Oysa aynı kar ve onu izleyen don olayları, tarlanın başındaki çiftçi için bambaşka anlamlar taşır. Toprağın diliyle konuşanlar bilir ki kar ve don, bereket de getirebilir felaket de.
Kar, doğru zamanda ve yeterli miktarda yağdığında çiftçinin dostudur. Toprağı örterek bir battaniye gibi korur, sert soğukların toprağın derinlerine işlemesini engeller. Yeraltı su kaynaklarını besler, bahar aylarında eriyerek toprağa can verir. Özellikle kuraklıkla boğuşan bölgelerde kar, ‘doğal sulama’ olarak görülür. Bu yönüyle bakıldığında kar, gelecek hasadın sessiz habercisidir.
Ancak madalyonun bir de öteki yüzü vardır. Karın ardından gelen ani donlar, çiftçinin uykularını kaçıran en büyük tehlikelerden biridir. Özellikle ilkbahar aylarında yaşanan geç donlar, meyve ağaçları için adeta bir kâbustur. Yaz aylarımızı mutlu edecek kimi ağaçları bir gecede kararabilir. Aylarca verilen emek, yapılan masraflar, borçla alınan gübre ve ilaçlar, tek bir soğuk gecede yok olabilir.
Don sadece meyveciliği değil, sebze üretimini de vurur. Serasız yapılan üretimde fide dönemindeki bitkiler dona karşı son derece hassastır. Patates, soğan, marul gibi ürünler düşük sıcaklıklarda büyük zarar görür. Çiftçi, sabah tarlasına gittiğinde karşılaştığı manzara karşısında çaresiz kalır.
Ekonomik boyutu ise işin en ağır tarafıdır. Ürün kaybı demek gelir kaybı demektir. Gelir kaybı ise borçların ödenememesi, yeni sezon için hazırlık yapılamaması anlamına gelir. Tarım sigortası yaptıran çiftçi sayısı artsa da hâlâ yeterli değildir. Kimi çiftçi primleri pahalı bulur, kimi ‘nasılsa bir şey olmaz’ diye düşünür. Don vurduğunda ise pişmanlık fayda etmez.
İklim değişikliği, kar ve don olaylarını daha da öngörülemez hale getiriyor. Bir yıl neredeyse hiç kar yağmazken, ertesi yıl alışılmadık şiddette soğuklar yaşanabiliyor. Mevsimlerin dengesi bozuldukça çiftçinin riski artıyor. Bu noktada erken uyarı sistemleri, doğru tarım politikaları ve çiftçinin bilinçlendirilmesi hayati önem taşıyor. Donla mücadele için, devlet ve vatandaş ortak hareketle çalışmalıdır.
Kar ve don, çiftçi için ne tamamen iyi ne de tamamen kötüdür. Asıl mesele, bu doğa olaylarına ne kadar hazırlıklı olunduğudur. Şehirde karın keyfini çıkarırken, tarlada bekleyen üreticinin endişesini de hatırlamak gerekir. Çünkü soframıza gelen her lokmanın ardında, hava durumunu dua eder gibi takip eden bir çiftçinin emeği vardır.