Güncel

Özgür basının Mamoste'si: Hüseyin Aykol

Hüseyin Aykol Özgür Basın geleneğine 30 yıldan fazla emek verdi. Yazılar yazdı, önemli röportajlar yaptı. Gazetede Genel Yayın Yönetmenliği dahil birçok biriminde görevler üstlendi. Hakkında onlarca dava açıldı, 12 yıl hapis yattı. Ölümlerden döndü.

Abone Ol

Vecdi Erbay yazdı...

Ankara’daki evinde 14 Ekim’de geçirdiği beyin kanaması sonrası hastaneye kaldırılan gazeteci, yazar ve çevirmen Hüseyin Aykol, yılbaşı gecesi vefat etti. Ardında çok sayıda kitap, öğrenci ve mücadele ile geçen yıllar bırakarak...


Hüseyin Aykol ile 1997 yılında, İstanbul'da, Demokrasi gazetesinde çalışmaya başladığım zaman tanıştım. Aradan kaç yıl geçti, kaç şehir değiştirdik ve başımızdan neler geçti bu süre içinde?.. Yıllara ve her şeye rağmen dost kalmanın değeri hiçbir şey ile ölçülemez. Bunu Hüseyin Aykol'un vefatı bir kez daha hatırlattı.
Hüseyin Aykol Demokrasi gazetesinin dünya servisinde, ben kültür sanat servisinde çalışıyordum. Servisler yan yana olduğu için, sırt sırta çalışıyorduk, diyebilirim. "Gazeteye en erken gelen" olarak nam salmıştı. Uyku mahmurluğuyla geldiğim gazetede o çoktan köşe yazısını bitirmiş, dünya gündeminden önemli başlıkları hazırlamış olurdu. Asla beceremediğim, doğrusu pek de heves etmediğim bir hız ve çalışkanlık örneği. Kargalar uyanmadan gazeteye geldiği için, arada ayrı renkte çoraplarla ya da ters giyilmiş kazakla gazeteye gelmişliği vardır. Öğle saatlerinde gazeteden çıkar, editörlerinden olduğu dergi bürosuna giderdi.
Kitap çevirirdi ve sol literatüre bir de buradan katkıda bulunurdu. Bu kitaplar çok satan cinsten olmazdı elbette. Zaten bu türden politik kitapları basan yayınevleri öyle çok 'zengin' olamazdı ve çevirmene verdiği telif az olurdu.
Sessizce yapardı bütün işlerini. İnsanın gözüne sokmadan.
Hüseyin Aykol Özgür Basın geleneğine 30 yıldan fazla emek verdi. Yazılar yazdı, önemli röportajlar yaptı. Gazetelerde Genel Yayın Yönetmenliği dahil birçok birimde görevler üstlendi. Hakkında onlarca dava açıldı, 12 yıl hapis yattı. Ölümlerden döndü. Katledilen birçok meslektaşının cenazesine katıldı.
Özgür Basın geleneğine binlerce kişi emek verdi ve bunların bir kısmı Hüseyin Aykol'un rahle-i tedrisatından geçti. Gazetede yaptığı işlerin yanı sıra gazeteciliğe heves etmiş gençlere atölye benzeri eğitimlerde gazeteciliği ve deneyimlerini anlattı.
Son yıllarda binlerce mahpusun dostu, sesi, tercümanı oldu. Köşe yazılarını yüzünü görmediği, sesini duymadığı mahpusların mektuplarına bıraktı.
Özgür Basın geleneğine emek verenlerin Hüseyin Abi'si, Mamoste'si olması işte bu nedenlerledir.
Çok kimse bilmez, çünkü pek dile getirmezdi, Aykol edebiyat tutkunuydu. Bunca işin gücün arasında yerli yabancı, eski yeni çok sayıda yazarı ve şairi severek, eleştirerek okurdu.
Muhabbet ederdi. Kısık sesle. Sesi biraz kırışıktı fakat gülüşü netti.
Büyük bir emek verdi Özgür Basın geleneğine. Büyük saygı ve sevgi gördü. Aykol, sevgiyi de saygıyı da ziyadesiyle hak etmişti.
*
Hüseyin Aykol Manisalı bir Çerkes ve sosyalist bir gazetec olarak emek verdiği Özgür Basının katettiği mesafeyi, "Özgür Basın Tarihi" (Aram Yay.) kitabında şöyle anlatır: "Otuz dört yıl öncesinde gazeteciliğe başladığımızda İstanbul-Cağaloğlu'ndaki küçük bir büroda birkaç kişiydik. Bugün geldiğimiz noktada, uydudan yayın yapan ve beş kıtadan izlenebilen televizyon kanallarımız, günlük gazetelerimiz, yerel televizyon kanalları, radyolarımız, aylık ve haftalık dergi ve gazetelerimizle dev bir medyamız var."
Kitapta, gazete için atılan ilk adımlar, baskılar, bombalar ve emek vermiş insanları anlatır. "Kimler gelmiş kimler geçmiş" dedirten upuzun bir liste çıkar. Giden gitmiştir, Aykol ise hep durduğu yerde kalmıştır. Nerede bir boşluk varsa doldurmuştur ve üstlendiği görevi layıkıyla yapmak için gayret sarf etmiştir.
"Dev medyamız" diye tarif ettiği mecraya alın teriyle, vefayla, hakkaniyetle emek vermiştir. "Sen Çerkes'sin Kürtlerin arasında ne işin var" diyenlere ise şöyle cevap vermiştir: “’Sen Çerkes misin?’ diye bana soranlara da sesimi hınzırca çıkarmıyorum. ‘Ha Çerkes, ha Türkmen olmuşum ne fark eder’ diye düşünüp, ‘Asıl olan insan olmak ve her etnik yapının kültürel zenginliğini kabul edip kardeşçe paylaşarak, daha yaşanası bir dünya için hep birlikte mücadele etmek’ diyorum.”
Hüseyin Aykol Özgür Basına verdiği emeğin gerekçesini, "İlginç Zamanlarda Yaşamak-Özgür Basında 30 Yıl" (Aram Yay.) kitabında şöyle yazmıştı: “Ortak ülkemizde Kürt sorunu çözülmeden, burjuva demokrasisi dahil olmak üzere, hiçbir şeyin çözülemeyeceğine inanıyorum. O nedenle, burada olmayı çok önemsiyorum. Yani bu anlamda da, sadece dayanışma amaçlı değil, kendi ‘çıkarıma’ da buradayım artık. Kürt meselesinin demokratik yollardan çözümü, ben göremesem bile, çocuğum ve muhtemel torunlarıma bırakabileceğim en güzel miras olacak."
Aykol, çocuğuna ve muhtemel torunlarına bırakmak istediği miras için Barış ve Demokratik Toplum süreci nihayete ermeden vefat etti. "Güzel mirası" yaşarken armağan edemedi. Ama bunun için verdiği mücadele muhtemel torunları, meslektaşları, öğrencileri ve yoldaşları için kıymetli bir miras olarak hafızalarda ve kalplerdeki yerini çoktan almış bulunuyor.
Mücadeleye katkıların ve dostluğun için gelek spas mamoste.