Hz. Süleyman Camii’de gürültü

Diyarbakır’ın kalbi sayılan Sur ilçesinde, tarihin ve inancın iç içe geçtiği bir mekân var: Hz. Süleyman Camii. Yalnızca bir ibadethane değil; aynı zamanda derin bir hafızanın, ortak bir saygının ve sessizliğin mekânı…

Abone Ol

Ama ne yazık ki bu sessizlik, artık sık sık motor sesleri ve sonuna kadar açılmış müziklerle bölünüyor.

Geçtiğimiz günlerde caminin bahçesinde yaşanan bir olay, aslında uzun süredir biriken bir sorunun dışa vurumu gibiydi. Kapıda açıkça “araçla giriş yasaktır” uyarısı olmasına rağmen bir aracın içeri girmesi ve üstelik yüksek sesle müzik yayını yapması, yalnızca bir kural ihlali değil; aynı zamanda bir saygı sınavıydı.

Görevlilere durumu belirttiğimde ise bu duruma alışkın olduklarını ve “yapacak bir şeyimiz yok” der gibiydiler.

Aslında mesele yalnızca trafik değil.

Mesele, kamusal alanı kullanma biçimimiz.

Mesele, kutsala gösterdiğimiz özen.

Mesele, başkasının huzurunu ne kadar önemsediğimiz…

Bir caminin avlusu, hele ki Hz. Süleyman Camii gibi tarihsel ve manevi yükü ağır bir mekânın bahçesi, eğlence alanı değildir.

Orası; dua edenin, dinlenenin, geçmişle bağ kuranın mekânıdır. Oraya girerken sesimizi kısmak, adımlarımızı yavaşlatmak, davranışlarımızı tartmak gerekir.

Peki, neden yapmıyoruz?

Kurallar var.

Uyarılar var.

Ama uygulama yok.

Denetim yok.

Daha önemlisi, içselleştirilmiş bir saygı kültürü eksik.

Çünkü bazı insanlar için yasaklar yalnızca tabeladan ibaret.

Oysa gerçek saygı, kimse görmese bile doğru olanı yapmaktır.

Bu tür davranışlar, sadece o an orada bulunanları rahatsız etmiyor; aynı zamanda bir kentin kültürel dokusuna zarar veriyor. Diyarbakır gibi kadim bir şehirde, Sur gibi tarih kokan bir ilçede, bu tür hoyratlıklar kabul edilemez.

Yetkililere düşen görev açık: Denetimi artırmak, yaptırımları uygulamak ve bu tür ihlallerin tekrarını engellemek. Ama en büyük sorumluluk yine bizde.

Çünkü bir şehri yaşanır kılan sadece kurallar değil, o kurallara gönüllü olarak uyan insanlardır. Sessizliğin değerini bilmediğimiz sürece, gürültü sadece kulaklarımızı değil, vicdanlarımızı da tırmalamaya devam edecek.