuk ve toplumsal uzlaşıyla güçlenecek bir Türkiye talep etmektedir.
"HALKIMIZIN ORTAK ÇAĞRISI YENİ ACILARIN ÜRETİLMEMESİ"
Halkımızın ortak çağrısı şudur: Bölgesel dengeler uğruna yeni acılar üretilmemeli, dış güçlerin hesapları uğruna halkların geleceği riske atılmamalıdır. Barış; sadece sınırların güvenliğiyle değil, insanların onurlu, özgür ve adil bir yaşam sürebilmesiyle mümkündür. Diyarbakır’ın sesi, bugün her zamankinden daha güçlü biçimde adalet, müzakere ve kalıcı barış demektedir.”
ZEYNUL ABİDİN GÜLSEVER: SURİYE HALKI YENİ BİR ÇATIŞMA VE YIKIMI KALDIRAMAZ
Suriye'deki gelişmeleri dikkatle takip ettiklerini dile getiren HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanı Zeynul Abidin Gülsever, şunları söyledi:
"Suriye’de yaşanan gelişmeleri kaygı ve dikkatle takip ediyoruz. Yarım milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği ağır bir yıkımın ardından Suriye halkının yeni bir çatışmayı kaldıracak ne gücü ne de tahammülü kalmıştır. 61 yıllık Baas rejiminin yıkılmasının ardından bugün en büyük sorumluluk, geçmişin acı hatalarını tekrar etmemek ve Suriye’yi yeniden bir iç çatışma sarmalına sürüklememektir.
"KÜRTLER SURİYE'NİN ASLİ ORTAĞIDIR"
Kürtler Suriye’nin asli ortaklarındandır. Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer tüm toplulukların haklarının anayasal güvence altına alındığı, adil ve ortak bir yönetim anlayışı hem mümkündür hem de zorunludur. Mezhep ve etnik temelli her türlü gerilim, Suriye’yi toparlanma sürecinden uzaklaştırmakta ve dış müdahalelere zemin hazırlamaktadır. ABD’den dost olmayacağı artık defalarca tecrübe edilmiştir; sırtını dış güçlere dayayanların ise eninde sonunda kaybettiği görülmüştür.
"SİVİLLERİN CAN GÜVENLİĞİ HER TÜRLÜ HESABIN ÜZERİNDEDİR"
Sivillerin can güvenliği, onuru ve temel hakları her türlü siyasi ve askeri hesabın üzerinde tutulmalıdır. Sivil halkın yerinden edilmesine yol açacak çatışmalardan kesinlikle kaçınılmalı; mahalleler ve şehirler yeni gerilim alanlarına dönüştürülmemelidir. Kalıcı barış ancak adaletle, herkesin hukukunun ve onurunun korunmasıyla mümkündür.
"BARIŞ SÜRECİNİN ZEDELENMESİNE İZİN VERİLMEMELİ"
Öte yandan, Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” süreci, özellikle Diyarbakır’da yıllardır özlemi duyulan barış ve huzur umudunu güçlendirmiştir. Suriye merkezli yeni çatışmaların, bu süreci ve bölgemizde filizlenen barış iklimini zedelemesine izin verilmemelidir. Diyarbakır halkı artık çatışma değil; huzur, adalet ve kardeşlik istemektedir. Bölgesel gerilimlerin, içeride barış umutlarını akamete uğratacak şekilde tırmandırılmasına karşı dikkatli olunmalıdır.
"TÜM TARAFLAR SAĞDUYU İLE HAREKET ETSİN"
Bu vesileyle tüm tarafları; itidal, sağduyu ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye, çatışma yerine uzlaşma kanallarını güçlendirmeye davet ediyoruz. Suriye’nin toplumsal barışını ve Suriyelilerin ortak geleceğini önceleyen her adım, bölgemizin tamamı için umut olacaktır."
REMZİ KAYMAK: DEMOKRATİK KAZANIMLARI YOK SAYAN MÜDAHALELERİ KABUL ETMİYORUZ
Demokratik kazanımları yok sayan müdahaleleri kabul etmediklerini ifade eden DEVA Partisi Diyarbakır İl Başkan Mehmet Remzi Kaymak, da şunları aktardı:
"Rojava’da ve Halep’te yaşanan bölge halklarının barış içinde bir arada yaşama iradesini hedef almaktadır. Sivillerin yaşamını tehlikeye atan, demokratik kazanımları yok sayan ve istikrarsızlığı derinleştiren her türlü müdahaleyi kabul edilemez
Rojava’da halkların eşitliği, kadın özgürlüğü ve yerel demokrasi temelinde inşa edilmeye çalışılan yaşam modelinin askeri ve siyasi saldırılarla tasfiye edilmesine karşıyız. Bu yaklaşım, yalnızca Kürt halkını değil, bölgede yaşayan tüm halkları ve Ortadoğu’nun geleceğini olumsuz etkilemektedir.
"SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ ÇATIŞMADA DEĞİL"
Sorunların çözüm yolu savaş ve çatışma değil; diyalog, müzakere ve demokratik siyasettir. Uluslararası hukuka aykırı uygulamalara derhal son verilmeli, sivillerin güvenliği ve temel insan hakları güvence altına alınmalıdır.
Tüm demokratik ve uluslararası platformlarda bu hukuksuzlukların karşısında durmaya, barış ve demokratik çözüm çağrımızı ve Kürtlere yapılan bu haksızlığı karşısında olacağımız belirtmek isteriz.
"ROJAVA KÜRTLERİ BARIŞ İSTİYOR"
Suriye’de yıllardır süren savaş, yalnızca şehirleri ve altyapıyı değil, halkların umutlarını, birlikte yaşama iradesini ve gelecek duygusunu da ağır biçimde tahrip etmiştir. Bu yıkımın en ağır bedelini ödeyen kesimlerin başında ise Rojava’da yaşayan Kürt halkı gelmektedir. Rojava Kürtleri, bir yandan iç savaşın yıkıcı sonuçlarıyla mücadele ederken, diğer yandan inkâr, kuşatma, tehdit ve siyasal yalnızlaştırma politikalarıyla karşı karşıya bırakılmıştır.
"SİYASAL DİYALOG YERİNE, GÜÇ POLİTİKALARI TERCİH EDİLİYOR"
Rojava’da ortaya çıkan yerel yönetim deneyimi, tüm eksikliklerine rağmen; halkların birlikte yaşam iradesini, kadınların toplumsal hayattaki rolünü, inanç ve kimliklerin eşitliğini esas alan bir anlayışı temsil etmiştir. Bu deneyim, savaşın ortasında barışı, otoriterliğin karşısında yerel iradeyi, zorbalığın karşısında ortak yaşamı savunması bakımından dikkate değerdir. Ancak ne yazık ki bu irade çoğu zaman tehdit olarak görülmüş, askeri yöntemlerle bastırılmak istenmiş ve siyasal diyalog yerine güç politikaları tercih edilmiştir.
"ROJAVA'NIN TALEBİ EŞİT YURTTAŞLIK"
Oysa bilinmelidir ki Rojava Kürtlerinin talebi bölmek, parçalamak ya da yeni çatışmalar yaratmak değildir. Talep edilen şey; Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde, eşit yurttaşlık temelinde, kimliğin, dilin ve kültürün güvence altına alındığı demokratik bir yaşamdır. Kürtlerin ve diğer halkların varlığını yok sayan, baskı ve zor yoluyla dayatılan her çözüm, Suriye’yi yeni krizlere ve daha derin yaralara sürüklemekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.
"KALICI BARIŞIN YOLU MEŞRU TEMSİLCİLERİ MUHATAP ALMAK"
Suriye’de kalıcı barışın yolu; Rojava Kürtleri başta olmak üzere ülkedeki tüm halkların meşru temsilcilerinin muhatap alındığı, dışlayıcı değil kapsayıcı bir siyasal çözümden geçmektedir. Silahların sustuğu, intikamın değil adaletin konuştuğu, korkunun değil güvenin egemen olduğu bir Suriye mümkündür. Bunun için savaş dili terk edilmeli; akıl, vicdan ve diyalog esas alınmalıdır."