Gıda denetimleri soframızdaki güvenin teminatıdır

Ramazan ayı, yalnızca manevi iklimiyle değil, artan gıda tüketimi ve hareketliliğiyle de dikkat çeker. İftar sofraları için yapılan alışverişler, tatlı ve unlu mamul üretimindeki artış, bayram öncesi şekerleme ve çikolata satışlarındaki yoğunluk…

Abone Ol

Tüm bu tablo, gıda güvenliği denetimlerini daha da kritik hale getiriyor. Diyarbakır’da gerçekleştirilen denetimler, aslında sadece bir idari prosedür değil, halk sağlığını korumanın en temel adımıdır.
Ramazan döneminde özellikle et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, tatlılar, şerbetli ürünler ve açıkta satılan gıdaların tüketimi artıyor. Hava sıcaklıklarının da yavaş yavaş yükselmeye başlayacağı bu günlerde, uygun koşullarda muhafaza edilmeyen ürünler ciddi sağlık riskleri doğurabilir.
Gıda zehirlenmeleri, toplu iftar organizasyonlarında veya yoğun üretim yapılan işletmelerde zincirleme sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle denetimler çok önemlidir. Ve bu denetimler, ürünlerin son kullanma tarihini, saklama koşullarını, hijyen standartlarını, personelin sağlık ve temizlik kurallarına uyumunu, üretim alanlarının teknik yeterliliğini kapsayacak şekilde titizlikle yapılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki gıda güvenliği yalnızca işletmenin değil, kamu otoritesinin ve tüketicinin ortak sorumluluğudur.
Normal dönemlerde rutin denetimler belirli periyotlarla gerçekleştirilir. Ancak Ramazan ve bayram öncesi gibi tüketimin arttığı dönemlerde bu, biarz daha sıklaşmalıdır.
Riskli ürün gruplarında (tatlı, et, süt ürünleri) denetim sıklığı artırılmalıdır. Özellikle merdiven altı üretimlere karşı ani ve habersiz kontroller yapılmalıdır. Bayram öncesi şekerleme ve çikolata satış noktaları özel olarak incelenmeli ve toplu iftar organizasyonu düzenleyen işletmeler önceden denetlenmelidir.
Ve bu dönemsel yoğunlaştırılmış denetimler, caydırıcılık açısından da büyük önem taşır.
Özellikle dikkat edilmesi gereken bazı hususlar var.
Et, tavuk ve süt ürünlerinde soğuk zincirin kırılmaması hayati önemdedir. Nakliye ve depolama süreçleri ayrı ayrı kontrol edilmelidir.
Özellikle kuruyemiş, lokum, şekerleme ve baharat gibi ürünlerin açıkta ve hijyenik olmayan koşullarda satılması ciddi risk oluşturur.
Kadayıf, baklava, tulumba gibi şerbetli tatlılarda kullanılan yağın kalitesi ve tekrar kullanım oranı mutlaka denetlenmelidir.
Bone, eldiven kullanımı, düzenli sağlık kontrolleri ve üretim alanındaki temizlik standartları titizlikle incelenmelidir.
Ürün içeriği, üretim ve son tüketim tarihi, işletme kayıt numarası gibi bilgilerin eksiksiz olması gerekir.
Bu konuda tüketicilere de düşen sorumluluklar vardır.
Mesela, tüketiciler şüpheli gördükleri işletmeleri ilgili kurumlara bildirmeli, ucuz diye kaynağı belirsiz ürünleri tercih etmemeli ve özellikle de ambalajsız ve etiketsiz ürünlere temkinli yaklaşmalıdır.
Ramazan ve bayram, paylaşmanın, bereketin ve dayanışmanın ayıdır. Ancak bu bereketin sağlıkla buluşması gerekir. Diyarbakır’da yapılan gıda güvenliği denetimleri, işte tam da bu noktada sofralarımızdaki güvenin teminatıdır.
Sağlıklı bir Ramazan ve huzurlu bir bayram için denetimlerin artırılması, şeffaf yürütülmesi ve toplumla paylaşılması büyük önem taşıyor. Çünkü sağlıklı toplum, güvenli sofralarla başlar.