ÖZEL HABER / Mehmet Rumet SOYLU –Veli BALTACİ
Diyarbakır’da son yıllarda hız kazanan yapılaşma ve modern mimari anlayışı, beraberinde kentin kültürel dokusunun korunması tartışmalarını da gündeme getirdi. Mimar Serdil Odabaşı Sümer ile inşaat sektöründe faaliyet gösteren eşi Murat Sümer, hem modernleşmenin gerekliliğine hem de Diyarbakır’ın tarihsel kimliğinin korunmasının önemine dikkat çekti.
ESKİ İLE YENİNİN HARMANLANMASI
Serdil Odabaşı Sümer, “Mimarlık yalnızca yapı üretmek değildir. Sanatı ve yapıyı birleştiren bir olgudur. Bu anlamda bizler, yapının daha estetik, daha yaşanabilir ve albeni yaratan bir hale gelmesi için çalışıyoruz. Modern dünya artık rezidanslar ve gökdelenlerle şekilleniyor, Diyarbakır ise bazalt taşlı, iç avlulu ve insanın iç dünyasına hitap eden mimarisiyle öne çıkıyor. Ancak, buna rağmen kentte giderek artan rezidanslaşma ve gökdelenleşme, mutlaka dikkatle yönetilmelidir. Modernleşme, tarihsel dokuyu bozmadan ilerlerse çok daha kıymetli bir durum ortaya çıkar. Eski ile yeniyi harmanlayan mimari daha güçlü bir estetik ortaya çıkarabiliyor. Ancak deprem gerçeğini de dikkate almak zorundayız. ” dedi.
DEPREM SONRASI YATAY MİMARİYE İLGİ ARTTI
Pandemi ve depremler sonrası insanların daha bireysel yaşam alanlarına yöneldiğini ifade eden Serdil Odabaşı Sümer; “Son yıllarda villa tipi ve yatay mimari projelere ilginin arttığını görebiliyoruz. Bu durum, estetik bir fotoğraf da çıkartıyoruz karşımıza. Ancak şehir merkezlerinde plansız villa yapılaşmasına da mesafeli yaklaşıyoruz. Yüksek katlı binaların arasında kalan villalar hem görsel anlamda hem de şehir estetiği açısından doğru bir görüntü oluşturmuyor” dedi.
“BAZALT, DİYARBAKIR’IN KİMLİĞİDİR”
İnşaat sektöründe faaliyet gösteren Murat Sümer ise Diyarbakır’ın geleneksel mimarisinde bazalt taşının önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Bazalt taş bu kentin kimliği sayılabilir durumda olması nedeniyle her açıdan mutlaka korunması gerekir. Diyarbakır artık iki şehir gibi kabul edilmek durumundadır. Biri Sur ve tarihi dokusu, diğeri ise modern yapılarla gelişen yeni yüzü. Bu durumda şehirleşmenin kültürel yapıyı bozmadan sürdürülmesi gerekmektedir” diye konuştu.
Mimar çift, güvenli, estetik ve kültürel dokuyu koruyan yapıların geleceğin şehirlerini oluşturacağını belirterek, Diyarbakır’ın modernleşirken kendi kimliğini kaybetmemesi gerektiğini vurguladı.