Yıllardır Ramazan denince akla gelen ilk yardım yöntemi, klasik gıda kolileridir. İçinde yağ, pirinç, makarna, şeker bulunan koliler, iyi niyetin somut bir göstergesi olarak dağıtılır. Elbette bu yardımların kıymeti inkâr edilemez. Ancak zaman değişti, ihtiyaçlar çeşitlendi, yoksulluğun biçimi de derinleşti. Bugün artık şu soruyu sormak zorundayız: Yardımı sadece vermek mi önemli, yoksa nasıl verdiğimiz mi?
İşte tam bu noktada alışveriş kartları devreye giriyor. Yardım kolisi yerine alışveriş kartı dağıtmak, ilk bakışta küçük bir yöntem değişikliği gibi görünebilir. Oysa bu tercih, yardımlaşmanın özüne dair çok daha büyük bir anlam taşıyor. Mesela insan onuru meselesi. Kimse ihtiyacını başkasının belirlediği bir listenin içine sığdırmak zorunda kalmamalı. Her hanenin ihtiyacı farklıdır.
Birinin bebeği vardır, mama gerekir. Diğerinin yaşlısı vardır, özel gıda gerekir. Bir başkası ise makarnaya değil, temizlik malzemesine ihtiyaç duyar. Alışveriş kartı, yardım alan kişiye ‘Sen neye ihtiyacın olduğunu en iyi bilensin’ deme durumudur. Bu, yoksulluğu yönetmek değil, insana güvenmektir.
Mesela mahremiyet ve özgürlük meselesi. Kapıya bırakılan bir koli bazen sadece yardım değil, aynı zamanda görünür bir yoksulluk damgası olabilir. Oysa bir alışveriş kartıyla markete giren kişi, kimsenin bakışları altında değildir. Kendi seçimini yapar, kendi bütçesini yönetir. Yardım alan değil, alışveriş yapan bir birey olur. Bu fark, küçük gibi görünür ama insanın kalbinde çok büyük bir yer kaplar.
Mesela israfın önlenmesi. Yardım kolilerinde çoğu zaman kullanılmayan, tüketilmeyen ürünler olur. Sevilmeyen bir bakliyat, alerji yapan bir gıda ya da zaten evde fazlasıyla bulunan bir ürün…
Alışveriş kartı ise ihtiyaca birebir karşılık verir. Hem kaynaklar daha verimli kullanılır hem de yardımlar gerçek anlamda amacına ulaşır.
Ramazan yardımlaşması, sadece sofraları doldurmak değildir. Aynı zamanda kalpleri de onarmaktır. Yardım ederken karşımızdakini pasif bir alıcıya dönüştürmek değil, hayatın öznesi olarak görmek gerekir. Alışveriş kartı tam da bunu yapar. Yardımı daha adil bir zemine taşır.
Bu Ramazan’da mesele ne kadar çok koli dağıttığımız değil, kaç insanın kendini anlaşılmış, değerli ve yalnız hissetmediğidir. Paylaşmanın en güzel hali, karşısındakini incitmeden yapılanıdır. Çünkü gerçek yardımlaşma, sadece elimizdekini vermek değil; karşımızdakinin onurunu da koruyabilmektir.