Güncel

Mülteci raporu: 317 bin bebeğin hastane kayıtları silindi

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, 317 bin 128 bebeğin ASM'deki kayıtlarının silinmesi nedeniyle gelişim takibi hizmetinden mahrum kaldığını ve mültecilere ait cenazeleri "rehin" tutulduğunu açıkladı.

Abone Ol

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, göçmen ve mültecilerin sağlık hakkında erişim engelleri ve yaşanan hak ihlallerine dair İstanbul Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) binasında “Gölgede kalan yaşamlar, göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına erişim engelleri ve yaşanan hak ihlalleri" başlığıyla hazırladıkları raporun detaylarını açıkladı.

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı üyelerinin yanı sıra hak savunucuları ve İHD üyeleri de açıklamaya katıldı.

'BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETİ ALAMIYORLAR'

Açıklamada konuşan Aile Hekimi Fatma Örgel, mültecilerin birinci basamak sağlık hizmeti alamadıklarını, Göçmen Sağlığı Merkezlerinde tedavi olabildiklerini ancak bunun da yetersiz olduğunu belirtti. Fatma Örgel, "Aile sağlığı konusunda Suriyeli sığınmacılara tam anlamıyla destek olamıyorlar" dedi.

'HERKESİN FAYDALANMASI GEREKLİ'

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şube Başkanı İkram Doğan ise son dönemlerde birinci basamak sağlık hizmetine ulaşmak konusunda problemler yaşandığını söyledi. Kronik hastalıkları bulunanların ilaca erişim sağlayamadıklarını dile getiren Doğan, “Tedavi olmaları gerekirken yararlanamıyor. Sosyal hizmetler boyutunda söylemek gerekirse göçmenlerin erişimi neredeyse yok. Sosyal güvenlik temel hizmetlerden birisi. Ona erişemeyen kadınlar, çocuklar yaşlılar var bu büyük bir hak savunuculuğudur, herkesin faydalanabilmesi gerekiyor” diye belirtti.

'KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ TASFİYE EDİLDİ'

Konuşmaların ardından hazırlanan raporu İHD üyesi Gülseren Yoleri okudu. HEVİ LGBTİ+ Derneği, Sosyal Adalet Hareketi ve Tarlabaşı Dayanışması gibi kurumların saha gözlemlerine dayanan raporda, göçmenlerin mahallelerindeki Aile Sağlığı Merkezlerinden (ASM) kayıtlarının silinmesiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin “tasfiye edildiği” belirtildi. Raporda, 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmelikle, en temel sağlık hizmetlerinin bile kişi başı 3 bin TL’lik prim duvarına çartığı, yoksulluk kıskacındaki binlerce mültecinin tedavi imkânından tamamen koparıldığı vurgulandı.

Raporun, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki göçmen ve mültecilerin sağlık haklarına erişimde karşılaştıkları yapısal, mali ve hukuki bariyerlerin sarsıcı bir şekilde gözler önüne serdiğini vurgulayan Gülseren Yoleri, sağlık hizmetinin evrensel bir haktan ziyade, bir “idari lütuf” veya ‘güvenlik meselesi’ olarak lanse edildiğini kaydetti.

KAYIT DIŞI DEFNETME

Belgesiz göçmenlere "turist tarifesi" oluşturulduğuna dikkat çekilen raporda, kamu hastanelerinde normal ücretin 8 katına varan faturalandırma sisteminin, sağlık hakkını bir "döviz kaynağı" olarak görünmesine yol açtığı belirtildi. Raporda ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle hastanelerin cenazeleri "rehin" tuttuğu, gözaltı ve sınır dışı edilme korkusu yaşayan mülteci ailelerin ise vefat eden yakınlarını bahçelere veya ıssız alanlara "kayıt dışı" defnetmek zorunda kaldığı ifade edildi. Raporda bu durum, "İnsanın haysiyetle gömülme hakkının elinden alındığı sistemik bir barbarlık" olarak değerlendirildi.

BULAŞICI HASTALIĞI BULUNANLAR ÖLÜME SÜRÜKLENİYOR

Sağlığın hakkının kriminalize edildiğine dikkat çekilen raporda, Geri Gönderme Merkezleri’nin (GGM) birer "operasyon alanı" haline geldiği ve tüberküloz ile HIV gibi hastalıkları olan kişilerin tedavi edilmek yerine idari gözetim altına alınarak ölüme sürüklendiğine dikkat çekildi.

Raporda bu alandaki krizlere dair şu veriler yer aldı:

*"Çocuk ve Genç Nüfus: Toplam sığınmacı nüfusun yüzde 47,5'ini çocuklar oluşturmaktadır.

*Bebek Ölümleri ve Aşılama: 317 bin 128 bebek Nisan 2025'te Aile Sağlığı Merkezlerinden (ASM) kayıtların silinmesi nedeniyle kesintisiz aşılama ve gelişim takibi hizmetinden mahrum kalmıştır.

*Anne Ölüm Oranları: Maternal sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşmasıyla göçmenlerde anne ölüm oranı, Türkiye ortalaması olan 11,5'ten 25,0-32,0 bandına yükselmiştir.

*Yaşlı Nüfus: 36.702 yaşlı göçmen, bakım ve kronik hastalık takibi krizine girmiştir.

*GSS Prim Bariyeri: Nisan 2025 sonrası Suriyelilerin sağlık sistemine yeniden dahil olabilmesi için kişi başı 3.000 TL prim ödeme şartı getirilmiştir.

*Turist Tarifesi: Kayıtsız göçmenlere uygulanan faturalandırma, T.C. vatandaşlarına uygulanan maliyetin 3 ile 8 katı arasındadır.

*Katılım Payı: 1 Ocak 2026 itibarıyla daha önce ücretsiz olan temel hizmetlerden de "katılım payı" alınmaya başlanmıştır.

*Kapasite Daralması: İstanbul’daki 409.164 kayıtlı Suriyeli için sadece 33 Göçmen Sağlığı Merkezi (GSM) bulunmaktadır. Bu, merkez başına yaklaşık 12.400 kişi düştüğü anlamına gelmektedir.

*Dil Bariyeri: Sahada çalışan tercüman desteği neredeyse tamamen Arapça ile sınırlıdır; bu durum Arapça konuşmayan binlerce Afrikalı ve Orta Asyalı göçmeni sistemde "görünmez" kılmaktadır.

*Yakalanan Göçmenler: 2019'da 454 bin 62 olan yakalanan düzensiz göçmen sayısı, 2025'te 160 bin 253 seviyesine inmiştir. Bu düşüş göçün bittiğini değil, göçmenlerin "yakalanma" korkusuyla tamamen yer altına çekildiğini ve sağlık sisteminden koptuğunu kanıtlamaktadır.