Aile toplantılarında, okul bahçelerinde, televizyon programlarında tartışılan mesele buydu. "Bu yaşta sigaraya başlayan bir çocuk yarın ne olacak?" diye soruyorduk. Bugün ise ne yazık ki çok daha ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Artık konuştuğumuz şey sigara değil; uyuşturucu. Üstelik bu sorun yalnızca belirli mahallelerin ya da belirli kesimlerin problemi olmaktan çıktı.
Okul çevrelerinde, parklarda, ara sokaklarda, gençlerin vakit geçirdiği alanlarda uyuşturucu tehdidi giderek daha görünür hale gelmeye başladı.
Çocukların oyun oynadığı, ailelerin güvenle vakit geçirmek istediği alanlar artık endişeyle anılıyor. Bu değişim aslında toplum olarak ne kadar büyük bir kırılmanın içinde olduğumuzu gösteriyor.
Çünkü uyuşturucu bağımlılığı bir anda başlamıyor.
Önce ilgisizlik başlıyor, ardından denetimsizlik, umutsuzluk, işsizlik, sosyal yalnızlık ve sonunda çocuklar ile gençler kendilerini büyük bir tehlikenin içinde bulabiliyor. Sorunun sadece güvenlik boyutuna odaklanmak ise eksik kalacaktır. Elbette uyuşturucu satıcılarına karşı en sert mücadele verilmelidir.
Ancak bu mücadelenin yanında çocukları koruyacak sosyal politikalar da aynı kararlılıkla uygulanmalıdır. Her çocuk bir spor salonuna ulaşabilmeli, sanatla tanışabilmeli, kütüphaneye gidebilmeli, güvenli sosyal alanlarda zaman geçirebilmelidir. Çünkü boş bırakılan her alanı kötü alışkanlıklar doldurur.
Çocukların umutlarını büyütemediğimiz yerde bağımlılık onları sessizce kuşatır.
Ailelerin de sorumluluğu her zamankinden daha fazla. Çocuklarla kurulan iletişim, onların arkadaş çevresini tanımak, davranışlarındaki küçük değişimleri fark etmek ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemek hayati önem taşıyor.
Hiçbir aile "Benim çocuğumun başına gelmez." rahatlığına kapılmamalıdır.
Uyuşturucu artık yalnızca emniyetin ya da eğitimcilerin meselesi değildir.
Bu; ailelerin, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, medyanın ve toplumun ortak sınavıdır.
Bir çocuğu bağımlılıktan kurtarmanın maliyeti, onu bağımlılığa sürükleyen şartları ortadan kaldırmaktan çok daha ağırdır. Belki de en acı olan, yıllar önce "Çocuklar neden sigara içiyor?" diye kaygılandığımız günleri bugün arar hale gelmemizdir.
Çünkü artık mesele kötü bir alışkanlık değil, çocuklarımızın hayatını ve geleceğini elinden alan ölümcül bir tehdittir. Toplum olarak bu gerçeği görmek zorundayız. Çünkü kaybettiğimiz her çocuk, aslında hepimizin ortak geleceğinden eksilen bir umuttur.