Mart Parıltısı

İnsana dair oldukça bulanık medeni yaşamın güncelliğinden, günlerce süren yağış sonrası gökyüzünün berraklığına takılıyor. Aslında orada takılı kalmak istiyor. Ayaz da olsa mart mehtabının parıltısı ile yine medeni dünya karmaşıklığından uzaklaşmak iyidir diye düşünüyor.

Abone Ol

Yarın mart güneşi yağmur sayesinde tozdan ve kirden arınmış bir kente doğacak. Ama medeni yaşamın bulanıklığı ne olacak? Bu soru merak onun gibilerinin bilinçaltında hep takılı mı kalacak?

Günün sonunda dünyanın güneşin etrafında dönüşünü tamamlamasından bir gün daha eksilecek. Ama insanların onca çabayla ortaya çıkardığı sorunlar bir gün daha artacak. Evet yıl eksiliyor, ama medeniyetin problemleri artıkça artıyor. Dünya ise medeni insanlara aldırmadan kendi etrafında ve güneş etrafında döngüsüne devam ediyor. Ama medeni insan bu döngüye fena alıyor. Bu zaman diliminde şiddet, savaş, işgal, soy ve doğakırımhegemonik zihniyetçe bir daha hesaplanıyor, takvimlendiriyor, planlanıyor. Televizyonlar da harita başındakiler, masa başında ki hesapçıların hesabını halka anlatmaya, aslında inandırmaya çalışıyor.

Çünkü her şey var olmak ve kazanmak adına savaşa çok iyi hazırlanmak içindir. İnsan denilen bu medeni canlı şiddete hazırlanırken öte yandan şiddete karşı Mart ayı içine dağılan gün ritüelleri ile hesabın çarşıya uymayabileceğini hatırlatıyor. Belki tarihin çokça söylenen bir çelişkisidir. Belki de medeni insanın kendine karşı mücadelenin bir yansımasıdır. Telefon mesajıyla dünya ve güneşi döngüsünden, medeniyet ve döngüsüne geliyor.

‘Kadın demek umut demek, yarına ışık demek,

Sessiz çığlıklarıyla dünyayı değiştirmek.

Bir gülüşüyle karanlığı aydınlatan güç,

8 Mart’ta değil, her gün değer görmek..’

Bu amatör ama sahici dörtlük sekiz mart dolayısıyla yaptığı profil paylaşımına karşılık, erkek şiddetinden dolayı sokağa çıkmaya korkan, kronik üniversite mezunu ve kronik işsiz, amatör ve kitapsız şair kod adı Zeyneb’e ait.

Demek ki sekiz mart için profiline herkes gibi protest bir refleksle usulden bir paylaşımda bulunmuş ve onun tarafından uyarılmıştır. Evet bugün, medeni yaşama itiraz edenlerin sayesinde hatırlanan dünya kadınlar günüdür. Esasen baharın başlangıcı olan mart medeni yaşamın kölelerinin isyanlarını hatırlatan fazlaca güne sahip bir raydır.

Bu sekiz mart günü kod adı Zeyneb dışında başka uyarılar da sosyal medyada göze çarpıyor. Yakın tarihte ölüme sürüklenen bir kadının ölümünün araştırılması ile ilgili ‘ açıklama neden yapılmıyor?’ diye uyarı paylaşımlarını bir bir okuyor. Ve dünya kendi döngüsünü tamamlayarak güneşin etrafında ki döngüsünden bir gün daha eksiltiyor. Uyarılar da bir gün sonra karşılığını buluyor. Ve beklenen açıklama sosyal medyada yayınlanıyor.

Tespitler bulanık, yorumlar bulanık, tepkiler bulanık ve sonuç yine medeni insanın yaşamı gibi bulanıktır. Belki bulanık bakışıyla okumuştur. Belki de yazanlar bulanık bilinçleriyle yazmıştır. Yazılanlara göre bir suçlu yok, ama düzenin bulanıklığı nedeniyle suça sürüklenenler var. Toplumsal yazgı var. Değişemeyenler var. Politik tespitler var. Travma sonrası stres bozukluğunun toplumda ki etkisi var. Ve yazılanlar sanki ‘ kadının bu düzende ölmesi gerekiyormuş ‘ demek istiyor.

Sonuçta bir suçlu olmaması ama herkesin de suçlu olması gerekiyor. Çünkü medeni insan şiddete hazırlanıyorken şiddet açıkça mahkum etmemeli diyor karma hegemonik analistlerin bilinçaltı bulanıklığı. Ama kenardan dokunabilirsiniz ve eleştirebilirsiniz diyor. Bu yazılanlardan kitabını yayınlayamayan genç şair kadın gibi onlarcasının ‘şiddete karşı kadın evinde tutsaklığa devam etmelidir’ diye mi, ve ‘ dışarısı kadınlar için güvenli değildir’ diye de mi denilmek isteniyor.

Sosyal medyaya düşen açıklamanın tek dikkat çeken doğru tarafı sosyal medya dayanışmasının yalancılığını bir kaç cümle ile yazabilmiş olmasıdır. Yardım isteyen kadına mesajlarla ‘ yanındayız, seninleyiz ‘ denilirken, yanına gidip onu sahici kucaklayacak, intiharını önleyecek kimse olamıyor. Çünkü insanlık bir bütünüyle hem bireysel hem de kitlesel bir şiddete hazırlanmaktadır. Belki hegemonik zihniyetin ‘şiddet aslında zorunludur, ama savunulmalıdır’ deme ihtiyacı vardır.

Raporlar , analizler, yorumlar, perspektifler , karşıt görüşler ‘hegemonya elbette haklı değildir, ama güçlüdür ve şiddete hazırlanma ihtiyacı için itinayla korunmalıdır’ demelidir diyor bulanıkça. Dünya bir döngü daha tamamladı. Bir yerler medeni savaş araçlarıyla yeniden bombalandı. Kız çocukları öldü. Sosyal, yazılı ve görsel medya başka bir gündeme takıldı. Rapor denilen açıklama şimdiden düzeltilmeye zaman bulmadan eskimeye başladı.

Evet, bir gün daha eksiliyor. İnsanlık bir dert daha ediniyor. Yaşam medenilerin dalaşıyla daha da bulanıklaşıyor. Ama bu ay mart ayıdır. Gece mehtabın, gündüz güneşin parıltısı yeryüzünü berraklaştırmak isteyenlere enerji vermeye devam ediyor.

Birkaç gün sonra Newroz’un tarihi parıltısı , doğayı daha da berraklaştıracak ve hegemonik bulanıklığı alaşağı edecek enerjiyi daha da artıracaktır.