HABER/Güneş OCAĞA-Ceren AKYIL
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır’da bulunan Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
“HALEP’TE YAŞANANLAR, DUYGUSAL BAĞI ZEDELEDİ”
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şu ifadelerde bulundu: Suriye’deki gelişmelerde özellikle Kobane’de Kürtlerin yaşadığı durum, Türkiye toplumunun ortak vicdanı haline gelmiştir. Ne yazık ki geçmişte Cumhurbaşkanı’nın “Kobane düştü düşecek” sözleri, Kürtlerle kurulan bağı derinden zedelemiştir. Son dönemde Halep’le birlikte bu bağın güçlendirilmesi gerekirken, daha da yıpratılmıştır. Biz Suriye’de savaşı değil, bir arada yaşamı savunuyoruz. Kürtler bu süreçte çok büyük bedeller ödediler; IŞİD’e karşı verdikleri mücadeleyle dünyanın vicdanı oldular. Bugün ise o bedellere yenileri eklenmektedir.
AK Parti’nin bu konudaki politikaları, yalnızca bölgede değil; Ankara’dan İzmir’e, İstanbul’dan Antalya’ya kadar geniş bir alanda duygusal bir kopuşa neden olmuştur. Söylenen her sözün, yeni kırılmalara yol açtığının bilinmesi gerekir. Bugün yeni gelişmeler var. Biz bu gelişmelerin demokratik, çoğulcu ve barışçıl bir Suriye’ye hizmet etmesini istiyoruz. Bu, yalnızca Kürtlerin değil, bütün halkların ortak geleceği için gereklidir.
“BÜYÜK BİR YOKSULLUK KRİZİ VAR”
“Türkiye bugün ağır bir demokrasi krizi yaşıyor; bu kriz hayatın her alanında kendini gösteriyor. Aynı zamanda derin bir insan hakları krizi, ekonomik yetersizlik ve ağır bir yoksulluk gerçeğiyle karşı karşıyayız. Diyarbakır’ın gündemi de bundan bağımsız değil; burada da en temel sorun ekonomik kriz ve yoksulluktur.
“MUHALİF PARTİLERLE EMEKLİLER İÇİN MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Emeklilerimiz açlık sınırının altında yaşamaya mahkum ediliyor. En düşük emekli maaşının 20 bin TL’ye çıkarılması ve asgari ücretle eşdeğer hale getirilmesi talebiyle 20 gündür Meclis’te nöbet tutuyoruz. Bu mücadeleyi DEM Parti, İYİ Parti ve MHP ile birlikte önümüzdeki hafta da nöbetlerimizle, grup toplantılarımızla, bütçe görüşmelerinde canlı tutarak, bu talebin daha sa yükseltilmesi için mücadelemize devam edeceğiz. Bu mücadelenin sözünü de Diyarbakır’dan veriyoruz.
“YARGIYA MÜDAHALE KABUL EDİLEMEZ”
Yargının bu denli siyasetin aracı haline getirildiği bir dönemi daha önce hiç yaşamadık. Bu kadar açık ve pervasız bir yargıya müdahale kabul edilemez.
AK Parti, iktidarını sürdürmek için kan davalarında bile görülmeyecek yöntemlere başvuruyor. Buna siyaset izin vermemelidir.
Türkiye’nin etik değerlerine, hukuk devletine ve adalet anlayışına aykırı olan bu uygulamaları buradan açıkça kınıyorum.
“DİYARBAKIR’DA YAĞAN KARIN YARATTIĞI OLUMSUZLUKLAR”
Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır, yoğun kar yağışı ve doğalgaz kesintileriyle zor günler yaşadı. Bugüne kadar olduğu gibi bu süreçte de yurttaşlarımızın yanında olduk.
Ben de yurttaşlar gibi yoğun kar günlerinde dışarı çıkamadım; elbette kimse eleştiriden muaf değildir. Hepimiz açıkça gördük ki bu süreçte ciddi bir koordinasyon eksikliği yaşandı. Oysa Diyarbakır’da bu olmamalıydı. Bunun, yerel yönetimlerin uzun süredir kayyum uygulamalarının etkisi altında bırakılmasının bir sonucu olduğu da inkar edilemez. Ancak bu durum bir mazeret haline getirilmemelidir. Doğru olan; özeleştirinin açık, samimi ve doğrudan yurttaşlarla paylaşılmasıdır. Aynı hataların tekrar etmemesi için bundan sonra daha güçlü, daha planlı ve doğru bir koordinasyonun sağlanması şarttır.
TANRIKULU’NDAN DİYARGAZ’A AÇIK ÇAĞRI
DİYARGAZ’a açık eleştirilerim var. Altyapı yetersizdir ve bu durum kabul edilemez. Buradan DİYARGAZ’ı şeffaf olmaya davet ediyorum: Diyarbakır’da ne kadar kar ediyorsunuz? Bu karın karşılığında ne kadar yatırım yapıyorsunuz? Sosyal sorumluluk kapsamında hangi yardımları yaptınız, kentin takımı olan Amedspor’a ne kadar destek sundunuz? Bu zor günlerde neden yurttaşların yanında olmadınız?
“32 KÖY MAĞDUR OLDU”
Dicle Üniversitesi, belediyeyle birlikte hiç kimseye danışmadan bir yolu kapattı. Oysa şehir büyüdü, yapılaşma arttı ve bugün söz konusu yol üniversite yerleşkesinin içinde kalmış olsa bile bu gerçek değişmiyor, Bu yol 32 köyün kullandığı bir köy yoludur.
Tek bir taciz vakasını gerekçe göstererek 32 köyü top yekun mağdur etmek doğru değildir. Tacizi gerçekleştiren kimse, bireysel olarak tespit edilmeli, yakalanmalı ve yargı önünde cezalandırılmalıdır. Suç bireyseldir; bedelini köyler, yurttaşlar ödememelidir.
SAĞLIK HİZMETİNDE YAŞANAN SORUNLARA DİKKAT ÇEKTİ
Kentteki sağlık hizmetleri de ciddi sorunlar barındırıyor. Hastanelerde kapasite, erişim ve planlama problemleri var. Diyarbakır’ın sağlık ihtiyaçları bütünlüklü bir biçimde yeniden yapılandırılmalıdır.
Yoğun kar yağışıyla birlikte Urfa ve Elazığ yolları, kentin ana taşıyıcı kara yolları adeta kilitlendi. Basit bir kavşak düzenlemesiyle bu sıkışıklık en fazla yüzde 30 azaltılabilir, bu yeterli değildir. Asıl çözüm uzun vadeli ve kalıcı planlamadır, bunun da temel unsuru raylı sistemdir. Dağkapı’dan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kadar planlanan raylı sistemle çözüm üretilemez. Çapraz bağlantılar, yeni güzergahlar ve modern bir raylı sistem zorunludur.
Bu yapılmadan kimse çıkıp ‘Diyarbakır’a yatırım yaptık’ demesin.
“BAĞLAR’DA ÜÇ MAHALLE ÇÖKTÜ”
Bağlar’da üç mahalle fiilen çökmüş durumdadır. Bu alanlar 1980’li yıllarda inşa edilmiştir; bugün artık yaşam güvenliği riski taşımaktadır. Aynı sorun Yenişehir bölgesinde de vardır. Kentsel dönüşüm için verilen destekler kesildi; bu kabul edilemez. Bağlar, Şehitlik ve Ofis semtlerinin acilen bütünlüklü bir şekilde ele alınması gerekmektedir.
KENTİN TEMEL SORUNLARI
Kentteki temel sorunlardan biri de fuhuş, uyuşturucu ve çeteleşmedir. Bunlar kendiliğinden ortaya çıkmadı; yoksulluğun, işsizliğin ve kent yoksunluğunun ürünüdür.
Valilik verileri ortadadır. 46 milyon kene, yüz binlerce uyuşturucu hap ele geçirilmiş, çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır. Ancak mesele yalnızca son halkayı yakalamakla çözülemez. Asıl yapılması gereken, bu suçların ana kaynaklarına, organizatörlerine ve ekonomik köklerine inmektir. Aksi halde yalnızca sonuçlarla uğraşılır, sorunlar büyüyerek devam eder. Adam öldürme vakalarında yüzde 42’lik artış var. Buna karşın genel asayiş olaylarında yüzde 12’lik bir azalma olduğu açıklanıyor. Bu tablo kendi içinde ciddi bir çelişki barındırıyor. Kentte bireysel silahlanma olağanüstü boyutlara ulaşmış durumda. Pek çok olay, yaralama ya da hakaretle sınırlı kalması gerekirken, silah kullanımı nedeniyle doğrudan ölümle sonuçlanıyor. Oysa bu vakaların büyük bölümü, etkili önleyici mekanizmalar ve silah denetimiyle engellenebilir. Buradan açıkça söylüyorum;
sorun yalnızca güvenlik değil, önleme politikalarının yokluğu, bireysel silahlanmanın denetlenmemesi ve toplumsal gerilimin yönetilememesidir. Bu tablo değişmezse, istatistikler düşse bile can kayıpları artmaya devam eder.
“TURİZMDE KONAKLANMANIN SAĞLANMASI GEREK”
Turizm açısından Diyarbakır’a insanlar geliyor; ancak konaklama olanakları yeterli değil. Turizmi yalnızca ziyaretle sınırlayamayız. Kalıcı ve sürdürülebilir bir turizm için konaklama, ulaşım ve hizmet altyapısının mutlaka güçlendirilmesi gerekir.
“ÇİFTÇİNİN BORÇU FAİZSİZ ERTELENMELİ”
1 Ocak itibarıyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri, vergi borcu olan çiftçilerin kredi kullanamayacağını açıkladı.
Sormak gerekir. Bugün borcu olmayan çiftçi var mı? Artan maliyetler, kuraklık ve piyasa koşulları altında ezilen çiftçiye bu uygulama üretimi durdurmak anlamına gelir. Çiftçinin faizsiz borçları ertelenmeli, bundan sonra da faizsiz kredi desteği sağlanmalıdır. Aksi halde tarım tamamen çöker.
“AMEDSPOR’A VERİLEN CEZA HAKSIZ VE AYRIMCI BİR TUTUM”
Amedspor, bir spor kulübünden öte bir halkın takımıdır. Türkiye’de taraftarı en fazla olan kulüplerden biridir. Ancak buna rağmen sürekli ayrımcılığa uğramaktadır.
Arkasında çok büyük bir halk desteği vardır. Federasyonun geçtiğimiz hafta verdiği ceza haksız ve açıkça ayrımcıdır. Buradan yetkilileri, bu ayrımcı uygulamalara karşı daha duyarlı ve adil davranmaya davet ediyorum.