NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?

Bayram sabahı erkenden uyanıp yeni ayakkabılarımızı yatağın kenarına koyduğumuz günleri hatırlıyor musunuz?

Abone Ol

Arife akşamı kapının önüne dizilen o ayakkabıları…

Sabah erkenden kalkıp ilk onları giymenin verdiği o tarifsiz heyecanı…

Kapıların ardına kadar açık olduğu, çocuk seslerinin mahalleyi doldurduğu, büyüklerin dualarıyla başlayan o bayram sabahlarını…

Bugün bayram geldiğinde birçok insanın dilinden aynı cümle dökülüyor; ‘Ah nerede o eski bayramlar…’ Bu söz aslında sadece geçmişe duyulan bir özlem değil.Bu söz; kaybolan mahallelerin, eksilen insan sıcaklığının ve yavaş yavaş unutulan bir kültürün iç çekişidir.

Çünkü eskiden bayram sadece bir tatil günü değildi.Bayram; insanların birbirine daha çok yaklaştığı, kapıların çalındığı, gönüllerin ziyaret edildiği gerçek bir bayramdı.

KAPI KAPI DOLAŞAN BAYRAMLAR

Eskiden bayram sabahı erkenden başlardı.Evlerde tatlı bir telaş olurdu. Büyükler sabah namazından sonra camiden döner, evlerde bayramlaşma başlardı. Kahve kokusu, kolonya kokusu, yeni yapılmış baklavaların ve şekerlerin kokusu evin her köşesine yayılırdı.

Misafir için hazırlanan şekerlikler, tepsiler, kolonya şişeleri başköşede hazır beklerdi.

Çocuklar için ise bayramın en büyük heyecanı bayramlık kıyafetlerdi.Öyle bugünkü gibi sık sık yeni kıyafet alınmazdı. Bayramlıklar aylar öncesinden alınır, dolapta özenle saklanırdı. Hatta çocuklar bazen o kıyafetleri çıkarıp bakar, tekrar yerine koyardı.Çünkü bayram gelmeden giyilmezdi.

Bayram sabahı o kıyafetleri giymek bir çocuğun dünyasındaki en büyük mutluluklardan biriydi.Sonra mahallede çocuklar toplanırdı.Kapılar tek tek çalınırdı. ‘Bayramınız mübarek olsun…’ Büyüklerin elleri öpülür, ceplere harçlıklar konurdu. Şekerler, çikolatalar, bazen de birkaç bozuk para…

Büyükler de tembih ederdi; ‘Harçlığını hemen bitirme evladım…’ Ama o harçlıkların çoğu çok geçmeden mahalle bakkalında harcanırdı.

Gazoz alınırdı.

Sakız alınırdı.

Leblebi, akide şekeri, renkli şekerler.

Belki de sinemaya gidilirdi…

Mahalle o gün bambaşka bir mahalle olurdu.Kapılar açıktı.Sokaklar doluydu.Yüzler gülüyordu.

Bir de bayramın gençleri vardı.Yeni alınan gömlekler, ayakkabılar sadece bayram için değildi biraz da gönül meseleleri içindi.Sevdiği olan gençler bayram günü birkaç kez o sokağın önünden geçerdi.

Belki bir pencere aralanır diye…

Belki sevdiği bir an görür diye…

Ütülü gömlekler biraz da o bakış için giyilirdi.Kimse bunu açık açık söylemezdi ama mahalle bilirdi.Çünkü o bayramlarda samimiyet vardı, masumiyet vardı.

MESAJLAŞAN BAYRAMLAR

Bugün ise bayramlar hâlâ geliyor.Ama şekli değişti.Eskiden bayramlaşmak için kapılar çalınırdı.Bugün telefon ekranları açılıyor.Eskiden büyüklerin elleri öpülürdü.Bugün çoğu zaman tek bir mesaj gönderiliyor; ‘İyi bayramlar…’

Eskiden bayram sofraları kalabalık olurdu. Evler misafirle dolardı.Şimdi birçok evde bayram sessiz geçiyor.Eskiden çocuklar bayramı sokakta yaşardı.Şimdi birçok çocuk bayramın büyük kısmını telefon ya da tablet ekranında geçiriyor.Şeker torbalarının yerini oyun puanları aldı.

Mahalle kültürü azaldı.Kapılar eskisi kadar çalınmıyor.Teknoloji hayatı kolaylaştırdı ama bazı duyguları da sessizce bizden aldı.Belki de bu yüzden insanlar her fırsatta aynı cümleyi söylüyor; ‘Eski bayramların tadı yok…’

Ama belki de gerçek şu;

Bayram değişmedi.

Biz değiştik.

Hayat hızlandı.

İnsanlar uzaklaştı.

Sohbetler kısaldı.

Oysa bayramın özü hâlâ aynı yerde duruyor.

Bir büyüğün elini öpmekte…

Bir çocuğu sevindirmekte…

Bir kapıyı çalıp ‘Bayramınız mübarek olsun’ diyebilmekte…

Belki eski bayramları geri getiremeyiz.Ama bayramın ruhunu yeniden hatırlayabiliriz.

Bir mesaj göndermek yerine bir kapı çalabiliriz.

Bir çocuğun cebine harçlık koyabiliriz.

Bir büyüğün duasını alabiliriz.

Belki o zaman yıllardır dilimizden düşmeyen o cümle biraz değişir.Belki bir gün biri şöyle der; ‘Eski bayramlar güzeldi…Ama bu bayram da kalplerin yeniden birbirine yaklaştığı bir bayram oldu.’

Çünkü ‘Eski bayramlar” dediğimiz şey aslında sadece geçmiş değildir.Onlar;

Artık aramızda olmayan dedelerin sesi,

Bayram sabahı mutfakta koşuşturan annelerin telaşı,

Harçlık bekleyen çocukların heyecanı,

Ve kapıları çalınan o eski evlerin hatırasıdır.Şimdi o kapıların çoğu kapalı.O seslerin çoğu susmuş.Ve biz her bayram sabahı aslında sadece bayramı değil…Biraz da kaybettiğimiz insanları özlüyoruz.Belki de eski bayramları özlememizin sebebi bayramların değişmesi değil; o bayramlarda yanımızda olan insanların artık aramızda olmamasıdır.

Bu vesileyle tüm okurlarımın bayramını en içten dileklerimle kutluyor, bayramın gönüllerimize yeniden o eski sıcaklığı getirmesini diliyorum.

Sevgiyle kalın.