Yaşasın 1 Mayıs

Bazı günler vardır ki içinde umut taşır, ses taşır, insan taşır. 1 Mayıs işte tam da böyle bir gündür.

Abone Ol

1 Mayıs, yalnızca geçmişte verilmiş mücadelelerin anısı değildir. Aynı zamanda bugünün ve yarının umududur. Çünkü emek, hayatın kendisidir. Sabahın ilk ışığında tezgâh açan esnafın da, okul yolunda öğrencilerine yetişmeye çalışan öğretmenin de ortak hikâyesidir.

Bu yüzden 1 Mayıs kutlanır. Hem de coşkuyla, gururla, umutla…Meydanlar dolduğunda sadece insanlar toplanmaz. Aslında hayat bir araya gelir. Farklı diller, farklı kimlikler, farklı hikâyeler…

Ama tek bir ortak cümle: ‘Emeğin değeri vardır’. Bu cümle, yıllar önce Chicago sokaklarında yankılanıp dünyaya yayılmıştı. Bugün ise dünyanın dört bir yanında aynı kararlılıkla söylenmeye devam ediyor.

Türkiye’de de 1 Mayıs’ın ayrı bir yeri var.

Taksim Meydanı, sadece bir meydan değildir. Hatıraların, acıların ve umudun iç içe geçtiği bir simge. Ama 1 Mayıs’ı sadece acılarla anmak eksik olur. Çünkü bu gün, aynı zamanda yeniden ayağa kalkmanın, yeniden bir araya gelmenin günüdür.

1 Mayıs’ın en güzel yanı belki de tam burada gizlidir. İnsanı insana hatırlatması…Birlikte yürüyen kalabalıkların içindeki o sıcaklık, birbirine uzanan eller, tanımadığı insanlara gülümseyen yüzler… Hepsi bize şunu söyler: Bu dünya, ancak dayanışmayla güzelleşir.

Bugün 1 Mayıs’ı kutlamak; bir çocuğun geleceğine sahip çıkmaktır. Bir işçinin emeğini görmektir. Bir toplumun adalet arayışına omuz vermektir. Ve evet, biraz da sevinmektir. Çünkü bütün zorluklara rağmen hâlâ yan yana gelebiliyorsak, hâlâ ‘biz’ diyebiliyorsak, umut var demektir. O yüzden bugün yüksek sesle söylemek gerek:

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın emek, dayanışma ve umut!

Kutlu olsun…