Benzer bir örnek Marksist-Leninist bir ailenin çocuğu olan Venezuelalı eylemci Ilich Ramirez Sanchez veya daha sık kullanılan lakabıyla Çakal Carlos’tur. Başlangıçta enternasyonalist dayanışma prensibinden hareketle Filistin Halk Kurtuluş Cephesi kamplarında eğitilerek İsrail’e karşı savaşmaya başlamıştır. Benimsediği mutlak eylemcilik ve dogmatik radikalizm, kendisini başka maceralara sürüklemiş; sipariş üzerine ve para karşılığı eylemler de gerçekleştirmiştir. Fırsat olursa ileride ayrıca ele alabiliriz.
Ebu Nidal’ın zengin ailesi ve gençliği
Asıl adı Sabri Halil el-Benna olan Ebu Nidal (1937 doğumlu أبو نضال), Filistinli siyasi lider, paralı asker, Ebu Nidal Örgütü (ENÖ) olarak da bilinen El-Fetih-Devrimci Konsey (Arapça:فتح المجلس الثوري) isimli örgütün kurucusu.
Arapçada “yiğit mücadeleci, eylemci” anlamını taşıyan Ebu Nidal, Mayıs 1937’de liman kenti Yafa’da doğar. Bugün Tel Aviv’in bir parçası olan şehir, o sıralar Filistin İngiliz Yönetimi altında ve Akdeniz kıyısındadır. Babası Hacı Halil El Benna, kazancını 24 kilometrekarelik portakal bahçesinden kazanan zengin bir tüccardır. Bugün bu topraklar İsrail’deki Askalan bölgesindedir. Ebu Nidal, ailesine ait denize bakan üç katlı, oldukça lüks taş bir binada büyür. Bu konak, günümüzde İsrail askeri mahkeme binası olarak kullanılmaktadır.
Ebu Nidal, ailesi tarafından Yafa’daki Fransız Roma Katolik misyoner okuluna gönderilir. Babası 1945 yılında ölünce tüm aile annesini evden atacak, 7 yaşındaki Ebu Nidal büyük kardeşlerince Kudüs’teki zamanın en iyi özel Müslüman okuluna gönderilecektir.
Laik, solcu ve İsrail ile barış yapılmasını reddeden cephenin parçası olan Ebu Nidal Örgütü, Yaser Arafat’ın başkanı olduğu Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içindeki El-Fetih grubunun ayrılması sonucu kurulmuştur. Kendisini her yanıyla başına buyruk gösteren Ebu Nidal’ın 20 değişik ülkede toplam 900 kişinin öldüğü/yaralandığı eylemlerin talimatını verdiğine inanılmaktadır.
Filistinli bir kardiyolog, gerilla lideri, politikacı ve diplomat olan El Fetih mensubu İssam Sartawi de 10 Nisan 1983’te uzlaşmak maksadıyla İsrail ile temasa geçtiği için, Ebu Nidal fraksiyonu mensuplarınca suikasta uğramıştır. Hadiseyi planlayan ise o zamanlar İsrail ile görüşmelere karşı çıkan Hafız Esat rejiminin Suriye Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğüdür.
Ebu Nidal Örgütünün gerçekleştirdiği en kanlı saldırı 27 Aralık 1985’te Roma ve Viyana Havaalanlarındaki İsrail Havayolu Şirketi EL-AL bilet satış ofislerine düzenlenen saldırıdır. Silahlı Arap saldırganların yolculara açtığı ateş sonucunda 18 kişi ölmüş, 120 kişi yaralanmıştır. Ebu Nidal Ağustos 2002’de Bağdat’ta bir ile dört kurşun yarasından dolayı ölür. Filistinli kaynaklara göre Saddam Hüseyin’in emriyle öldürüldüğü iddia edilse de Irak Hükûmeti kendisinin intihar ettiğini açıklamıştır.
1948 Arap-İsrail Savaşı
Ebu Nidal ailesinin Yahudi toplumuyla ilişkileri iyiydi, hatta daha sonra İsrail’in ilk Cumhurbaşkanı olan Haim Weizmann bu aileye sıkça konuk oluyordu. 1948 Arap-İsrail Savaşından az önce Yafa kuşatma altındadır. Hayat koşulları zorlaşmakta, ailenin gelir kaynağı olan narenciye işleri bozulmaktadır. Şehir merkezinde patlamalar olmakta; Yafa’da yiyecek sıkıntıları yaşanmaktadır. Ailenin Yahudilerle olan iyi ilişkileri de aileye yardımcı olamayacak ve Yafa’yı terk edeceklerdir.
Mecdel’e kaçan aile, işgalci Yahudi militanları yüzünden buradan da ayrılmak zorunda kalır. Sonunda Mısır kontrolünde olan Gazze’deki el-Burç mülteci kampına sığınırlar. Aile burada 9 ay boyunca çadırda yaşayacak, BM yardımlarına muhtaç şekilde geçen bu zaman Ebu Nidal’ı çok etkileyecektir. Hizmetçilerin arasında lüks bir hayat sürerken bir anda yoksulluğa batmıştır.
Mülkleri olan narenciye bahçeleri 14 Mayıs 1948 tarihinde bağımsızlığını ilan eden İsrail devleti topraklarında kalmıştır. Ailenin ticaret alanındaki becerisi ve kaçarken yanlarına aldıkları ufak bir sermaye sayesinde yeniden ticaret işine başlarlar. Batı Şeria’daki Nablus’a yerleşen Ebu Nidal’ın gençlik yılları ailesiyle birlikte burada geçer.
1955 yılında liseden mezun olan Ebu Nidal Kahire Üniversitesinde mühendislik eğitimi görmek için başvuruda bulunursa da iki yıl sonrasında Nablus’a diplomasız döner. 18 yaşındayken Arap milliyetçisi Baas Partisine kaydolmuştur. Ancak Ürdün Kralı Hüseyin 1957 yılında partiyi kapattırır. Ebu Nidal Suudi Arabistan’a gider ve 1960 yılında Riyad’da boya ve elektrik işleri yapmak üzere bir dükkân açar. Bir başka iddiaya göre ise Aramco firmasında işçilik de yapmıştır.
Ebu Nidal annesine çok bağlıdır ve her yıl Nablus’a giderek onu ziyaret eder. 1962 yılında, yine Yafa’dan kaçan bir ailenin kızı olan müstakbel eşi Hiyam el-Bitar ile tanışır. Çiftin Nidal isminde bir oğulları ve Bisan ile Naife isimli kızları dünyaya gelecektir.
Siyasete ilk adım
Ebu Nidal Suudi Arabistan’da kendilerine “Filistin Gizli Örgütü” diyen bir grup genç Filistinliye yardım eder. Aramco’daki patronu onu siyasal faaliyetleri ve koyu İsrail karşıtlığı yüzünden işten atar. Durumdan haberdar olan Suudi Arabistan Hükûmeti Ebu Nidal’ı hapse atıp işkenceden geçirir ve sınır dışı eder.
Nablus’a eşiyle beraber öz yurduna döner ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altındaki El Fetih (Yaser Arafat önderliğindeki ulusal kurtuluş) hareketine katılır. Haziran 1967’ye kadar çeşitli işlerde çalışır. Siyasetin içinde çok aktif değildir ancak bu tutumu 1967 yılındaki Arap-İsrail (Altı Gün) Savaşıyla değişecektir.
İsrail, bu savaşta Suriye’ye ait Golan Tepelerini, Mısır denetimindeki Gazze’yi ve Ürdün’ün vesayetindeki Batı Şeria’yı ele geçirmiştir. Yafa’dan savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıktan sonra Nablus’un İsrail tankları tarafından işgal edildiğini gören Ebu Nidal’ın İsrail’e karşı öfkesi büyük bir kine dönüşür. Bu kin duygusunda Suudi Arabistan’da maruz kaldığı insanlık dışı muamelenin de yeri vardır.
Ürdün Kralı Hüseyin Ürdün’den Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bileşenlerini ülkesinden kovduğu zaman (Eylül 1970) Ebu Nidal Irak’tadır. Ürdün’ün başkenti Amman’a gider ve Impex adında bir şirket kurar. El Fetih isimli yasadışı harekete dâhil olur ve örgütte kullanmak için isim sorulduğunda oğlu Nidal’dan ötürü (Nidal’ın babası manasında) Ebu Nidal lakabını alır. Bu isim aynı zamanda yiğit mücadeleci anlamında kullanılır. Yakından tanıyanlar onu disiplinli, titiz bir örgüt lideri olarak tanımlar.
Paravan şirket ve gizli örgüt
Impex şirketi kısa süre sonra El Fetih faaliyetleri için bir paravan olacak, örgüt üyeleri burada toplantılar yapacak ve para kaynağı sağlayacaktır. Bu şekilde örgütlenen yapı Ebu Nidal’in iş kariyerinin de zirvesine işaret eder. Ebu Nidal Örgütü tarafından işletilen şirketler onu zengin biri yapacak, ayrıca uyguladığı siyasi şiddet eylemlerini finanse edecek ve paravan görevi sağlayacak, paralı askerlik faaliyetlerinin, silah satışlarının gerçekleştirilmesine imkân tanıyacaktır.
Örgütlenmedeki başarısını gören El Fetih hareketi yetkilisi ve Arafat’ın sağ kolu Ebu İyad, 1968 yılında onu Sudan’ın başkenti Hartum’daki El Fetih temsilciliğine getirir. Ürdünlü Kral yanlısı Bedevi milislerin 1970’te 10 binle 30 bin arası silahlı ve sivil Filistinliyi katletmesi nedeniyle “Kara Eylül” ismiyle anılan olaydan 2 ay önce Temmuz 1970’te aynı görevle Bağdat’a gönderilir. Olaylar sırasında Ebu Nidal’ın Ürdün’de bulunmayışı saldırıyı önceden haber alıp kaçtığı yolunda spekülasyonlara yol açmıştır.
Ebu Nidal’in Filistin örgütlerine eleştirisi
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Ürdün’den atılmadan hemen önce ve izleyen 3 yıl boyunca birçok radikal Filistinli ve Arap grup, çatı örgütten ayrılarak İsrail askeri ve sivil hedeflerine saldıracaktır. Hedefler arasında bölge dışındaki İsrailli siviller de vardır. Kurulan silahlı örgütler arasında bazıları şöyle sıralanabilir: George Habbaş’ın Halk Cephesi (PFLP), Naif Hawatme’nin Demokratik Cephesi (DFLP), Arap Kurtuluş Cephesi (Irak yanlısı), El Saiqa (Yıldırım) ve o tarihte Suriye iktidarı yanlısı Filistinli subay Ahmed Cibril tarafından yönetilen Filistin Kurtuluş Cephesi-Genel Komutanlık, Yaser Arafat’ın El Fetih örgütü ile yakın bağı bulunan illegal ve gizemli Kara Eylül vb.
Ürdün’den atılma olayından sonra Ebu Nidal, FKÖ’nün Irak’taki radyo istasyonu aracılığıyla Filistin’in Sesi Radyosunda El Fetih örgütünü korkaklıkla suçlayacak ve Kral Hüseyin ile ateşkes imzalamasını eleştirecektir.
1971’de Şam’da yapılan El Fetih 3. Kongresinde ise Ebu Nidal, örgüt içinde Arafat’a karşı sol ittifakın lideri konumuna gelir. Kara Eylül sorumlusu ve El Fetih yetkilisi Ebu Davud, Filistinli aydın Naci Alluş ile birlikte Arafat’a karşı bir kampanya başlatır. Ebu Nidal, Arafat’ın Filistin halkının düşmanı olduğunu söyleyecek, El Fetih örgütü içinde daha fazla demokrasi isteğini dile getirecek ve Kral Hüseyin’den intikam alınmasını savunacaktır. Konuşması ve suçlamaları kendisinin de katıldığı son El Fetih kongresine damgasını vurmuştur.
Örgütten atılan “Paralı asker” Ebu Nidal
Ebu Nidal’ın ilk operasyonu 5 Eylül 1973 tarihinde gerçekleşir. Silahlı 5 kişi Al-Iqab (Cezalandırma) örgütü adına Paris’teki Suudi Arabistan Elçiliğini ele geçirerek içerideki 11 kişiyi rehin alır. Kral Hüseyin’e karşı suikast planladığı suçlamasıyla Şubat 1973’te Ürdün’de hapse atılan Ebu Davud serbest bırakılmazsa binayı içindekilerle beraber havaya uçuracaklarını bildirirler.
Aynı gün Cezayir kentinde 56 ülkenin Devlet Başkanları Bağlantısızlar Hareketinin 4. Konferansı için bir araya gelmiştir. Orta Doğu konusunda uzmanlaşmış Britanyalı gazeteci ve yazar Patrick Abram Seale’e göre: “Irak Devlet Başkanı Ahmed Hasan el-Bekr, toplantının Cezayir’de yapılmasını kıskandığı için Ebu Nidal’e sabote etmesi için talimat vermiş ve diplomatların rehin alınması olayını tezgâhlamıştır!”
Elçilik binasının sarılmasının üçüncü gününde, FKÖ’nün araya girmesiyle silahlı saldırganlar teslim olur. Kuveyt hükümeti, Ebu Davud’un salıverilmesi karşılığında Ürdün Kralına 12 milyon dolar ödemiştir. Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, bu olaydan sonra Ebu Nidal’e çok sinirlenmiş ve onu artık “bir paralı asker” olarak tanımlamıştır.
Basında saldırı El Fetih’e bağlı olan Kara Eylül adlı örgüte mal edilse de, iddialara göre eyleme, Ebu Nidal tarafından Yaser Arafat’ın yardımcısı Ebu İyad onay vermiş. Saldırıdan sonra ise Ebu Nidal ile görüşmeye giden heyette bulunan Ebu İyad harekete zarar verdiğini söyleyerek bu tür girişimleri maceracılık olarak mahkûm edecektir. Bunun üzerine Irak Hükûmeti saldırıyı kendilerinin azmettirdiklerini açıklamak zorunda kalmıştır.
İki ay sonra yani Ekim 1973 (Arap-İsrail arasındaki) Yom Kippur Savaşından az sonra Cenevre’de barış görüşmelerinin yapılması konuşulurken Ebu Nidal Örgütü, Arap “Milliyetçi Gençlik Örgütü” adına Hollanda KLM Havayollarına ait bir yolcu uçağını kaçırır. Uçak kaçırma eyleminin amacı, El Fetih hareketinin İsrail ile olabilecek herhangi bir barış görüşmesine temsilci göndermesini önlemeye yönelik bir uyarıdır. Karşılık olarak Yaser Arafat Ebu Nidal’ı Mart 1974’te El Fetih’ten uzaklaştırır. Böylece iki lider ve örgüt arasındaki tüm köprüler de atılmış olur.
Ebu Nidal Örgütleri
Ana örgüt El Fetih’ten ayrılan/atılan Ebu Nidal, El Fetih-Devrimci Konsey (Meclisi) adıyla bir örgüt kurar. Ortama ve yapılacak eylemin durumuna göre başka isimlerle kurulmuş olan birkaç oluşum veya fraksiyonun adları ise şöyledir: Filistin Ulusal Bağımsızlık Hareketi, Kara Haziran, Kara Eylül, Devrimci Arap Tugayları, Sosyalist Müslümanların Devrimci Örgütü, Mısır Devrimi, Devrimci Mısır, El-Asifa (Fırtına), El-Iqab (Cezalandırma) ve Arap Milliyetçi Gençlik Örgütü.
Halk arasında daha çok “Ebu Nidal Örgütü” (ENÖ) adıyla ünlenen bahsi geçen fraksiyonların eylemleri belirli bir siyasi prensibe değil, daha çok farklı çıkar ilişkilerine göre şekillenecek ve paralı asker mantığı dikkat çekecektir.
Gerçekleştirilen farklı eylemlerde çeşitli örgüt isimleri kullanılmıştır: Ebu Nidal grubu için “Kara Haziran” ismi seçilmiştir. Amacı 1976 yılında Lübnan’daki iç savaş nedeniyle Hıristiyanlar lehine müdahale eden Suriye yönetiminin (Hafız Esat rejiminin) tutumunu eleştirmektir. Grup 1981 yılında Irak’taki üslerini terk edip Suriye’ye geçince “El Fetih-Devrimci Konsey” ismini alır ama çoğunlukla Ebu Nidal Örgütü veya Ebu Nidal Grubu olarak adlandırılmaktadır.
Kaddafi ile ilişkileri
Ebu Nidal, 1986 yılında Suriye’de bulunan örgütünü Libya’ya kaydırmaya başlamıştı. Eylemlerinden ötürü Suriye Hükûmeti tarafından istenmeyen adam ilan edilen Ebu Nidal, kendisiyle ilgisi olmayan bazı sansasyonel eylemler ve saldırıları da sahiplenmesinden ötürü uluslararası kamuoyunda Suriye’yi zor durumda bırakıyordu.
Libya lideri Muammer Kaddafi ile Ebu Nidal’ın iyi dost oldukları iddia edilir. Örgütün Libya’ya taşınması Mart 1987’de sona erer. Trablus’a yerleşen Ebu Nidal, Kaddafi ile yakın ilişki kurar. İki taraf da bu dostluktan faydalanmaktadır. Ebu Nidal kendisine sürekli bir güvence ve destekçi bulmuş, Kaddafi ise kendi gizli servisinin yapamayacağı işleri yaptıracağı bir paralı asker grubunu avucunun içine almıştır.
Ebu Nidal zaten baskın olan otoritesini Libya’da daha da baskınlaştıracaktır. Onun izni olmadan örgüt içinde hiçbir toplantı yapılamaz ve seyahat edilemez olur. Nerede yaşadığı ise sır gibi gizli tutulmaktadır.
Roma ve Viyana eylemleri
Ebu Nidal, Libya gizli servisinin yardımıyla Suriye’deyken kendisinin en görkemli, FKÖ içinse en zarar verici eylemini gerçekleştirecektir. 27 Aralık 1985 günü silahlı 4 kişi, Roma Leonardo Da Vinci Havaalanındaki İsrail El AL Havayollarına ait bilet ofisine yaklaşıp ateş açar. Saldırıda 16 kişi ölür, 99 kişi yaralanır. Aynı dakikalarda Viyana Uluslararası Havaalanında, Tel Aviv’e uçmak için bavul işlemlerini yaptıran yolculara 3 kişi el bombalarıyla saldırır; 2 kişi ölür, 39 kişi yaralanır.
Avusturya ve İtalya Hükûmetleri, Filistin sorununda FKÖ’ye sempatiyle bakmakta ve saldırı sırasında İsrail ile Filistin arasında barış görüşmeleri yapılmasını sağlamaya çalışmaktaydılar. Bu yüzdendir ki özellikle de bu ülke topraklarında saldırının olması, eylemin Filistin sorununa dair kamuoyunun fikrini değiştirmeye yönelik olduğunu akla getirmektedir.
Libya Haber Ajanslarında saldırıyı sahiplenen açıklamalarda bulunulurken, Beyrut’taki Sabra ve Şatila mülteci kamplarında İsrail ve Hıristiyan faşist milislerinin ortaklaşa yaptıkları katliamın (1982) intikamı olarak değerlendirilmiştir. Saldırı, FKÖ’nün uluslararası saygınlığına büyük zarar vermiştir. Avrupa kamuoyu FKÖ ile Ebu Nidal Örgütü arasındaki farkı bilmediğinden tüm Filistinliler, Batılılar tarafından suçlanmış ve kamuoyu desteği yitirilmiştir.
Libya’nın bombalanması ve misillemeler
Ana madde: El Dorado Canyon Harekâtı
15-16 Nisan 1986 akşamı ABD savaş uçakları, İngiliz üslerinden kalkarak Trablus ve Bingazi’yi bombalar. Saldırıda düzinelerce insan ölür; ölenler arasında Kaddafi tarafından evlat edilen bebek Hanna Kaddafi de bulunmaktadır. ABD saldırısının 5 Nisan’da Berlin’deki bir gece kulübünde ABD askerlerine (muhtemelen yine Ebu Nidal eylemcilerince) yapılan saldırıya karşılık olduğu yolunda görüşler dile getirilir.
Örgütün eski sorumlularından Atıf Ebu Bekir’e göre Kaddafi Ebu Nidal’dan Libya’ya yapılan saldırıların intikamını alması maksadıyla ABD ve İngiltere’ye saldırmasını istemiş, bunun için de Libya gizli servis şefi Abdullah el-Sunusi’ye de talimat vermiştir. Lübnan’da iki İngiliz öğretmen ve bir Amerikalı kaçırılması da bu kapsamdadır. Kaçırılanların cesetleri 17 Nisan 1986’da Beyrut’un doğusunda başlarında kurşun yaraları olduğu şekilde bulunur. Cesetlerin yanındaki notta bir CIA ve iki İngiliz casusunun Arap Komando Hücresi tarafından infaz edildiği yazılıdır.
Ebu Nidal bu olaydan sonra bir uçağın kaçırılmasını veya havaya uçurulmasını önermiş; 5 Eylül 1986 tarihinde onun eylemcileri Karaçi Havaalanında Bombay-New York seferini yapmak üzere olan PanAm Havayolları uçağını kaçırmışlardır. Talepleri karşılanmayan eylemcilerin attığı bombalar sonucunda 389 yolcu ve mürettebattan 16 kişi ölmüş, 100’ün üzerinde kişi de yaralanmıştır. 21 Aralık 1988 tarihinde ise Frankfurt-New York seferini yapan diğer bir uçak İskoçya’nın Lockerbie kasabasının üzerinde patlatılmış; saldırıda 259 yolcu ve mürettebat ile köydeki 11 kişi ölmüştür.
31 Ocak 2001’de Lockerbie davasının görüldüğü İskoç mahkemesi, Libya Arap Havayolları eski güvenlik şefi olan Abdelbaset Ali Mohammed Al Megrahi’yi saldırıyla ilişkisi olduğu gerekçesiyle mahkûm edilmişti. Ancak Ebu Nidal Örgütü ile bağlantı sağlayan bir delil ortaya çıkmamıştı. Haziran 2007’de Megrahi’ye karara itiraz etme hakkı tanındı ve Ağustos 2009’da insani sebeplerden dolayı tahliye edilerek ülkesine dönmesine izin verildi.
Diğer saldırılar
İstanbul sinagog katliamı: 26 Eylül 1986 günü Ebu Nidal ile ilişkili oldukları sanılan saldırganlar ayin sırasında İstanbul’daki Neve Şalom Sinagoguna saldırmış; aralarında 7 hahamın bulunduğu 22 kişi öldürülmüştür.
BCCI ile bankacılık: 1980’li yılların sonuna doğru İngiliz MI5 ve MI6 gizli servisleri Bank of Credit and Commerce International (Uluslararası Kredi ve Ticaret Bankası) ve BCCI bankasıyla Ebu Nidal Örgütü arasında ilişki olduğu ortaya çıktı. Temmuz 1991’de bankanın 7 ayrı ülkedeki şubeleri yolsuzluk gerekçesiyle basılarak gözlem altına alındı. İngiltere Merkez Bankası, mali danışman olan Price Waterhouse’dan soruşturmayı yürütmesini istendi.
24 Haziran 1991’de sunulacak olan raporda geniş yolsuzluk yapıldığı, terörist sayılabilecek çeşitli grupların Londra’da hesap açmalarına izin verildiği belirlenecekti. İç İstihbarat teşkilatı MI5 yetkililerine verilen ifadede Ebu Nidal’ın bizzat bankaya geldiği, takma isim kullandığı ve kendisiyle yüz yüze görüşüldüğü, daha sonradan fotoğrafları gösterilince farkına varıldığı belirtilmişti.
Raporda yer alan ek bilgilere göre MI5, Ebu Nidal’ın Varşova’da kurulu bulunan SAS isimli bir şirket aracılığıyla örgüte ait mali işleri hallettiği, silah satışı gibi usulsüz işlerde bankanın aracılığının kullanıldığı bilgisi de yer alıyordu.
Avrupalı ve Amerikalı kaçakçıların silah satmak için Ortadoğu kökenli bir aracı aradıkları zaman Ebu Nidal örgütünün paravan şirketiyle iş yaptıkları ortaya çıkmıştı. 1987 yılıyla bankanın kapatıldığı 1991 yılına kadarki sürede örgütün cari işlemleri İngiliz gizli servisi ve CIA tarafından sadece izlenmiş, herhangi bir durdurma veya kovuşturma girişiminde bulunulmamıştı.
Ebu Nidal’ın Irak ile esrarengiz ilişkisi
Ebu Nidal (Sabri el-Benna), mensup olduğu El Fetih hareketinin Ortadoğu’daki güvenlik sorumlusu olarak Ürdün (1968), Sudan (1969) ve Irak (1970) gibi ülkelerde faaliyet gösterdi. 1971 yılında Irak’ın başkentindeki FKÖ bürosunun temsilciliğini yaptığı dönemde Irak istihbarat teşkilatıyla irtibat kurdu. Bir süre sonra Arafat liderliğindeki FKÖ’nün İsrail ile uzlaşma girişimlerine karşı çıkarak 1974’te Filistin Politik Komitesi isimli ret cephesine katıldı; FKÖ önderliği ile onlara yakın tutum alan Filistin’in Kurtuluşu İçin Demokratik Cephe (Marksist) isimli örgütünü şiddetle eleştirdi.
Retçi tutumunda daha da ileri giden Ebu Nidal, Irak’ın da desteğiyle bu ülkede FKÖ uzantısı ne kadar oluşum varsa hepsini kendi denetimine aldı. Bir süre sonra Yaser Arafat’ın kurucusu olduğu El Fetih hareketinden atıldı. Aynı hareketin önemli yetkilisi Mahmud Abbas’a karşı suikast girişiminde bulunduğu için de hakkında gıyabi idam kararı verildi.
İdam kararına aldırmadan radikal retçi kararını ve tavrını sürdüren Ebu Nidal, Irak Başkanı Saddam Hüseyin’in desteğiyle El Fetih-Devrimci Konsey isimli “alternatif” bir örgüt kurarak Arafat önderliğiyle amansız bir husumet ve rekabet ortamına girdi. Ebu Nidal örgütü tavrını sertleştirdikçe, o sıralarda İsrail ile uzlaşmayı kabullenmeyen Saddam Hüseyin yönetiminin örgüte mali, siyasi ve askeri yardımları da arttı. Taraftarları için askeri kamplar tahsis edildi.
Neticede FKÖ’nün Londra ve Paris’teki temsilcileri (Said Hemami ve İzeddin Qalaq gibi) “İsrail ile FKÖ arasında diyalog kurmak” suçlamasıyla suikasta uğradılar.
Sonuçta 1974-1983 yılları arasında da Irak’ın desteğini alan El Fetih-Devrimci Konsey örgütü lideri-komutanı Ebu Nidal, ABD ile ilişkisini normalleştirmeyi hedefleyen Saddam Hüseyin’in siyasi kurbanı oldu; Amerikan yönetiminin isteği üzerine Irak’tan kovuldu. Bu sürgünden sonraki durağı ise Suriye oldu (1983). Saddam Hüseyin’in amansız hasmı sayılan Hafız Esad rejimi, 1986 yılında yine Amerikan baskısı sonucu Ebu Nidal’ı yurtdışı edince, o da Polonya üzerinden Libya’ya geçti.
Aralık 1998’de Libya Ebu Nidal’ı yakalayıp Mısır’a teslim etti. Kendisine bir şartla iltica hakkı tanınmıştı. Mısır yönetiminin amansız düşmanları radikal İslamcı cihatçı unsurları öldürmesi (veya silahlı milislerine bu yönde talimat vermesi) karşılığında Ebu Nidal, hem Kahire’de kalacak hem de yakalandığı lösemi (kan kanseri) hastalığı nedeniyle tedavi edilecekti.
Batılı devletlerin baskısına fazla dayanamayan Mısır da sonunda Ebu Nidal’a yol verdi. O ise Bağdat’a gitmeyi tercih etti.
Çünkü Saddam Hüseyin, artık Batılılarca sıkıştırılan Saddam yönetiminin Ağustos 1990’daki Kuveyt işgali sonrasında ABD, Ortadoğu’daki bazı Arap ülkeleri ve Batılılar hem işgale karşı çıkmış hem de Bağdat’a yönelik büyük bir operasyonuna katılmayı kabullenmişlerdi. Amerika ile arası bozulan “şerir” (kötü) biri olarak damgalanmıştı. 1991 Körfez Savaşı sürecinde Irak’ın taraf değiştirmesi nedeniyle aralarında kısa süreli soğukluk yaşansa da,
Saddam’a sığınmanın kendisi için daha hayırlı olacağı kanaatine varmıştı. Ebu Nidal son döneminde Irak’ın koruması altında kaldı. Zira o tarihlerde kendisi Tunus’taki FKÖ önderlerden Ebu İyyad ile Hail Abdülhamid’i öldürmekle suçlanıyordu. Tahmini tuttu; Irak’a dönüşünde başkent Bağdat’taki küçük bir ofis ve korumayla varlığını sürdürdü. Bağdat’ta istihbarat kontrolünde yaşadı.
Saddam Hüseyin’in devrilip ülkesinin 2003’te işgal edilmesinden birkaç ay önce 16 Ağustos 2002’de, Irak istihbaratı tarafından tutuklanmak istendiği sırada intihar ettiği (veya öldürüldüğü) bildirildi.
Ebu Nidal’ın trajik sonu: Kim vurduya gitmek!
Lockerbie üzerinde patlatılan PanAm uçağı olayından sonra Kaddafi, Batı ülkeleriyle bozulan diplomatik ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Ebu Nidal ile arasına mesafe koymak istemiş ve onu sınır dışı etmişti. Bağdat’a geri dönen Ebu Nidal, ülkeye girişte sahte bir Yemen pasaportu kullansa da 2001 yılında artık gizlenmeksizin ülkede bulunmaktaydı. 1994 yılında Beyrut’taki Ürdünlü bir diplomatı öldürmekten suçlanarak, 2001’te aleyhinde açılan davada gıyaben idama mahkûm edildi.
Ebu Nidal’ın nasıl ve hangi koşullar altında öldüğü bilinmemektedir. ABD kaynaklı askeri istihbarat dergisi Jane’s, Ebu Nidal’ın 2002 yılında Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in emriyle olası ABD işgali sırasında casusluk yapabileceği ihtimalinden ötürü öldürüldüğünü belirtmişti. 19 Ağustos 2002 tarihli Filistin Yönetiminin resmi yayın organı El-Eyyam’a göre ise Ebu Nidal 3 gün önce, kendisine Genel İstihbarat Servisi tarafından sağlanan Bağdat’taki villasında isabet aldığı çok sayıdaki kurşun yarasından dolayı ölmüştü.
Irak istihbarat şefi Tahir Celil Habbuş, 21 Ağustos 2002 günü yaptığı basın toplantısında Ebu Nidal’ın cesedine ait fotoğrafları gösterecek ve kafatasından çıkan tek kurşunla öldüğüne dair adli tıp raporunu sunacaktır. Ona göre Saddam Hüseyin’i devirmek için Kuveyt ve Suudi Hükûmetiyle birlikte plan yapan Ebu Nidal’ın evine baskın düzenlenmiş ve kıyafetlerini giymek için izin isteyen Nidal intihar etmiştir.
Sunday Times gazetesi yazarları Marie Colvin ve Sonya Murad ise Ebu Nidal’ın Irak gizli servisince öldürüldüğünde ısrar ederek, üzerinde Irak’a yapılacak olan ABD saldırısına dair evrak bulunduğunu belirtmişlerdir. Ekim 2008’de yayınlanan eski özel güvenlik birim raporlarında Ebu Nidal’in Kuveyt üzerinden ABD’ye bilgi sağladığı anlaşılmış ve Irak Hükûmetince evine baskın yapılarak öldürüldüğü iddia edilmiştir.
ABD’nin Kuveyt üzerinden Saddam ile El-Kaide arasında ilişkileri gösteren belge ve bilgi peşinde olduğu tahmin edilmektedir. Resmi açıklamaya göre Ebu Nidal 29 Ağustos 2002 günü Bağdat’taki El-Karah mezarlığına defnedilmiştir. Mezarda isim yerine sadece M7 yazmaktadır.
“Su testisi su yolunda kırılır!” özdeyişine uygun hadisenin kahramanı sonuçta “Kim vurdu”ya gitmiştir. Bu trajik hikâyedeki en ibretlik şey, kör ve dogmatik radikalizmin faydadan çok zarar getireceği gerçeğidir.
numedya24