DEM Partililer, “AKP emeklilere ilk önce bıçak saplıyor, sonra ise pansuman yapıyor” diyerek, tepki gösterdi.
En düşük emekli maaşının 20 bin lira olmasına dair Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunulan kanunun görüşmeleri devam ediyor. Görüşmede söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Antalya Milletvekilli Saruhan Oluç, Türkiye’de emeklilik sisteminin yapboz tahtasına döndüğünü, çok ciddi yapısal sorunların yaşandığına işaret ederek, bunun sorumlusunun iktidar olduğunun altını çizdi. Oluç, emeklilik rejiminin dikiş tutmaz hale geldiğini söyledi.
Oluç, “Bu konuda herhangi bir düzenleme yapacak, bir reform adımı geliştirecek perspektife de anlayışa da sahip olmayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunun sonucunda ne oluyor? Emekli olan vatandaşlarımızın gündelik yaşamı her gün daha fazla çekilmez hâle geliyor. Emeklilerin bütçeden aldığı pay her yıl azalıyor. Ülkenin büyümesinden aldıkları pay da çok ciddi bir biçimde düşüş gösteriyor yani sıfırlanıyor demeyeyim ama çok ciddi bir düşüş gösteriyor” diye kaydetti.
'KAYNAK VAR AKP VERMİYOR!'
Emeklilerin yaşadığı sorunların temelinde bu hususların olduğunun altını çizen Oluç, bu sorunlar nedeniyle emeklilerin tekrardan çalışmak zorunda bırakıldıklarını ifade etti. Çok kötü koşullarda çalıştırıldıklarını belirten Oluç, “Kaynak var, yanlış politik tercihler ya da yanlış, yanlış politik tercihler ama size göre doğru politik tercihlerinizin sonunda emekli yurttaşlarımız bu yoksulluğu, bu adaletsizliği yaşıyor, sizin politik tercihlerini yüzünden yaşıyor ve kronikleşmiş enflasyon sorunu, yoksulluk, geçim sıkıntısı, işsizlik, artan borçluluk, düşük ücret, emek sömürüsü, hayat pahalılığı, sefalet, açlık, bunların hepsinin en kötü yaşandığı, en çarpıcı biçimde yaşandığı yer emeklilerle görünüyor” diye belirtti.
TABLOYU VERİLER İLE ORTAYA KOYDU
Emeklilerin yaşamakta zorlandığını belirten Oluç, “TÜRK-İŞ'in her ay yayınladığı sayıları açısından baktığımızda açlık sınırı 30 bin lira olmuş vaziyette, 4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı 98 bin liraya ulaşmış vaziyette ve bu koşullarda 5 milyon emekli sadece 20 bin liraya mahkûm ediliyor getirdiğiniz şu teklifle birlikte; 5 milyon kişiden bahsediyoruz. 16 milyon emekli için yaşam son derece zor bir şekilde sürdürülüyor. Bu durumu değiştirmek için ne yapacaksınız? 2003'te asgari ücretin yüzde 36 üzerinde imiş ortalama emekli aylığı, günümüzde asgari ücretin yüzde 22 altında ortalama emekli aylığı. Tablo bu, tablo bu. Şimdi, 2002'de ortalama emekli aylığının kişi başı gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 46,4 iken 2025'te bu oran yüzde 29'a gerilemiş” ifadelerini kullandı.
'HAKLARINI İSTİYORLAR'
Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hani, 2002 ile bugünü karşılaştırmayı çok seviyorsunuz ya, buyurun, emekliler açısından karşılaştıralım. Emekli aylığı ve hak sahiplerine yapılan ödemelerin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 9,8; Türkiye'de 3,7; hani, Avrupa, kıskanan Avrupa var ya. 2024 itibarıyla emekli ve hak sahipleri Türkiye nüfusunun yüzde 18,5'unu şunu oluşturuyor. Bu kadar büyük bir orandan söz ediyoruz. Yıllarca çalışmışlar emekliler, yıllarca prim ödemişler, katma değer üretmişler, bu ülkenin zenginleşmesi, bu ülkenin refahının artması için alın teri dökmüşler ama, istedikleri, bu yaşadıklarının emekli olduktan sonra hayatlarını kolaylaştıracak bir noktaya gelmesi; bunu istiyor emekliler yani bir lütuf istedikleri yok, haklarını talep ediyorlar, sosyal haklarını talep ediyorlar.”
ERTÜRK’E DİKKAT ÇEKTİ
Söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya da Türkiye’nin derin bir yoksulluk krizi içinde olduğunu ifade etti. İktidarın bunu çözmekten fersah fersah uzakta olduğunun altını çizen Adalet Kaya, yaşamını yitiren 66 yaşındaki Cemal Ertürk’e işaret etti. Kirasını ödeyemediği için ev sahibi tarafından sokağa atıldığını, gece gidecek bir yerinin olmadığı için hurda bir araçta uyuduğunu ve aracın alev alması sonucu yanarak, yaşamını yitirdiğini anımsattı. Adalet Kaya, “Cemal Ertürk'ün ölümü, emeklilerin barınma krizinin ve sahipsizliğinin en acı örneklerinden biri, kanıtlarından biri” diye konuştu.
'KADINI BİREY OLARAK GÖRMEYEN BİR SİSTEM'
Adalet Kaya, devamında şunları söyledi: “Türkiye'de yoksulluk; yaşlılık ve cinsiyet eşitsizliğinin kesiştiği noktada derin bir uçuruma dönüştü, dönüşüyor. Yaşlı kadınların yoksulluğu, yaşam boyu süren patriyarkal sömürünün, ekonomik şiddetin ve yok sayılan emeğin âdeta tezahürü. Türkiye'de yaşlı kadınların tam yüzde 32'sinin yani her 3 yaşlı kadından 1'inin kendine ait hiçbir geliri yok. Bu oran erkeklerde sadece yüzde 3. Geliri olan yaşlı kadınların yarıdan fazlası kendi emeklilik hakkına sahip değil, eşinden veya babasından kalan dul ve yetim aylıklarına yani türev haklara mahkûm edilmişler. Bu ne anlama gelmekte? Bu, kadınların ömürleri boyunca bir erkeğe veya aileye bağımlı yaşamak zorunda bırakılması demek. Bir kadın düşünün, gençliğinde babasına, evliliğinde kocasına, yaşlılığında ise ya kocasına ya da çocuklarına el açmak zorunda. Sizin kurduğunuz sistem, kadını birey olarak görmeyen, onu ailenin bir eklentisi olarak kodlayan bir sistemdir.
DEVLETİN YÜKÜNÜ KADINLAR SIRTLANIYOR
Boşandığında veya eşi vefat ettiğinde bu kadınlar sosyal güvence sisteminin dışına itilmektedir ya da sefalet ücreti düzeyindeki dul ve yetim aylıklarıyla hayatta kalmaya çalışmaktadırlar. Bu kadınlar hiç çalışmadı mı, yıllarca hiç emek harcamadı mı? Hayır, erkeklerden daha çok çalıştılar ancak onların emeği fabrikada değil, kurumlarda, kamuda değildi; tarladaydı, mutfaktaydı, ev içindeydi yani görünmeyen alanlardaydı, emeklerinin görünmez kılındığı alanlardaydı. 65-69 yaş grubundaki bir kadın bugün bile günde ortalama 4 saatini karşılıksız bakım emeğine harcıyor; torun bakıyor, hasta bakıyor, yaşlı eşine bakıyor; devletin yapması gereken bakım hizmetini kadınlar sırtlanıyor. Sizin ‘kutsal aile’ dediğiniz yapı, güzellediğiniz o yapı, ‘aile’ dediğiniz yapı aslında kadınların ücretsiz emeği üzerinde yükseliyor. Kadınlar, çalışma hayatına bakım yükü nedeniyle ara veriyor, prim günlerini dolduramıyor. Bugün Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 35,8 iken erkeklerde bu oran yüzde 72,2. Tarımda çalışan kadınların yüzde 91'i kayıt dışı yani güvencesiz çalışıyor.
EN AZ 50 BİN OLMALI
Sizin bu sosyal politikanız kadını aileye hapsetmek, eve hapsetmek ve erkeğe bağımlı kılmak üzerine kuruludur. Boşanan kadınları cezalandıran, nafaka hakkına göz diken bir anlayışla yaşlı kadınları yoksulluk cenderesine sıkıştıran bu sistem değişmek zorundadır. Bu, devlet eliyle yani bu sistem devlet eliyle ne yazık ki ayrımcılığı derinleştirmektedir. Şimdi, biz DEM Parti olarak ne diyoruz? ‘Elbette ki bu torba yasa bir yaraya merhem olmaz.’ diyoruz. Bu, pansuman bile değil, kangren olmuş bir yaranın üzerine yara bandı yapıştırmaktan öteye geçmez. Bizim taleplerimiz ve çözüm önerilerimiz nettir: En düşük emekli aylığı bugün 98 bin lirayı aşan yoksulluk sınırının en az yarısına yani 50 bin liraya yükseltilmelidir. Yaşlı kadın yoksulluğunu bitirmek için acilen temel yurttaşlık geliri hayata geçirilmelidir. Primi olsun veya olmasın, belli bir yaşın üzerindeki tüm kadınlara kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecekleri bir gelir bağlanmalıdır.
ÖNCE BIÇAĞI SAPLIYOR, SONRA PANSUMAN YAPIYOR
Söz ala Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan ise şöyle konuştu: “İktidar önce emekliye bıçağı saplıyor, daha sonra ‘Gel, ben seni ufak ufak pansuman edeyim, iyilik yapayım.’ diyor. ‘Bak, ben seni pansuman etmezsem yaşamını yitirebilirsin.’ gibi bir anlayışla karşı karşıyayız. 16.881 liradan 20 bin liraya çıkarılmasının mantığı kabaca bununla ifade edilebilir. İktidar, emekli maaşlarında mümkün olabilecek en az artışı yapmayı amaçlamaktadır her seferinde. Bunun için TÜİK'i devreye alıyor ve ondan referanslar, kararlar çıkararak bunu yapıyor. Emekli maaşlarındaki kamuoyundaki tartışma ve eleştiriler de genelde en düşük emekli maaşı tutarı üzerinden olduğundan, anılan tutarın artık sıradan cep harçlığı seviyesine geldiği konusunda herhâlde hepimiz hemfikiriz. Oysa sorun aynen devam etmekte ve her geçen yıl emeklinin çilesi daha vahim hâle gelmektedir. İktidarın emeklileri topluma üretim katkısı olmayan bir yük olarak görmesi maaş artışlarını gereksiz bir bütçe gideri olarak değerlendirmesine yol açmaktadır.
EN BERBAT ÜLKELER ARASINDA
Bunun ceremesini emeklilere yüklemesi de büyük bir haksızlıktır. Ülkemizde emekli maaşları artık tahammül edilemez bir seviyeye geriletilmiştir. Emekli olarak hayatını sürdüren 16 milyondan fazla insan, bakmakla yükümlü oldukları kişiler için de çile hâlini almıştır. Elden ayaktan düşene kadar çalışıyor, en sonunda, çalışamaz hâle geldiği zaman yakınlarının desteğiyle yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde yerleşik danışmanlık firması Mercer'in 2024 yılında hazırladığı Küresel Emeklilik Endeksi'nde 48 ülkenin emeklilik gelir sistemi 50'den fazla kriterle bilimsel olarak incelenmiş ve bir sıralama yapılmıştır. Türkiye 48,3 endeksiyle 45'inci yani sondan 4'üncü ülke olmuştur. Türkiye'nin altında Filipinler, Arjantin ve Hindistan yer almaktadır. Dünyanın emekli maaşları konusunda en berbat ülkeleri arasında yer aldığımızı gösteriyor bu durum."