SİYASETİN YENİ SAHASI: STATLAR…

Türkiye son yılların belki de en kritik siyasal eşiklerinden birinden geçiyor. Bir tarafta ‘barış’, ‘silah bırakma’ ve ‘normalleşme’ söylemleri. Diğer tarafta ise derin bir güvensizlik, sertleşen siyaset dili ve her geçen gün daha da kırılgan hale gelen toplumsal fay hatları…

Abone Ol

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çıkışlarıyla başlayan süreç, PKK’nın silah yakması ve Türkiye’den çekilme açıklamalarıyla devam etti. Ardından İmralı görüşmeleri gündeme geldi. Fakat süreç ilerledikçe özellikle Bahçeli’nin Abdullah Öcalan için kullandığı ‘kurucu önder’ söylemi milliyetçi ve muhafazakâr kesimlerin bir bölümünde ciddi rahatsızlık yarattı.

İktidar cephesinde ise dikkat çekici bir durum vardı. Sürecin en yüksek sesli savunucusu MHP olurken, AK Parti daha temkinli ve kontrollü bir görüntü verdi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da bu durum ‘Acaba süreç gerçekten ilerleyecek mi, yoksa yine yarım mı kalacak?’ sorularını beraberinde getirdi.

Nitekim Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (SAMER) 2-5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Diyarbakır, Van, Şanlıurfa, Batman, Mardin, Şırnak, Ağrı, Adıyaman, Muş, Siirt, Bitlis, Hakkâri, Kars, Bingöl, Tunceli ve Iğdır’da yaptığı araştırmalar da bölgede hem umut hem de ciddi bir güvensizlik olduğunu gösteriyor.

Geçtiğimiz Cumartesi günü Diyarbakır ve Van’da binlerce DEM Partilinin düzenlediği yürüyüşlerde de aynı mesaj vardı;‘Barış için somut adım atılmıyor.’

DEM Parti yöneticileri de benzer şekilde sürecin ilerlemediğini savunurken, Abdullah Öcalan’ın rolünün ve statüsünün daha görünür hale getirilmesini talep ediyor.

BÖLGEDE UMUT VAR AMA GÜVEN YOK

Buna rağmen bölgede inkâr edilemeyecek bir değişim yaşanıyor.Diyarbakır’da, Van’da, Mardin’de, Şanlıurfa’da ve bölgenin birçok kentinde uzun yıllardır görülmeyen bir turist yoğunluğu var. Yerli turist kadar yabancı turist sayısında da ciddi artış yaşanıyor. Oteller, kafeler, restoranlar, ulaşım sektörü ve küçük esnaf bu hareketlilikten doğrudan etkileniyor. Hizmet sektöründe yeni istihdam alanları oluşuyor. Batıdaki yatırımcılar dahi artık bölgenin potansiyelini daha fazla konuşuyor.

İşte tam da bu nedenle bölgede yaşayan insanlar yeni bir çatışma ihtimalinden korkuyor.Çünkü bu ülke daha önce de umutlanmıştı…Sonra masa devrilmiş, şehirler yanmış, insanlar ölmüş, hendekler kazılmış, bombalar patlamıştı.

Bugün kulislere yansıyan iddialara göre Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AK Parti yönetiminin, Abdullah Öcalan’a yönelik ‘statü’ ya da ‘koordinatörlük’ gibi tartışmalara mesafeli yaklaştığı öne sürülüyor. Bunun siyasi maliyetinden çekinildiği konuşuluyor.Elbette tüm bunlar siyasal kulislere ve kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerden ibaret.

Çünkü kamuoyu araştırmalarında ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve toplumsal yorgunluk iktidar açısından ciddi risk olarak görülüyor. Muhalefetin dağınık görüntüsüne rağmen erken seçim isteyenlerin oranının yüksek çıkması da dikkat çekiyor.

Fakat Türkiye’de artık yalnızca iktidarın değil, muhalefetin de ağır bir güven sorunu var.CHP içindeki tartışmalar, bazı belediyelerle ilgili yolsuzluk iddiaları, özel hayat tartışmaları, ‘mutlak butlan’ senaryoları, eski-yeni kadro çatışmaları ve muhalefetin kendi içinde birbirini hedef alması siyasetteki kirlenme algısını daha da büyütüyor.

Daha da çarpıcı olan ise şu; iktidar yerine ana muhalefeti hedef alan muhalefet partileri, belediye başkanlarının parti değiştirme iddiaları ve siyasetin giderek ilkesiz bir zemine kayması, toplumda ‘Kim gerçekten neyi savunuyor?’ sorusunu büyütüyor.

ASIL TEHLİKE STATLARDA BAŞLAYABİLİR

Benim asıl kaygım ise başka yerde…2015 sürecini yaşayan herkes bilir; siyaset bazen yalnızca Meclis’te yapılmaz. Sokakta yapılır, meydanda yapılır, bazen tribünlerde yapılır.

Türkiye geçmişte birçok kez tribünlerde başlayan gerilimin sokaklara nasıl taşındığını gördü.Bugün Amedspor bütün baskılara, tartışmalara ve yıllardır maruz kaldığı dışlayıcı dile rağmen Süper Lig’e yükseldi. Mardinspor ve Batman Petrolspor üst liglere çıktı. Vanspor başta olmak üzere bölge takımları artık daha görünür hale geldi.

Futbol artık sadece futbol değil.Türkiye’de futbol tribünleri yıllardır siyasetin, öfkenin, kimliklerin ve kutuplaşmanın aynası haline geldi. Şimdiden sosyal medyada yükselen milliyetçi dili görmek bile insanı endişelendirmeye yetiyor.

Eğer süreç ilerlemez, yeniden sert bir güvenlik politikası devreye girer ve ülke erken seçime giderse; statlarda başlayacak gerilimin sokaklara taşınması ihtimali küçümsenmemeli.Umarım ben yanılırım.Çünkü bu ülke artık yeni bir kutuplaşmayı taşıyacak halde değil.Zaten herkes birbirinden ayrılmış durumda.

Senin sanatçın, benim sanatçım…

Senin gazetecin, benim gazetecim…

Senin sivil toplum kuruluşun, benim sivil toplum kuruluşum…

Senin taraftarın, benim taraftarım…

Her alanda derinleşen bir ayrışma var.Bu nedenle siyaset kurumunun artık çok daha dikkatli davranması gerekiyor. Barış ihtimali seçim hesabına kurban edilirse, bundan yalnızca siyaset değil; bu ülkenin kardeşliği zarar görür. Statlarda yükselen öfke, bir ülkenin kardeşliğini taşıyamayacağı noktaya gelirse; kaybeden sadece siyaset olmaz.

Sevgiyle kalın.