İran’ın 28 Şubat’ta İsrail ve ABD saldırılarında yaşamını yitiren ruhani lideri Ali Hamaney ardından seçilen oğlu Seyyed Mücteba Hamaney, X sanal medya platformu aracılığıyla ilk açıklamasını yaptı. Uzmanlar Meclisi tarafından 8 Mart’ta seçilen ve 9 Mart’ta seçildiği duyurulan Hamaney, Uzmanlar Meclisi'nin oylama sonucunu kamuoyuyla aynı anda İslam Cumhuriyeti televizyonu aracılığıyla öğrendiğini söyledi.
Açıklamanın devamı şu şekilde: "İki büyük liderin, büyük Humeyni'nin ve şehit Hamaney'in makamına yaslanmak benim için zordur. Şehadetinden sonra onun naaşını ziyaret etme fırsatına sahip oldum, gördüğüm şey büyük bir sağlamlık ve metanet dağıydı ve sağlam kalan elinin yumruğunu sıkmış olduğunu duydum. Büyük İran milletinin son olaydaki basireti ve zekâsı ile gösterdiği direniş, cesaret ve varlığı; dostları hayranlığa, düşmanları ise hayrete düşürdü. Ülkeyi yönlendiren ve onun gücünü garanti altına alan siz halktınız. Eğer o en büyük nimet bizden alınmışsa, onun yerine İran milletinin Ammarvari (Ammar (İbn Yasir) gibi) varlığı ve duruşu bu nizama yeniden bahşedilmiştir. Düşmanın çok az deneyime sahip olduğu ve bu nedenle ciddi biçimde savunmasız olacağı diğer cephelerin açılması konusunda bazı çalışmalar yapılmıştır. Savaş durumunun sürmesi hâlinde ve gerekli çıkarlar gözetilerek bu cephelerin devreye sokulması gerçekleştirilecektir."
İNTİKAM VURGUSU
"Direniş Cephesi" olarak adlandırılan ülkelere teşekkürlerini ileten Hamaney, şöyle devam etti: "Direniş Cephesi ülkelerini en iyi dostlarımız olarak görüyoruz ve direniş meselesi ile Direniş Cephesi, İslam Devrimi’nin değerlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Şüphesiz, Direniş Cephesi bileşenlerinin birbirleriyle dayanışması, Siyonist fitneden kurtulma yolunu kısaltacaktır. Cesur ve inançlı Yemen, Gazze’deki mazlum halkı savunmaktan vazgeçmedi, fedakâr Hizbullah tüm engellere rağmen İran İslam Cumhuriyeti’ne yardım elini uzattı ve Irak Direnişi de aynı çizgiyi cesurca sürdürmektedir. Herkese bu güveni veriyorum ki, sizin şehitlerinizin kanının intikamından asla vazgeçmeyeceğiz. Planladığımız intikam sadece devrimin yüce liderinin şehadetiyle ilgili değildir; aksine, düşman tarafından şehit edilen milletin her bir üyesi, intikam dosyası açısından ayrı ve bağımsız bir konu teşkil etmektedir. Şehitlerin kanının intikamı bugüne kadar sınırlı ölçüde somutlaşmıştır; ancak bu tamamen sağlanana kadar, bu dosya diğer tüm dosyaların üzerinde kalacaktır. Düşmanın bilinçli olarak Minab’daki Şecere-i Teyyibe Okulu ve benzeri bazı vakalarda işlediği suç, bu süreçte özel bir öneme sahiptir. Düşmandan tazminat alacağız ve eğer buna direnirse, takdirimize göre malvarlığından karşılayacağız; eğer bu da mümkün olmazsa, aynı miktarı malvarlığından yok edeceğiz. Düşman yıllar öncesinden itibaren bazı komşu ülkelerde kademeli olarak üsler kurmuştur. Son saldırıda, bazı askeri üsler kullanıldı; doğal olarak biz, daha önce açık uyarı yaptığımız gibi ve söz konusu ülkelere herhangi bir saldırıda bulunmadan, yalnızca bu üsleri hedef alarak saldırı gerçekleştirdik. Bölge ülkeleri, sevgili vatanımıza saldıranlar ve halkımızın fertlerini öldürenlerle ilişkilerini netleştirmelidir. Tavsiyem, bu üsleri bir an önce kapatmalarıdır; çünkü artık anlamış olmalılar ki, Amerika’nın güvenlik ve barışı sağlama iddiası sadece bir yalandan ibarettir. Tekrar vurguluyorum, İslam Cumhuriyeti rejimi, bölgede herhangi bir hâkimiyet veya sömürgecilik kurmak istemeden, tüm komşularla sıcak ve samimi bir birlik ve karşılıklı ilişki için tamamen hazırdır. Sahadaki etkili varlık korunmalıdır; hem savaşın bu günleri ve gecelerinde gösterdiğiniz şekilde, hem de çeşitli etkili roller üstlenme biçiminde. 1447 Kudûs Günü törenlerine katılımın önemini hatırlatıyorum; bu katılımda düşmanı zayıflatıcı unsurun herkesin dikkatine sunulması gerekir. Rehberim! Sizinle bir söz veriyoruz ki, bu bayrağı—ki hak cephesinin asıl bayrağıdır—yüceltmek ve kutsal amaçlarınıza ulaşmak için tüm varlığımızla çaba göstereceğiz."