Diyarbakır Haberleri

Oyun alanlarında olması gereken çocuklar 40 derecede çalışıyor!

Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri çocuk işçiliği. Çocuk yaşta çalışmak zorunda bırakılan çocuklar eğitim başta olmak üzere çocukluktan doğan bir çok haklardan mahrum kalıyor. Diyarbakır'da bu durum daha da katmerleşerek sürüyor. 40 derecenin üstüne çıkan sıcaklıkta çalışmak zorunda kalan çocuklar suça sürüklenme riski ile de karşı karşı kalıyor.

Abone Ol

ÖZEL HABER-Ceren AKYIL

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Metin Arkaş, sokakta çalışan çocukların eğitimden kopma, istismar ve suça sürüklenme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Diyarbakır'da hava sıcaklıklarının 40 dereceye ulaştığı yaz günlerinde çocuk işçiler, pazarlarda ve sokaklarda çalışmayı sürdürüyor. Gazetemiz Güneydoğu Ekspres'e konuşan çocuklar geçim mücadelesini ve günlük mesailerini anlatırken, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Metin Arkaş, ise çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca ailelerin veya devletin sorumluluğunda olmadığını belirterek çağrıda bulundu.

SOKAKTA SU SATARAK AİLESİNE DESTEK OLUYOR

Sur ilçesinde yaşayan 12 yaşındaki bir çocuk, yaz tatilini dinlenerek geçirmek yerine sokaklarda su satarak geçiriyor. Sabahın erken saatlerinde çalışmaya başlayan çocuk, akşam saat 18.00'e kadar sıcak havaya rağmen mesaisini sürdürüyor. Elde ettiği gelirle ailesinin geçimine katkı sağlamaya çalıştığını ifade eden çocuk, yaz boyunca çalışmayı sürdüreceğini belirtti.

KIYAFET SATARAK HARÇLIĞINI ÇIKARIYOR

Deve Hamamı Caddesi'nde kıyafet satan 13 yaşındaki bir çocuk ise yaz aylarında çalışarak kendi harçlığını kazanmaya çalışıyor. Tatil döneminde tezgâhta uzun saatler geçirdiğini anlatan çocuk, okul döneminde eğitimine devam ettiğini, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalıştığını dile getirdi.

MİNİ PERVANE SATIYOR

Diyarbakır sıcağına karşı sokakta mini el pervaneleri satan 10 yaşındaki bir çocuk da yaz sıcağında satış yapıyor. Gün boyunca sıcak havada müşteri bekleyen çocuk, hem satışı öğrenmek hem de ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını söyledi.

“ESAS HUSUS ÇOCUĞUN ÇALIŞMASININ HANGİ KOŞULLARDA GERÇEKLEŞTİĞİDİR”

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Metin Arkaş ise çocuk işçiliğindeki artışın tek yönlü değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Toplumumuzda yaygın olan ‘çocuğun kolunda bir altın bilezik olsun’, ‘bir meslek öğrensin’, ‘yarın üniversiteli işsiz olmasın’ anlayışı uzun yıllardır varlığını sürdürmektedir. Çocukların belirli beceriler edinmesi, meslekleri tanıması ve sorumluluk bilinci kazanması tek başına olumsuz değerlendirilemez. Esas üzerinde durulması gereken husus, çocuğun çalışmasının hangi koşullarda gerçekleştiğidir. Çocuğun gelişimine katkı sağlayabilecek nitelikte, kendi yaşına ve fiziksel-psikolojik gelişimine uygun, eğitimini aksatmayan, eğitimin yerine geçmeyen, dinlenme, oyun oynama ve sosyal yaşama katılma hakkını ortadan kaldırmayan faaliyetler ile çocuk işçiliği birbirine karıştırılmamalıdır” dedi.

“EĞİTİM HAKKI KISA VADELİ EKONOMİK GEREKÇELERİN ÖNÜNE GEÇMELİDİR”

Çocukların ekonomik zorunluluk nedeniyle çalışmak zorunda bırakılmasının ise kabul edilemez bir durum olduğunu ifade eden Arkaş, “Bir çocuğun aile bütçesine katkı sunmak amacıyla eğitiminden, çocukluğundan veya sağlığından fedakârlık etmesi, sosyal devlet ilkesi ve çocuk hakları bakımından ciddi bir sorundur. Çocukların ucuz iş gücü olarak görülmesi, kayıt dışı çalıştırılması, uzun çalışma saatlerine maruz bırakılması, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinden yoksun bırakılması ya da ağır ve tehlikeli işlerde istihdam edilmesi, çocuk haklarının açık ihlalidir. Unutulmamalıdır ki çocuklar yetişkinler gibi çalışma hayatının tarafı değildir. Başta eğitim hakkı olmak üzere oyun oynama, dinlenme, sağlıklı gelişim ve güvenli bir ortamda büyüme hakları, kısa vadeli ekonomik gerekçelerin önüne geçmelidir. Yaz tatili, çocukların ağır çalışma koşullarına sürüklendiği bir zaman dilimine dönüşmemelidir” diye konuştu.

“SOKAKTA VE DENETİMSİZ ORTAMDA ÇALIŞAN ÇOCUKLAR SUÇA SÜRÜKLENEBİLİR”

Arkaş, çocuk işçiliğinin yeterli güvenceler olmadan çocuk haklarını ihlal eden bir soruna dönüştüğünü belirterek, şöyle devam etti:

“En sık karşılaşılan hak ihlallerinin başında yaşam hakkı ile sağlık ve güvenlik hakkı gelmektedir. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yetersiz olduğu işlerde çalışan çocuklar, iş kazaları, meslek hastalıkları ve kalıcı sakatlık riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Ne yazık ki her yıl çok sayıda çocuk, önlenebilir iş kazalarında yaşamını yitirmekte veya ağır şekilde yaralanmaktadır. Sokakta veya denetimsiz iş ortamlarında çalışan çocuklar, istismar, şiddet, bağımlılık, suç örgütlerinin etkisi gibi pek çok tehlikeyle karşı karşıya kalabilmekte; kimi zaman suçun mağduru, kimi zaman ise suça sürüklenen çocuk konumuna düşebilmektedir.”

“ÇOCUKLARIN YÜZDE 51,1’İ OKULU BIRAKTI”

TBMM bünyesinde kurulan, çocukların suça sürüklenme nedenlerini araştıran Meclis Araştırması Komisyonunun verilerini de dikkat çeken Arkaş, “Ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunan çocuklarla yapılan görüşmelerde çocukların %51,1'inin okulu bıraktığı, yalnızca %28,7'sinin düzenli eğitime devam edebildiği, buna karşılık %87,1'inin tutuklanmadan önce bir işte çalıştığı tespit edilmiştir. Bu veriler, çocuk işçiliği ile eğitimden kopma ve suça sürüklenme riski arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.

“BÜTÜNCÜL ÇOCUK KORUMA POLİTİKASIYLA ELE ALINMALIDIR”

Çocuk işçiliğiyle mücadelenin yalnızca ailelerin veya yalnızca devletin sorumluluğunda olmadığını kaydeden Arkaş son olarak şöyle çağrıda bulundu:
“Bu sorun; merkezi idareyi, yerel yönetimleri, eğitim kurumlarını, işverenleri, sivil toplumu ve aileleri kapsayan bütüncül bir çocuk koruma politikasıyla ele alınmalıdır. Öncelikle çocukların çalışmasının temel nedenlerinden biri olan yoksullukla etkin şekilde mücadele edilmelidir. Aileler ekonomik çaresizlik nedeniyle çocuklarını çalışma hayatına yönlendirmek zorunda kalmamalıdır. Sosyal yardım mekanizmalarının güçlendirilmesi, istihdam politikalarının geliştirilmesi ve özellikle dezavantajlı bölgelerde ailelere yönelik ekonomik desteklerin artırılması, çocuk işçiliğini önlemenin en etkili yollarından biridir.”