Diyarbekir’in gökyüzü bu kadar dar olmamalı

Diyarbekir son yıllarda uzun zamandır hasret kaldığı bir ivmeyi yakaladı. Turizmde artan ilgi, gastronomiyle güçlenen şehir markası, ticarette canlanan pazarlar, fuarlar, toplantılar, kültür-sanat etkinlikleri…

Abone Ol

Kısacası şehir büyüyor. Ancak bu büyümenin önünde artık inkâr edilemez bir engel var. Yetersiz uçak seferleri.

Üstelik sorun sadece yurt içiyle sınırlı değil. Yurt dışı uçuşlarının yok denecek kadar az olması bu durumu çok daha ciddi bir krize dönüştürüyor.

Ama pek kimse de ses çıkartmıyor. Biz duymamış olamayız sanırım.

Diyarbekir, yalnızca bölgenin değil Türkiye’nin en kadim şehirlerinden biri olmasının ötesinde, ekonomik ve kültürel bir merkez olma yolunda hızla ilerliyor. Oteller doluyor, yeni yatırımlar geliyor, iş dünyası hareketleniyor.

Ancak tüm bu dinamizmin gökyüzünde bir karşılığı yok. Uçak seferleri artmak bir yana, mevcut kapasite bile talebi karşılayamıyor. İstanbul ve Ankara seferlerinde bilet bulmak neredeyse imkânsız hale gelirken, bulunan biletlerin fiyatları da erişilebilir olmaktan çıkmış durumda.

Buna bağlı olarak birçok insanın Diyarbekir’e gelişlerini iptal ya da ertelediklerine vakıfım.

Toplantılarını iptal eden iş insanları, gezi rotalarını değiştiren turistler, davetlere mesafeli yaklaşan sanatçı ve akademisyenler. Mevcut uçuş saatleri de iş insanlarının Ankara, İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde iş görüşmelerini yapıp aynı gün içinde geri dönebilmelerine imkan tanımamaktadır.

Ancak asıl büyük eksiklik, Diyarbekir’in uluslararası bağlantılarında yaşanıyor. Yurt dışı uçak seferlerinin yok denecek kadar az olması, şehri küresel ölçekte görünmez kılıyor. Avrupa’da yaşayan milyonlarca Diyarbakırlı ve bölge insanı, memleketine doğrudan uçuş bulamıyor.

Diyarbekir’in ticarette çok önemli bir pazarı olan ve 120 milyon doları aşan hacmiyle Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil’e, yine 7,4 milyon dolar hacmiyle Azerbaycan’a uçuşların doğrudan yapılmıyor olmasının hiçbir izahatı yok. Türk Hava Yolları, Ankara ve İstanbul’dan farklı saatlerde uçuşlar planlarken, Diyarbekir’den Erbil’e sefer başlatmamakta ısrar etmektedir.

Diyarbekir’den Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği’ndeki bazı ülkelere haftada sadece bir kaç gün uçuş bulunmaktadır. Bunun dışındaki seferlerin büyük çoğunluğu ise İstanbul veya Ankara aktarmalıdır. En fazla ticaret gerçekleştirilen bir destinasyona ulaşmak için İstanbul ve Ankara üzerinden aktarma yapmak zorunda olmak hem zaman hem de maliyet açısından ciddi bir dezavantaj oluşturmaktadır.

Yurtdışına, Yaz dönemlerinde birkaç havayolu firması tarafından haftada bir veya iki sefer düzenlenmektedir. Ancak bu kesinlikle yeterli değildir. Geçici bir çözümün kimseye faydası olmaz. Berlin, Paris, Amsterdam ve Viyana gibi şehirlere yeni hatların açılması çok gereklidir.

Bu tablo artık bireysel bir şikâyet değil; yapısal bir krizdir. Sorun sadece sefer sayısı da değil. Uçuş saatlerinin düzensizliği krizi daha da derinleştiriyor.

İzmir, Antalya, Bursa gibi şehirlerle doğrudan bağlantıların yetersizliği Diyarbakır’ı ülke içi turizm ağının dışında bırakıyor. Yurt dışı uçuşların eksikliği de şehri uluslararası turizm ve ticaret ağının uzağına itiyor.

Burada sormamız gereken soru açık: Diyarbekir’in büyümesi planlanırken ulaşım neden hâlâ ikinci planda kalıyor?

Devletin, havayolu şirketlerinin ve yerel yöneticilerin bu tabloya daha ne kadar seyirci kalması bekleniyor? Bir şehir sadece otel yaparak, festival düzenleyerek ya da tanıtım filmi çekerek kalkınmaz. O şehre hem yurt içinden hem yurt dışından kolay, düzenli ve makul maliyetle ulaşamıyorsanız tüm bu çabalar havada kalır.

Uçak seferleri lüks değil, ihtiyaçtır. Yurt içi kadar yurt dışı seferleri de Diyarbekir için artık ertelenemez bir zorunluluktur. Sefer sayılarının artırılması, yeni uluslararası destinasyonların eklenmesi ve fiyat politikasının gözden geçirilmesi şarttır.

Aksi hâlde bugün turizmde ve ticarette yakalanan ivme, yarın kaçırılmış bir fırsat olarak anılacaktır.

Diyarbekir’in gökyüzü bu kadar dar olmamalı.

Bu şehir yere sağlam basıyor; artık dünyaya da doğrudan açılmayı hak ediyor.