Araştırmada, sosyal medya paylaşımlarının yalnızca bireysel görüşleri değil, kolektif duygu durumlarını, tarihsel hafızayı ve siyasal güven ilişkilerini de yansıttığına dikkat çekildi. Bu yönüyle Twitter (X) paylaşımlarının, toplumsal algıyı anlamada önemli bir veri alanı sunduğu vurgulandı.
Analize göre, sosyal medyadaki paylaşımlar, tarihsel hafıza, geçmiş deneyimler ve siyasal aktörlere duyulan güven ya da güvensizlik ekseninde şekillendi. Bu durum, raporun kamuoyundaki karşılığının çok katmanlı bir söylem alanı oluşturduğunu gösterdi.
SOSYAL MEDYA HEPİMİZİN BİR AYNASI
SAMER’in hazırladığı araştırmada şu ifadeler yer aldı:
“Raporun kamuoyuna sunulmasından önceki paylaşımlarda belirgin biçimde öne çıkan temel duygu, güvensizliktir. Paylaşımlarda sürecin kendisine yönelik güçlü bir kuşku hali dikkat çekmektedir. Özellikle sürecin gerçek bir çözüm iradesi taşımadığı, devletin geçmiş deneyimler nedeniyle samimiyet sorunu ürettiği ve yaşananların oyalama ya da zamana yayma stratejisinin parçası olduğu yönündeki ifadeler yoğunluk kazanmaktadır.
Kürt kamuoyunun temel beklentisinin yalnızca bir rapor metni değil; güvenlik merkezli söylemin aşılması, hak temelli bir demokratikleşme hattının açılması, adalet ve yüzleşme mekanizmalarının netleşmesi ve sürecin toplumsal katılım zeminine oturtulması olduğunu göstermektedir. Buna karşılık raporun algılanışı, belirsizlik, muğlaklık ve geri çekilebilirlik kaygıları etrafında şekillenmiş; özellikle temsil ve samimiyet tartışmaları sürecin meşruiyetini belirleyen kritik bir unsur haline gelmiştir. Genel olarak sosyal medya söylemi, barış ihtimalinin bütünüyle reddedilmediğini; ancak barışın Kürt kamuoyu nezdinde somutluk, eşitlik, adalet ve dahil edilme ilkeleriyle birlikte anlam kazandığını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede rapor, tartışmayı kapatan değil; beklentilerin, güvensizliklerin ve siyasal temsil meselelerinin daha görünür hale geldiği yeni bir kamusal müzakere alanı üretmiştir.”