Sur’da trafik yoksa hayat vardır

Diyarbakır’ın kalbi sayılan Sur, yüzyıllardır hem ticaretin hem de kültürel yaşamın merkezi olmayı sürdürüyor. Ancak son yıllarda artan araç yoğunluğu, bu kadim ilçenin ruhunu gölgede bırakır hale gelmiş durumda.

Abone Ol

Özellikle Gazi Caddesi ile Dört Ayaklı Minare arasında kalan bölümde yaşanan trafik sıkışıklığı, hem esnafı hem de ziyaretçileri zorlayan bir sorun olarak öne çıkıyor. Ona bakarsanız genel bir trafik sorununun olduğuna dair herkesin hemfikir olacağına tanıklık edeceğiz.

Doğrusu, kimler bu konuda sorumlu, hangi kurumun bu konuda en çok şey yapması gerekir ve derdimizi kime anlatacağız konusunda net fikir sahibi değiliz biz Diyarbakırlılar olarak. Allah’a emanet gidiyor dersem kızmayın lütfen. Hafta sonları uygulanan araç kısıtlaması, bu bölgenin aslında nasıl olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Derin bir nefes alıyor burada yaşayan esnaf da burayı ziyarete gelen insanlar da. Trafiğin büyük ölçüde çekildiği cadde, bir anda nefes alan, yaşayan bir mekâna dönüşüyor.

İnsanlar rahatça yürüyebiliyor, esnaf dükkânının önüne taşabiliyor, turistler tarihi dokunun tadını acele etmeden çıkarabiliyor. Gürültünün yerini sohbet, telaşın yerini dinginlik alıyor. Ve buna tanıklık yapmak, bir Diyarbakırlı olarak beni gerçekten mutlu ediyor. Hafta içi ise manzara tam tersine dönüyor.

Dar sokaklara sıkışan araçlar, ilerlemekte zorlanan sürücüler, korna sesleri arasında kaybolan bir tarih…

Oysa Ulu Cami çevresi, Dağkapı hattı ve Saraykapı gibi noktalar, yürüyerek keşfedilmesi gereken, hissedilmesi gereken alanlar. Araç trafiğinin baskısı altında bu deneyim giderek zayıflıyor. Trafik artık sadece bir ulaşım meselesi değil, doğrudan yaşam kalitesini etkileyen bir sorun. Hafta sonu uygulamasının yarattığı rahatlık, aslında kalıcı bir çözümün mümkün olduğunu gösteriyor.

Bugün pek çok tarihi şehirde benzer uygulamalarla karşılaşıyoruz.

Merkezler araçlardan arındırılıyor, insanlar öncelikli hale getiriliyor. Bu sadece estetik bir tercih değil, ekonomik canlılığı artıran, turizmi destekleyen ve şehir kimliğini koruyan bir yaklaşım. Sur için de artık benzer bir kararın zamanı gelmiş olabilir. Olabilir ne demek. Zamanı geçti bile.

Gazi Caddesi’nden Dört Ayaklı Minare’ye uzanan hattın ve çevresinin kalıcı olarak yayalaştırılması, yalnızca bölge esnafını değil, tüm Diyarbakır’ı olumlu etkileyecek bir adım olacaktır. Çünkü bazı yerler vardır, araçla geçmek için değil, durup hissetmek içindir. Sur tam da böyle bir yer. İlgisi ve bilgisi olanlara ilan edilir.