Mehmet Rumet SOYLU YAZDI
Rojava’da Kürt kadınının saç örgüsü kesildiğinde, yere düşen sadece saç değildir. Yere düşen, yüzünü güneşe dönen bir annenin sabah duasıdır. Gelecek için yemin etmeyi o yaşta öğrenen bir bebeğin titremeyen parmaklarıdır. Ve elbette ki, bir kız çocuğunun ilk aynaya bakışıdır.
Herkesin bakmaktan korktuğu o ayna.
Oysa, sadece cesurlar aynalarla hemhal olur. Korkmadan bakar ve kendisi ile yüzleşmeyi sever. Ve cesaretlerine zerre laf edilmeyenlerin başında gelir Kürt Kadını. Ben demedim bunu, tarihin sayfalarında yazar durur. Ve evet, bu bilinçli bir kesmedir. Bu bir politik beyandır. Masum ve öylesine yapılmış bir şey değildir. Saç, kadının bayrağıdır.
Kürt kadınının saçları bayraktır. Özgürlüğü savunan, kardeşlik ve barış için beyazlayan. Rüzgârda dalgalanmaz belki ama tarihte asılı durur. O saçlar, direnişle örülmüştür, sabırla uzamış ve sürgün yollarında tozla, kanla, ağıtla ağırlaşmıştır. Bu yüzden saça dokunmak, kadının bedenine değil, bir halkın hafızasına saldırmaktır. Kürt halkının hafızasına.
Rojava’da saç kesmek, ‘seni geri göndermek istiyoruz’ demektir. ‘Eşit oluşunu iptal ediyor’, ‘senin devrimini saçından tutup yere çalıyoruz’ demektir.
Denediler bir defa. Hatta bir kaç defa. Denediler ve yenildiler. Gördük, tanık olduk ve bildik. Oysa Kürt kadını, devrimi saçtan tanır. Saçının örgüsünden.
Saçı ördüğünde okuduğu klamlardan ve şiirlerden tanır. Hangimiz, çocuğunun saçlarını örük yaparken ‘lorî lorî lorîka min. Sebr û arama dile min’ diye söylenen bir annenin ses ve sevgisine tanıklık etmedik ki?
Rojava’yı farklı kılan şey silahlar değildi. Onu tehlikeli(!) yapan ‘kadınlardı.’ Kendi meclisini kuran, kendi adaletini yazan, kendi bedenine sahip çıkan kadınlar. Bu yüzden Rojava’da kadının saçı hedef alınır. Çünkü o saçlar, sadece birkaç adet kıl değildir; bir KARAR’dır. Ataerkil akıl çok iyi bilir; Kadını eğmeden toplumu ezemezsin. Bu yüzden önce kadının saçını keser, sonra sesini kısmaya çalışır.
Ama Kürt tarihi bu oyunu tanır. Saç Kesilir ve fakat isyan ve adalet isteği uzatılır. Kürt kadını için saç kesmek yeni değil. Bu bir ilk değil, bir tekrar. Ama her tekrar, başka bir direnişi doğurdu. Her kesilen örgü, yeni bir slogan oldu. Her aşağılanma, yeni bir hafızaya dönüştü.
Saç yeniden uzar. Ama bir kadının bir kez ayağa kalktığı yer, bir daha asla eski hâline dönmez. Bugün Rojava’da saç kesenler bilsin: Bu topraklar makası da kaydeder.
Bu topraklar utancı unutmaz.
Bu topraklar kadının bedenine yazılan her politik şiddeti bir gün hesaba çeker. Çünkü saç susar, kadın yazmaya devam eder Makas konuşur ama tarih yazmaz.
Tarihi yazan, saçı kesildiği hâlde başını eğmeyen kadındır. Rojava’da kesilen her saç örgüsü, yarın bir şiir olur. Bir duvar yazısı olur ve bir çocuğun adında yaşar. Ve cümle alem bilir ki; Katiller, makas taşır. Kadınlar ise tertemiz bir hafıza.
Ve hafıza, asla itaat etmez.