İDDİALAR BÜYÜYOR, SORULAR ÇOĞALIYOR

Son haftalarda gündem oldukça yoğundu. CHP’de yaşanan tartışmalar, mutlak butlan polemikleri ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu takımlarının elde ettiği başarılar nedeniyle RojinKabaiş dosyasına ilişkin yazılarıma kısa bir ara vermiştim.Ancak görünen o ki bu dosya kapanmak yerine, her geçen gün yeni soru işaretleriyle daha da büyüyor.

Abone Ol

Kurban Bayramı öncesinde AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Salim Ensarioğlu’nun Diyarbakır’da RojinKabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş ile yaptığı görüşme ve sonrasında yaptığı açıklamalar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.Çünkü Ensarioğlu’nun ortaya attığı iddialar sıradan iddialar değildi.

Yıllarca siyasetin içinde bulunmuş, devlet yönetiminde görev almış, bakanlık yapmış tecrübeli bir siyasetçiden söz ediyoruz.Daha da önemlisi, Ensarioğlu sadece iddia ortaya atmakla kalmadı. ‘Bunları ispatlarım. Elimde belgeler ve bilgiler var. Resmi makamlar isterse sunmaya hazırım’ dedi.

Bu çok önemli bir cümledir.Çünkü ortada ya Türkiye’nin bazı üniversitelerini ve kamu kurumlarını ilgilendiren son derece vahim bir tablo vardır ya da kamuoyunu derinden sarsan bu iddiaların mutlaka açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Ensarioğlu, ekonomik durumu kötü olan bazı kız öğrencilerin burs, barınma ve gelecek kaygıları üzerinden baskı altına alındığını, ‘örgüt üyeliği’ suçlamalarıyla tehdit edildiğini ve organize yapılar tarafından istismar edildiğini ileri sürdü.

Bu iddiaların geçtiği üniversiteler arasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin de adının anılması elbette Van kamuoyunu yakından ilgilendiriyor.

Ensarioğlu’nun açıklamalarında dikkat çeken bir başka nokta ise, iddia edilen yapının içerisinde bazı kamu görevlilerinin de bulunduğunu öne sürmesiydi. Bazı polis ve askerlerin isimlerinin geçtiğini ifade eden Ensarioğlu, bunun bütün kurumları töhmet altında bırakmak anlamına gelmediğini, her kurumda ‘çürük elmaların’ bulunabileceğini söyledi. Ancak eğer bu iddialar doğruysa mesele birkaç kişinin suçu olmaktan çıkar ve devlet kurumlarına duyulan güveni doğrudan ilgilendiren çok ciddi bir soruna dönüşür.

Bugün çocuklarını bin bir fedakârlıkla üniversiteye gönderen aileler şu soruyu soruyor:

Üniversiteler gerçekten gençlerin güvenle eğitim aldığı kurumlar mı?

Yoksa bazı karanlık ilişkilerin gölgesi altında mı kalıyorlar?

Bu soruların cevabını kamuoyu kadar devlet kurumlarının da vermesi gerekiyor.

CEVAPSIZ KALAN SORULAR

Öte yandan RojinKabaiş dosyasında hâlâ cevabı beklenen onlarca soru bulunuyor.Baba Nizamettin Kabaiş ile yaptığım görüşmede, Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilen ekiplerin Van’da yeniden çalışma yapacağı bilgisini paylaştı.Ailenin beklentisi açık ve nettir.

Telefon kayıtları yeniden incelensin.

Baz istasyonları tekrar değerlendirilsin.

Kamera kayıtları ortaya çıkarılsın.

DNA raporları açıklansın.

Ölümün kesin nedeni bütün ayrıntılarıyla ortaya konulsun.

Peki kamuoyunun merak ettiği sorular nelerdir?

Rojin’in bulunduğu bölgedeki kameralar çalışıyor muydu, çalışmıyor muydu?

Çalışıyorduysa görüntüler nerede?

Yakın çevrede bulunduğu söylenen döner kameranın kayıtları neden ortaya çıkmadı?

DNA incelemelerinin sonucu neden açıklanmıyor?

Ölümün suda boğulma sonucu mu yoksa başka bir nedenle mi gerçekleştiği neden net olarak ortaya konulmuyor?

Olay günü görüldüğü iddia edilen beyaz araç neden bulunamadı?

Bunlar yalnızca ailenin değil, Van kamuoyunun da sorularıdır.Dosyanın başından beri tartışılan başka hususlar da var.

Henüz bütün adli ve bilimsel süreçler tamamlanmadan intihardeğerlendirmelerinin yapılması neden tartışma yarattı?

Rojin’in babasının iddiasına göre, daha otopsi sonuçları ortaya çıkmadan yapılan bu değerlendirmeler neye dayanıyordu?

Kamuoyuna yansıyan ve uzun süre tartışılan iddialar arasında, bazı üniversite yöneticilerinin süreçte olağan dışı şekilde etkili oldukları yönündeki söylemler de yer aldı. Bu iddialar araştırıldı mı?

Otopsi sürecine ilişkin ortaya atılan iddialar incelendi mi?

Van halkı bu soruların da cevaplarını bekliyor.

ŞEFFAFLIK OLMADAN ŞÜPHELER DAĞILMAZ

Kamuoyunda uzun süredir konuşulan bir başka konu ise Bardakçı Mahallesi ile üniversite çevresindeki ilişkiler ağıdır.Burada kimseyi peşinen suçlamak mümkün değildir.Ancak araştırılması gereken hususlar varsa araştırılmalıdır.

Bardakçı Mahallesi ile üniversite arasında nasıl bir ilişki vardır?

Bu ilişkinin sınırları nelerdir?

Kamu görevlileriyle herhangi bir ayrıcalıklı ilişki söz konusu olmuş mudur?

Bu konuda inceleme yapılmış mıdır?

Yapılmışsa sonuçları neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır?

Yine sosyal medyada ve Van kamuoyunda uzun süredir konuşulan bazı iddialar bulunuyor.Bu iddiaların doğru olup olmadığını ortaya çıkarmak gazetecilerin değil, savcıların ve güvenlik güçlerinin görevidir.Ancak kamuoyunun beklentisi nettir:

Araştırılsın.

İncelensin.

Gerçek neyse ortaya çıkarılsın.

Çünkü adaletin sağlanabilmesi için önce hakikatin ortaya çıkması gerekir.Bugün dosyada dikkat çeken bir başka durum da sessizliktir.Bir dönem yüksek sesle konuşanların önemli bir bölümü artık konuşmuyor.

Van halkı da doğal olarak şu soruyu soruyor:Neden?Çünkü cevapsız kalan her soru yeni şüpheler doğuruyor.

RojinKabaiş dosyasında artık ihtiyaç duyulan şey açıklama değil, sonuçtur.

Gerçekten ne oldu?

Bu sorunun cevabı ortaya çıkmadan ne ailenin vicdanı rahatlayacaktır ne de toplumdaki şüpheler ortadan kalkacaktır.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla dosyaya özel önem verdiği ve ‘ucu nereye dokunursa dokunsun araştırılsın’ anlayışıyla hareket edildiği yönündeki açıklamalar kamuoyunda umut oluşturdu. Şimdi beklenti, bu yaklaşımın somut sonuçlara dönüşmesidir.

Ve unutulmamalıdır ki; adalet sadece suçluyu bulmak değildir.Adalet, gerçeği bütün yönleriyle ortaya çıkarabilmektir.

Sevgiyle kalın.