Fatma Girik’in Keşfettiği Diyarbakırlı ciğerci
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) July 12, 2026
🔗https://t.co/wRfhi2TEij pic.twitter.com/mBc9RnsG0d
ÖZEL HABER - Mehmet Rumet SOYLU / Veli BALTACİ
1968 yılından bu yana aynı sokakta esnaflık yaptığını belirten Eliş, ciğerciliğe başladığı yıllarda kentte sadece birkaç ciğerci bulunduğunu söyledi. Gençlik yıllarında Fatma Girik’in sinema teklifiyle Yeşilçam’ın kapısından döndüğünü anlattı.
Eliş, hem İstanbul’da kalma ihtimali hem de Diyarbakır sevdasını şu cümlerlerle anlattı:
“Evet Diyarbakır benim için bitmek tükenmek bilmeyen bir sevda ama bugünkü aklım olsaydı İstanbul’dan dönmezdim. Her şey çok farklı olabilirdi ama kısmet böyle imiş.”
FATMA GİRİK GÖZLERİNİ ÇOK BEĞENDİ
1968 yılından bu yana aynı sokakta esnaflık yaptığını belirten Eliş, “Ciğerciliğe başladığım yıllarda Diyarbakır’da sadece birkaç ciğerci bulunuyordu. Benim yanımda çalışıp, çıraklıktan ustalığa yürüyen bir çok arkadaşım var. Doğrusu onları gördüğümde göğsüm kabarıyor. Çok genç yaşlarımda hemen herkes gibi ben de babamla sorunlar yaşadım ve bu anlaşmazlık nedeniyle İstanbul’a gittiğim. Devam etseydim hayatımın yönünü değiştirecek fırsatla da burada karşılaştım. İstanbul’da birlikte yaşadığım bir arkadaşım aracılığıyla sinemamızın unutulmaz isimlerinden Fatma Girik ile tanıştım. Fatma Hanım beni görünce, ‘Çok güzel gözlerin var. Tıpkı benim gözlerim gibi. Benimle çalışmak, sinema sektörüne girmek ister misin?’ diye sordu. Ben de hiç düşünmeden kabul ettim” dedi.
SOĞUK YÜZÜNDEN ÜNLÜ OLMAYI BIRAKTI
Büyük umutlarla gittiği sette, basit sayılacak bir nedenden dolayı ayrıldığını söyleyen Eliş, “Fatma hanım ile tanışıklığımızdan kısa bir süre sonra, bir film çekimi için Isparta’ya çağrıldım. Ölecek kadar heyecanlıydım. Bu benim için hayatın bir dönüm noktasıydı. Büyük umut ve sevinçle Isparta’daki sete gittim. Üzerimde sadece takım elbise vardı. Isparta kar altındaydı. Herkes işini yapıyordu ama ben soğuktan donacak gibiydim ve bu durumu kimseye söyleyecek cesaretim yoktu. Herhangi birine bir şey söylemeye de utandım. Kendimi yalnız ve yabancı hissettim ve sessizce oradan ayrılıp İstanbul’a döndüm” diye ifade etti.
PİŞMANIM AMA KISMET
Pişmanlığın bir işe yaramadığını ifade eden Halim Eliş, “Fatma Hanım’ı da kırmış olmanın utancını yaşarken iki hafta sonra kendisi beni tekrar çağırdı. Bana kızdı. ‘Ne diye gittin? Filmde oynayacaktın, hayatın kurtulurdu’ dedi. Ben de hava çok soğuktu, kıyafet istemeye utandım diyerek özür diledim. Canımı sıkmamamı söyledi ve tekrar denk gelir birlikte film çekeriz dedi. Bu sırada zaman zaman kendisi ile görüşüp sohbet ederdik. Bolca Yılmaz Güney ile anıların anlatıldığı sohbetlerde Tarık Akan’dan, Kemal Sunal’a birçok ünlü ile tanışma şansım oldu” diye konuştu.
ANNEMLE DİYARBAKIR’A DÖNDÜM
Annesinin hasretine dayanmadığı için İstanbul’a geldiğini söyleyen Eliş, “Okuma yazma bilmeyen annem, o haliyle İstanbul’a geldi. Birilerine telefon açtırarak bana ulaştı. Gidip onu aldım ve beni Diyarbakır’a dönmeye ikna etti. Annemi kıramazdım. Döndüm ve hayatıma burada devam ettim. Şimdiki aklım olsaydı İstanbul’dan gelmez, şansımı sonuna kadar denerdim. Hayatım boyunca sadece ciğercilik yapmadım tabi. Kimseye yük olmamak için aklınıza gelebilecek birçok işi yaptım” ifadelerini kullandı.
DÜRÜSTLÜK HER KAPIYI AÇAR
Dürüstlüğün her kapıyı açtığını ifade eden Halim usta, “Dürüstlükten kimsenin zarar görebileceğini düşünmüyorum. İşlettiğim iş yerinde bir gün fırına kaburga koyarken içeride bir çanta gördüm. Açtığımda, çanta altınlarla doluydu. İçinde altı Halep zinciri, 12 bilezik, bir saat, iki küpe ve iki kimlik vardı. Çanta tam 28 gün bende kaldı. Sonunda sahipleri geldi, hiçbir eksiği olmadan teslim ettim. Bir an bile o çantayı sahiplenmek aklımdan geçmedi. Çünkü hayır görmeyeceğimi biliyordum” dedi.
DİYARBAKIR SEVDASI
Geçmişin Diyarbakır’ını özlediğini dile getiren Eliş, “Çocukluğumuzun Diyarbakır’ıyla bugünkü arasında dünyalar kadar fark var. Eskinin tadı bambaşkaydı. Şimdi her şey daha yabancı ve yapay geliyor. Çok acılar da yaşadım, çok güzel günler de gördüm. Ama ne Diyarbakırlılığımdan ne de kültürümden vazgeçtim. Ünlü olma hikâyem belki yarım kaldı ama Diyarbakır sevgim hiç bitmedi” diyerek sözlerini tamamladı.