Şairin nefesi yetmez, şiirin nabzı artar

‘Asiliği ve hüznü birlikte yaşayanlar için Munzur’un soğuğu cana yazılmaz ’ diyerek, gözelerden sertçe, ama hissedene hayli romantize çağlayan Munzur’a, beyaz mı beyaz köpüren kıyısından, heyecanla dalıveriyor.

Abone Ol

Ama Munzur gözelerinin soğuğu cana olmasa da, tene harbiharbi yazıyor. İçinde durmak mümkün değildir.

Ve eğer ‘ suya düşen bir karanfil değilsen’ deli dalgalarsuda ki şaşkına fenayazıyor.

Bir deniz gibi derin olmayan, ama bir denizden daha fazlasını anlatan, beyazımsı köpüren dalgalarıyla, onu‘ o taştan bu taşa’ vuran Munzur ne yapmak istiyor?

Bir dem sonrası, tabanında taşlar kayıyorken ve ayakta duramıyorken, maziden onca yüzün izini taşıyan bir kadının elleri, ellerini tutuyoransızın.

“Demek ki Munzur’dan çıkma zamanı.”

“ Titreme, güneşte kal, ısınman lazım”

“Üşümekten değil, ’yangın yılları’ şiirleri gibi titriyorum.”

“Yalnız değilsin. Bak etrafa onlarca kişi seni izliyor. Ben de onlardan biri gibi izliyordum. Ama su ile kavganı görünce desteğe geldim.”

“ Seni, sen’leri biliyor ve hatırlıyorum… acaba sen hangi sen’sin?”

“ İçeriden çıkınca karşılaşmıştık. Ben o sen’lerdenim.”dedi kısa saçlı, makyajsız, desenli gömleğe Dersim şalvarını çekmiş kadın.

“ Hatırlıyorum, ‘bana içeriyi anlat!’dediğimde , sen bana ‘ su çürüdü ‘ şiirini okumuştun. Hem de tutsaklıkla ilgili onca şiir varken okumuştun.. Ve şimdi beyaz beyaz köpüren ve coşan suyun yanındayken, beni bu coşkulu sudan sen çekiyorsun. Belki hayal görüyorum. Belki Ahmet Telli’yi özlemişimdir.”

“ Belki sana iyi gelir.”

“ Ve belki titremem geçer”

“ Ve belki damarlarına yağmur yağar. Ve yangın söner. ”

Munzur kenarı bir tiyatro sahnesi gibi iki eski arkadaşı konuşturmaya devam etmektedir. Ve dersim sevdalıları onları seyretmektedir.

“ Su o demler çürümüştü. Şimdi canlı ve coşkulu Munzur’un suyuna dokun. Hayal değildir ve düş’ün kendisidir. “

“ Sende mi bu suyu kutsayanlardansın!” diye izleyenleri işaret etti.

“ Belki suyun çürüyen demlerinden, coşkulu demlere geçişindeyim.”

“ Ahmet Telli ile buraya birlikte geldik. O da sizin gibi ‘soğuk suda yüzmeyi seviyorum, Munzur’un suyuna da dayanamam’ dedi. Sonra da sizin gibi Munzur’dan titreyen bir yunus gibi çıktı. Yaşlılıktan değil, hastalıktan.” dedi geride onları beyaz sakallarıyla seyreden Amed’lişair .

“ Demek ki içeride ‘ su çürüdü ‘ diyen Ahmet Telli hasta… Hem de su böyle coşmuşken …”

“ Evet her beden gibi o da hastalandı. Hem de ağır olanından .”

“ Bunu söylerken yüzün düştügibi … Belli ki çok üzüldün …”

“ Belki bizim hayatımızın bir deminin fiziken bitme ihtimalinin üzüntüsüdür.”

“ Bizim demimiz . On iki Eylül sonrası, işkencenin, ölümlerin, dağılmaların, yılgınlığın , yalnızlığın Ahmet Kaya’nın popüler müzikleri yanında, Ahmet Telli ‘nin sade şiirleriyle anlatıldığı dönem ... “ dedi Amed’li yaşlı şair.

“Evet ‘ hep yanıldı ve yenilgilere uğradı, yine de atıldı yeni serüvenlere“diye ilerlemekten vazgeçmeyen , ‘direnmek yaşamaktır’ diyen bir kuşağın demidir.”

“ Ahmet Kaya öldü. Hala dinleniyor.”

“ Evet Ahmet Telli giderse, onun da şiirleri hep okunacak”

“ Çok şükür ki yaşıyor. Aksi durumda kabullenmek zor. Hastalığına üzüldüm gerçekten. Böyle insanların kaybına tahammülüm yoktur. Sadece bir şair olduğu için değil, iyi bir insanı kaybedeceğim için üzülüyorum. Onunla Ankara’da insan hakları anıtı önünde tanışmıştım. Beklediğinden daha kısa ama konuştukça devleşen biriydi.”

“Çok geç tanışmışsın.”

“Şiirleriyle herkes gibi tanışıklığım vardı. Seksen dokuz yazı cezaevinde Grup Yorumun ‘ sıyrılıp gelen’ bestesinidinlemiştim. Sonra ‘soluk soluğa ‘bestesini dinledim. Ve sırayla bir bir yüreğime düştü şiirleri. Ölümüne tahammüle alışır mıyım bilmiyorum. Haziran’da çok şair kaybettik. Yürek zayıfladı, yürek kırılgan, kaldıramıyor.”

“ Hep tahammül ettin. Yine de edeceksin. Her oksijene muhtaç beden, oksijeni alamadığı zaman ölür. Bu doğal bir süreçtir. “

“Evet, ölüm başta kendine yabancıdır. Haklısın, sonra alıştırır kendini.”

“Şiirlerin ise kendisi oksijendir. Ölmesine gerek yoktur.”

Munzur’un kıyısında, ellerinden çekip alana ve onları izleyen şaire bakıyor. Bir yandan da Munzur’un hırçın ak köpüklü dalgalarına bakıyor.

“ En iyisi biz Munzur’u suyundan bir demli çay içelim.Amed’li şairimize seslenelim, oda demimize katılsın.”

O demli çayın üzerinden kırk yedi ay geçmiştir. Ve şairleri hiç düşünmeden alan Haziran’ı aşmayı başaran Ahmet Telli, Temmuz’u aşamamış,

şiirlerini bırakarak onların beklediği gibi sonsuzluğa göçmüştür.

Geride Munzur kenarında hoş bir anı kalmıştır.