Hatırlayalım, demişti ki E.Baş; “DEM Parti'nin tercihi ne olacak? Mesela onların şu talebini anlayabilirim. Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz.”
“Sorunlu” bir cümle olduğu ve aslında bilinçaltında birikenlerin bir anlamda dışa vurma hali olduğu her halinden belli olan bir cümle. Nitekim “meramını yeterince anlatamadığı” gerekçesiyle sonraki “düzelti” açıklamasında da şöyle diyor Baş; “DEM Parti’den siyasal program ve hedefler yönüyle farklı bir konumda bulunan partimizin de gerekli gördüğünde kendi perspektifiyle daha uyumlu bir seçeneği araması veya yaratması da en az o kadar meşrudur.” Yani özü şu; programatize edilmiş, daha önceden hikâyesi kurulmuş belli ki bir yerlere mesaj kabilinden bir cümle. Dil sürçmesi filan da hiç değil!
Bu iki açıklama sonrası elbette uçtan uca çokça dalgalanmalar oldu. Burada sanırım asıl anlaşılmayan nokta kanımca şu; Kürtlerin, siyasal Kürt cenahının sosyalist solla öyle ifade edildiği gibi uzlaşmaz çelişkileri yok, tip’le var ama. tip ilk kez bunu yapmıyor elbette. 2018 seçimleri öncesinden başlayarak hep yapıyorlar bunu. Bir yanıyla Kürdün siyasal ipine tutunarak kuyudan kurtulup kendilerine alan açmaya gayret ederken, diğer taraftan da Kürdün o “kurtarıcı” rolünü her fırsatta “inkârı” ve reddi rolüne soyunuyorlar. İfşasından kaçınılıp sol soslu bir etnik milliyetçi Boşnak damarı da var, başta E.Baş ve diğerlerinde. Kürdün açık alan siyasetinde yarattığı dünya üzerinden parlamentoya taşınmalarına rağmen her fırsatta kendi “özgüçleri ile” bir yere gelmişler gibi bir “sol efendi” rolünü kendilerine yakıştırıyorlar. Tuhaftır, buna inanıyorlar da!
t24 Röportajındaki “Kürtçe Anadili” meselesi aslında “apolitik Kürtlerde bile hassas mevzu. Anadili üzerinden Kürdü dışlamaya kalkışıldığında, Kürdün kendilerine yönelik eleştirisine de katlanmak zorunda kalınacağını bilmek, kendilerini adeta çıldırtıyor. Bu net, oysa Kürdün de kırmızı çizgisi bu sanki!
Ayrıca Erkan Baş’ın anılan röportajındaki Kürde dair sorunlu ifadesi tek başına değil! Başkaları da var.
Şöyle diyor bir yerde; “Mesela 2020 seçimlerinden sonra Türkiye İşçi Partisi, 60 yıl sonra ilk defa bir sosyalist partinin ulaştığı en yüksek oy oranına ulaştı.” Bu ifadeyle tip olarak kendini 1965’lerde kurulup soylu bir mücadele ile tarih olan asıl TİP’in sanki “varisi”ymiş gibi bir tespit yapmış oluyor. Aslında bu da yeni değil, adını aldığı parti TİP’invarisliğine soyunma hâli 2018’den bu yana hep var.
Ama çok değil bir kaç paragraf sonra şunu da diyor; “Bu partiler 100 yıllık parti, AKP 30 yıllık Parti, TİP, 2018'de kurulmuş bir parti.” Geçmişi hemen bir kalemde öteleyerek tkp’den kopup tip’leştiğini de ifade ediyor.
Sonra şu anda ağır-aksak da olsa yürüyen demokratik çözüm süreci ile ilgili “mayınlı alana” giriyor. Ve şöyle diyor; “Biz şu konuda ısrarcıyız. Saray rejimiyle kim asla uzlaşmaz, kim bunlarla masaya oturmaz, kim bunlara teslim olmaz, kim bunlarla kanının son damlasına kadar mücadele eder sorusuna ben sanıyorum ki herkes TİP yanıtını verir. Dolayısıyla biz bu çizgide devam edeceğiz.”
Aslında ifade çok açık; Erkan Baş’ın “saray rejimi” deyip düşmanlaştırdığı yapı ile “masaya oturan” kim! Tabii ki DEM parti. İşte dolaylı olarak “kanının son damlasına kadar savaşacağı”nın içinde aslında DEM de var. Yani çözüm için “masaya oturan”. Bunu anlamak gerek.
Ha burada şu detayı da göz ardı etmemek gerek tabii ki; çözüm süreci eksenli bir ilişkilenme yürütülüyorsa bu iktidarın her icraatının yanında olunduğu anlamının söz konusu dahi edilmemesi gerektiğini E.Baş’ın bilmesi gerek. Ama burada sanırım asıl hazımsızlık hatta rahatsızlık DEM Partinin Akparti + MHP devlet blokuyla en üst düzeyde “Çözüm ve Barış” için çözüm sürecini yürütüyor olması. Dertleri başka, solun temsili efendileri gibi kendilerini bir yerlere oturtup süreci kendi üzerlerinden yürütmek. O 1980’ler öncesi tarih gibi “Bu ülkede bir şeyler olacaksa onu da biz yaparız” mantığı…
Ama burada bir es verip o sol külliyat ve kemiyetle tip’i bir tutmamak da gerekir. Yakışan şu olmalı sanki; seçim takvimi başlamadan 2018 seçimlerinde başlayıp 2023’te de devam eden tip’le, yollar mutlaka ayrılmalı! Yoksa ilerde Kürt seçmen tabanında DEM’de ciddi kırılmalar yaşanması ihtimali hayli yüksek.
Bir sözüm de Behice Boran’ın arkadaşlarının tarihe emanet ettiği altmış yıl evvelinin TİP adının böyle hoyrat ellerde telefatına sadece isim üzerinden de olsa asla izin verilmemesi gerekir. O adın kullanılmasına izin verilmişse de iptal edilmeli. Geçmişin ruhuna saygı sanırım bu olmalı…