ÖZEL HABER - Mehmet Rumet SOYLU
Özellikle büyükler tarafından sıkça hatırlatılan bu söz, evlilik hazırlığı yapan birçok çiftin aklında soru işaretleri oluşturur. Peki gerçekten iki bayram arasında evlenmek dinen sakıncalı mı? Yoksa bu sadece kültürel bir inanıştan mı ibaret?
Bu sorunun cevabını ararken hem dini kaynaklara hem de toplumun kültürel geçmişine bakmak gerekir.
Öncelikle İslam dini açısından konuya bakıldığında, iki bayram arasında nikâh kıyılmasını yasaklayan herhangi bir ayet ya da hadis bulunmamaktadır.
İslam’da evlilik teşvik edilen bir ibadet ve toplumsal kurumdur. Nikâhın hangi gün veya hangi zaman diliminde kıyılacağına dair kesin bir yasak söz konusu değildir. Hatta İslam tarihinde bazı önemli evliliklerin bayramlar arasında gerçekleştiği de bilinmektedir.
O halde bu inanış nereden geliyor?
Bu düşüncenin kökeni büyük ölçüde kültürel ve toplumsal alışkanlıklara dayanır. Eski dönemlerde Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı arasındaki dönemler genellikle yoğun tarım işleri, yolculuk zorlukları ve ekonomik hazırlıklarla geçen zamanlar olarak görülürdü. Düğün gibi büyük organizasyonlar hem masraflı hem de uzun süren hazırlıklar gerektirdiği için insanlar bu dönemlerde evlilik törenlerinden kaçınmayı tercih edebiliyordu. Zamanla bu pratik tercih, halk arasında ‘nikâh kıyılmaz’ şeklinde bir inanca dönüşmüş olabilir.
Bir başka görüşe göre ise Osmanlı döneminde bayramlar arasında sık sık savaş seferleri veya devlet işleri yoğunlaştığı için düğünlerin ertelendiği ve bunun zamanla bir gelenek haline geldiği ifade edilir.
Din alimlerinin büyük çoğunluğu ise bu inanışın dini bir temeli olmadığını açıkça belirtir. Nikâhın herhangi bir zamanda kıyılmasında dinen bir sakınca yoktur. Önemli olan evliliğin saygı, sorumluluk ve helal bir birliktelik çerçevesinde gerçekleşmesidir.
Bunun yanında, Kurban ya da Ramazan Bayaramlar’ından birinin Cuma gününe denk gelmesi halinde, Bayram Namazı ile Cuma Namazı arasında ‘nikah’ ile meşgul olunmaması daha tercih edildiğine yönelik görüşler var. Bayramların bir efor ve meşguliyet gerektirdiğinden dolayı böyle bir görüşün olduğu ifade edilmiştir.
Bugün modern toplumda bu tür inanışlar giderek daha çok sorgulanıyor. Birçok çift artık nikâh tarihini belirlerken bu tür geleneksel söylemleri değil, kendi şartlarını ve uygunluklarını dikkate alıyor.
Sonuç olarak, ‘iki bayram arasında nikâh kıyılmaz’ sözü dini bir hükümden ziyade kültürel bir alışkanlığın zamanla kalıplaşmış halidir. Evlilik gibi önemli bir kararın, doğruluğu kesin olmayan inanışlara değil, bilinçli tercihlere ve sağlam temellere dayanması daha sağlıklı olacaktır.
Toplumların kültürel mirası elbette önemlidir; ancak her gelenek mutlaka dini bir zorunluluk anlamına gelmez. Bu nedenle evlilik hazırlığı yapan çiftlerin kulaktan dolma bilgiler yerine doğru kaynaklara başvurmaları ve kendi hayatlarını kendi şartlarına göre planlamaları en doğru yaklaşım olacaktır.