Foto Haber

İnançtan Şüpheye: Amedspor’da bir haftada ne değişti?

Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında Amedspor, deplasmanda Bandırmaspor karşısında 2-0 kaybetmesi; aynı zamanda bir süredir taşıdığı iddia, özgüven ve oyun kimliğinden de ciddi bir parça kaybetti. Bu mağlubiyet, “yol kazası” diye geçiştirilebilecek türden değil. Aksine, göz göre göre gelen bir kırılmanın sahaya yansımış haliydi.

Abone Ol

Maçın kader anı tartışmaya açık bir pozisyonda gizliydi. Normal şartlarda faul sınırlarında değerlendirilebilecek bir müdahale, VAR uyarısıyla kırmızı karta dönüştü ve Murat Uçar oyun dışı kaldı. Amedspor, hem 60 dakika eksik oynadı hem de gelecek hafta Murat Uçar’dan faydalanmayacak.

İşte bu an, Amedspor için sadece bir oyuncunun eksilmesi değil; oyunun tamamen kontrol dışına çıkması anlamına geldi. Çünkü bu takım, eksik kaldığında B planı üretebilecek bir refleksi sahaya koyamadı.

Bandırmaspor gibi iç sahada agresif, tempolu ve temaslı oynayan bir rakibe karşı geriye düşmek zaten başlı başına bir handikap. Buna bir de 10 kişi kalmak eklenince, Amedspor’un üçüncü bölgedeki üretkenliği adeta buharlaştı. Ne organize bir hücum, ne de bireysel bir çıkış… Sahada sadece sonucu kabullenmiş bir görüntü vardı.

Ancak suçu yalnızca kırmızı karta yıkmak kolaycılık olur. Asıl sorgulanması gereken, teknik heyetin tercihleri. Yanlış kadro seçimi, formsuz isimlerde ısrar ve geç kalan hamleler…

Bunlar bir maçın değil, son haftalardaki düşüşün özeti aslında. Orta sahada Cem’in etkisizliği maç boyunca bağırırken, buna müdahale edilmemesi ciddi bir teknik zaaf olarak öne çıktı.

Savunma tarafında ise tablo daha da vahimdi. Geçiş oyunlarında yapılan bireysel hatalar, Bandırmaspor’a adeta davetiye çıkardı. Oysa deplasmanda, özellikle bu tarz mücadeleci rakiplere karşı en temel prensip savunma dengesini korumaktır. Amedspor bunu başaramadı ve bedelini ağır ödedi.

Takımın reaksiyon eksikliği ise en düşündürücü başlık. 1-0’dan sonra toparlanamayan, 2-0’dan sonra tamamen oyundan kopan bir ekip görüntüsü vardı. Sanki sahada bir hedefe koşan değil, sonucu bekleyen bir takım vardı. Oysa bu kadroda oyunu çevirebilecek, sorumluluk alabilecek isimler yok mu? Var. Peki neden kullanılmadılar?

Bu noktada teknik direktörün maç sonrası açıklamaları da ayrı bir tartışma konusu. Bir hafta önce “Biz şampiyon olacağız” diyen bir teknik adamın, bir mağlubiyet sonrası “Şansımız var ama çok zor” noktasına gelmesi sadece bir söylem değişikliği değil, bir zihniyet kırılmasıdır. Daha da önemlisi, sorumluluğu oyunculara yıkan bir yaklaşım, takım içi güveni zedeler.

Unutulmamalı: Bu takım birkaç hafta öncesine kadar ligin zirvesine oynuyor, rakiplerine psikolojik üstünlük kuruyordu. Ancak son 3 maçta gelen 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 2.’likten 3.’lüğe gerilemek tesadüf değil. Bu düşüş, yönetilemeyen bir sürecin sonucu.

Amedspor’un hücum hattında çeşitlilik var ama sahaya yansıyan tek düze bir oyun. Sürekli kanat organizasyonlarına dayalı, tahmin edilebilir bir yapı…

Oysa bu ligde fark yaratmak için plan çeşitliliği şart. Rotasyon eksikliği, fiziksel düşüş ve form grafiği gerileyen oyuncuların ısrarla sahada tutulması da bu tablonun diğer parçaları.

Sonuç olarak; Bandırma deplasmanında kaybedilen sadece 3 puan değil. İnanç, plan ve oyun disiplini de ciddi bir yara aldı. Eğer bu tabloya hala “yol kazası” deniyorsa, asıl tehlike de tam olarak burada başlıyor.

Amedspor, sadece bir spor kulübünün ötesinde bir kimlik, bir halkın umududur. Hiç kimse halkın takımının üstünde değil. Kimse kendini bu takımın üstünde sanmasın. Bir hafta farklı, diğer hafta farklı konuşamazsınız.

Bu halkla kimse dalga geçmesin? “Üzgünüm” diyerek bir halkın umutlarını tüketemezsiniz.

Bu halk, on yıllardır mücadeleci ruhundan hiçbir şey kaybetmedi, en kötü zamanlarında bile.

Siz bu halk için “umut” nedir bilmeyebilirsiniz. Ama bu halk günü geldiğinde size bunu hatırlatacaktır.

Bu taraftar, küme düşen takımlara sahanızda puan verirken bile alkışladı. Sezon boyunca hiçbir taraftarın vermediği kadar destek verdi.

Ama emin olun bu taraftar kadar onurlu, vefakar ve takımına bağlı ikinci bir taraftar da yoktur. Günü geldiğinde hesap sormasını da bilir Unutulmamalı…