Güncel

İlk Kürt kadın tarihçi Mesture Erdelan kimdir?

19. yüzyıl Kürdistan’ında, erkek egemen tarih ve edebiyat geleneğinin içinde bir kadın yazarın ortaya çıkması başlı başına devrim niteliğindedir.

Abone Ol

ÖZEL HABER / Mehmet Rumet SOYLU

Mesture Erdelan 1805 ile 1848 yılları arasında İran’da yaşamış, yalnızca bir şair değil aynı zamanda ilk Kürt kadın tarihçi, düşünür ve entelektüeldir. Yazdıklarıyla hem Kürt tarihine kalıcı bir kayıt bırakmış hem de kadınların düşünsel üretimdeki yerini görünür kılmıştır. Asıl adı Mah Şeref Hanım olan Mesture Erdelan, Erdelan Beyliği’ne bağlı soylu bir ailede dünyaya geldi. Doğduğu şehir Senendec (Sine), dönemin önemli kültür ve yönetim merkezlerinden biriydi.

Babası Ebu’l Hasan Bey, kızının eğitimine büyük önem verdi. Bu sayede Mesture, Kürtçe’nin farklı lehçeleri başta olmak üzere Farsça, Arapça, İslami ilimler ve klasik doğu edebiyatı alanlarında ciddi bir yetkinlik kazandı. Bu çok dilli ve çok disiplinli eğitim, onun hem tarihçi hem şair olarak derinlikli eserler vermesini sağladı.

Mesture, Erdelan Beyliği’nin yöneticisi olan Hüsrev Han Erdelan ile evlendi. Bu evlilik, onu yalnızca bir saray mensubu değil, aynı zamanda politik gelişmeleri yakından izleyen bir gözlemci haline de getirdi. Sarayda bulunması nedeniyle devlet yazışmalarına, diplomatik ilişkilere, bölgesel çatışmalara tanıklık etti. Bu deneyimler, onun tarih anlayışını şekillendirdi. Mesture, tarihi yalnızca hükümdarların başarıları üzerinden değil; toplumsal dönüşümler ve ahlaki çöküşler üzerinden de okuyan bir tarihçiydi.

Eşinin ölümünden sonra Erdelan Beyliği zayıfladı. İran merkezi otoritesinin baskıları sonucu Mesture ve ailesi Senendec’ten ayrılmak zorunda kaldı. Süleymaniye’ye yerleşti ancak bu sürgün, onun için derin bir yalnızlık ve melankoli döneminin başlangıcı oldu. 1848 yılında, henüz 43 yaşındayken, yoksulluk ve hastalık içinde hayatını kaybetti. Mezarı Süleymaniye’dedir.

Mesture Erdelan’ı benzersiz kılan en önemli eserlerinden biri, Târîx-i Erdelan (Erdelan Tarihi)

Bu eser, Erdelan Beyliği’nin kökenini, siyasi mücadelelerini ve toplumsal yapısını anlatır. Ancak klasik tarih yazımından farklı olarak Mesture; yöneticileri eleştirir, adaletsizliği açıkça yazar ve ahlaki yozlaşmayı tarihsel neden olarak gösterir. Bu yönüyle eseri, eleştirel tarih yazımının erken bir örneği kabul edilir.

Şair Mesture Erdelan’ bir de şair yanı var ki, dönemi ve sonrasında çok ilgi görmüştür. Mesture’nin şiirlerinde, ‘fanilik, sürgün, (ilahi ve beşeri) aşk, kadınlık ve yalnızlık, bilgelik ve kader öne çıkan ana temalardır.

Şiirleri genellikle klasik Doğu şiiri formunda yazılmıştır ancak duygusu son derece kişiseldir.

Fanilik üzerine yazılmış şiirindeki şu dize, “Bu dünya bir gölgedir, geçip gider. Akıl sahibi olan ona ev kurmaz.” Tasavvufi bir bakışla dünyanın geçiciliğini vurgular. Saray yaşamını deneyimlemiş biri olarak, gücün ve ihtişamın aldatıcılığına dikkat çeker.

“Yurdumdan uzağım, adım kaldı geride ne sesimi duyan var, ne halimi bilen.”

Bu şiir, Süleymaniye yıllarında yazıldığı düşünülen dizelerdendir. Aidiyet kaybı ve kadın yalnızlığı açıkça hissedilir.

“Kadın dediler, susturmak istediler. Oysa söz, aklın aynasıdır.”

Dizeleri ise, Mesture’nin kadın kimliğini farkında olarak taşıdığını ve entelektüel varlığını savunduğunu gösterir. Açık bir kadın bilinci barındırması açısından çok değerlidir. Mesture Erdelan; Dindardır ancak dogmatik değildir, gelenekten beslenir ama eleştireldir ve tarihi, kaderle değil insan eylemleriyle açıklar. Bu yönleriyle hem klasik hem modern sayılabilecek bir düşünürdür.

Mesture Erdelan, İlk Kürt kadın tarihçi, Kürt kadın edebiyatının öncüsü ve Kadın entelektüel direnişinin simgesi olarak kabul edilir. Sanandaj’daki heykeli, elinde kitap tutan bir kadın figürüdür. Bu bile onun nasıl hatırlandığını anlatmaya yeterlidir. Tarih sahnesinde kısa bir ömür sürmüş olsa da, ardında kalıcı bir fikir ve edebiyat mirası bırakmıştır. O, yalnızca geçmişi yazan bir tarihçi değil; geleceğe seslenen bir kadındır.
Tarihi yazmak cesaret ister; bir kadın olarak yazmak ise iki kat cesaret.