DÜNYA NEREYE GİDİYOR?

Günaydın Türkiye. Günaydın sevgili okurlarım. Dünyanın bir yere gittiği yok. O kendi zararsız haliyle kendi etrafında dönerek bir günü ve daha geniş şekliyle güneşin etrafında dönerek bir yılı tamamlıyor.

Abone Ol

Yani dünyanın kimseye bir şey yaptı yok.

Yani o masum. Yaramaz olan biziz.

Biz onu rahat bırakmıyoruz. Altını kazıyor, üstünü kirletiyor, yok ediyoruz üstündekileri.

Denizleri, nehirleri kirletiyor, dereleri kurutuyoruz. Zeytinlikleri yağmalıyor, o güzelim ağaçları kökünden sökerek yerine rezidanslar, AVM'ler dikmeye canhıraş çabalıyoruz.

Yani doğayı yok ediyoruz.

Aslında yok olan geleceğimizdir. Bunu fark etmiyoruz.

Evet; Dünya nereye gidiyor?

Bu soru, her dönemin insanının zihnini meşgul etmiştir; ancak bugünlerde bu sorunun ağırlığı sanki biraz daha fazla hissediliyor. Teknolojinin baş döndürücü hızla ilerlediği, sınırların dijitalleştiği ve bilginin anlık dolaşıma girdiği bir çağda yaşıyoruz. Fakat bu hızlı değişim, beraberinde derin bir belirsizlik de getiriyor.

Bir yanda yapay zekâdan uzay çalışmalarına kadar uzanan büyük atılımlar var. İnsanlık, kendi sınırlarını zorlamaya devam ediyor.

Hastalıkların tedavisinde yeni yöntemler geliştiriliyor, iletişim hiç olmadığı kadar kolaylaşıyor. Ancak diğer yanda, bu ilerlemenin bedeli olarak artan eşitsizlikler, çevre krizleri ve toplumsal kutuplaşmalar dikkat çekiyor.

İklim değişikliği artık soyut bir tehdit değil; kapımızın önünde duran somut bir gerçek. Kuraklık, sel felaketleri ve doğal dengenin bozulması, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor. Buna rağmen, küresel ölçekte ortak bir irade ortaya koymakta zorlanıyoruz.

Siyaset sahnesinde ise güven bunalımı derinleşiyor. Toplumlar, kendilerini temsil eden yapılara karşı daha mesafeli. Popülizm yükselirken, sağduyulu ve uzun vadeli politikalar geri planda kalabiliyor. Bu da dünyayı daha kırılgan hale getiriyor.

Ancak tüm bu tabloya rağmen karamsarlık tek seçenek değil. İnsanlık tarihi, krizlerin aynı zamanda dönüşüm fırsatları yarattığını da gösteriyor. Belki de bugün yaşadığımız bu sancılı süreç, daha adil, daha dengeli ve daha sürdürülebilir bir dünyanın eşiğinde olduğumuzun işaretidir.

Sonuçta dünya, kendi kendine bir yere gitmiyor. Onu şekillendiren biziz. Tercihlerimiz, önceliklerimiz ve değerlerimiz, yarının dünyasını belirleyecek. Soru belki de şu olmalı:

Dünya nereye gidiyor değil, biz dünyayı nereye götürüyoruz?

&

Bu günkü yazıma güzel bir örnek

İnsanlar sıcaklarda ağacın gölgesine sığınır, soğuklarda ısınmak için o ağacı kesip yakar ısınır.

İnsanlarda vefasızlık örneği...

&

Bu günlerde en çok tuttuğum söz

Kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulmaz. Lenin

&

Devlet adamı;

Yaptığı yol ve köprü ile öğünmemeli,

Köprü ve yollar ücretsiz olduğu için öğünmelidir.

Açtığı üniversite sayısıyla övünmemeli.

Mezun olan gençlere iş olanağı bulmakla övünmelidir.

Yoksullara yapılan yarım ile öğünmemeli.

Yoksulluğu ortadan kaldıran adaletli gelir dağılımları ile övünmelidir.

Ben böyle düşünüyorum.

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Dostça kalın.