Sosyal medya, kriz anlarında çok hızlı bir şekilde yayılan bir bilgilendirme aracı haline geldi. Bir deprem, siyasi skandal ya da sağlık krizi… Her ne olursa olsun, bilgi saniyeler içinde bir kişiden diğerine aktarılabiliyor. Ancak burada büyük bir sorun vardır. Hız, sosyal medya platformları, doğru bilgiyi hızla yaymak için tasarlanmışken, yanlış bilgi de aynı hızla yayılabilir. Bu, kriz anlarında panik, belirsizlik ve korku yaratabilir.
Örneğin, bir doğal afet sırasında yanlış bir tahmin, insanları paniğe sürükleyebilir. Ardından, sahte yardım organizasyonları ya da dolandırıcılık girişimleri bu boşluktan faydalanabilir. Sonuçta, kriz durumunun yönetilmesi çok daha zorlaşır ve gerçek yardımların ulaşması gecikir. Çok daha tehlikeli olan şey, ideolojik manipülasyonlar ve politik ajandaların krizlerden faydalanarak kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirilmesidir.
Bir diğer manipülasyon yöntemi ise ‘duygu sömürüsü’ ile yapılır. Krizlerin getirdiği korku, endişe ve çaresizlik, insanları duygu bazlı kararlar almaya iter. Sosyal medya, bu duyguları körükleyen paylaşımlar için mükemmel bir zemin sağlar. ‘Herkes panik yapıyor, siz de hazırlığınızı yapmalısınız!’ gibi uyarılar, insanların içsel güvensizliklerini tetikler ve daha fazla bilgiye, daha fazla kaynak talebine yol açar.
Simpsonlar adındaki çizgi filmin zaman, zaman kehanetleri konuşulup yazılıyor. En son yapılan iddia; 9 Şubat günü tüm dünyada 72 saat sürecek bir enerji kesintisiydi. Bununla alakalı sosyal medyada çok şey yazılıp çizildi. Fazla ilgi göreceğini düşünmemiştim. Birçoğumuzun dikkatinden kaçmış olabilir ama son birkaç gündür Diyarbakır’da ‘mum ve pil’ bulmak neredeyse zor.
Önce bir yere oturtamadım ama birçok yerden sorup ‘kalmadı’ cevabı alınca bu yazıyı kaleme alayım dedim. Sosyal medyanın ne kadar sinsice yürüdüğünü ve nelere neden olduğunu görmüş olduk. Sonuç mu? Herhangi bir enerji kesintisi yaşanmadı. Bu arada birileri ‘maddi’ olarak karlı çıktı mı çıkmadı mı bilemem artık.
Krizin ortasında sosyal medyanın doğru kullanımı, toplumsal dayanışma için bir fırsat da sunabilir. Örneğin, bir felaket anında sosyal medya, güvenli bölgeler hakkında bilgi akışı sağlayabilir, yardımların ulaştırılması için organizasyonlar kurabilir, toplumsal yardımlaşmayı teşvik edebilir. Ancak bu, platformların sadece bilgiye dayalı bir araç olarak kullanılmasına bağlıdır. Sosyal medya, gerçek zamanlı bir kriz müdahale merkezi olabilir, ancak bu durum sadece doğru bilgilerle mümkün olur.
Sosyal medya, kırılgan bir platformdur ve insanların doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamak, toplumsal huzuru ve güvenliği korumak için çok daha fazla sorumluluk gerektirir. Sosyal medyanın manipülasyon aracı olmaktan çıkıp, krizlerde toplumları güçlendiren bir mecra haline gelmesi için herkesin üzerine düşeni yapması gerekir. Bir kriz sırasında korku değil, bilinçli farkındalık ve toplumsal dayanışma ön plana çıkmalı. Sosyal medya, sadece kişisel çıkarları değil, toplumsal güvenliği de gözeten bir mecra olmalıdır.