Diyarbakır Haberleri

Bakırhan: Onurlu barışın yolu Diyarbakır’dan geçer

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nda yaptığı konuşmada, barışın emek ve cesaret isteyen bir süreç olduğunu söyledi.

Abone Ol

HABER/Güneş OCAĞA-Veli BALTACİ

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nda konuştu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, forumun kritik bir aşamada yapıldığını belirterek, barışın emek, akıl, cesaret isteyen büyük bir inşa süreci olduğuna dikkat çekti. Bakırhan, forumdaki başlıkların her birinin barışın birer parçası olduğunu kaydetti.

'GÜÇLÜ BİR ÇAĞRI OLARAK GÖRÜLMELİ'

Bakırhan, “Amed sıradan bir şehir değil. Bir kenti kent yapan onun itirazıdır, vicdanıdır, tarihi yüktür. Birçok siyasetçi buradan önemli mesajlar verdi. Onurlu bir barışın, kalıcı bir çözümün yolu Amed’den geçer. Pek çok siyasi bilmecenin anahtarı, Amed’in iradesindedir. Bu Ankara’nın çözüm perspektifiyle buluştuğu an, bölgedeki en karmaşık sorunlarını çözecek perspektife ulaşır. Amed, Türkiye, bu coğrafyada yaşayan bütün halklar ve inançlar bunu hakkediyor. Bu şehir acıyı, sabrı, direnmeyi fazlasıyla biliyor. Ama bugün bunu birlikte tartışmamız gerekiyor. Acı, sabır ve direnişi çok biriktirdik. Artık bunları taşınmakla yetinmeyeceğiz, dönüştüreceğiz. Direnerek kazandıklarımızı, Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nin harcı olarak inşa edeceğiz. Bu nedenle 5 gün boyunca söylenecekler temenni değildir, Türkiye’nin geleceğine yapılmış güçlü bir çağrı olarak görülmelidir” şeklinde konuştu.

'HAKİKATİN PEŞİNDEN GİTMEYE DEVAM EDECEĞİZ'

Kadeş Anlaşması’na işaret eden Bakırhan, “Kadeş Antlaşması çok önemli. Çünkü neden barış olmalıdır sorusunun cevabı oradadır. Kadeş savaşın hiçbir şeyi çözmediğin, iki halkın geleceğinin bir birini tanıması üzerine kurulacağını kanıtlamıştır. Kadeş’i çiviyle yazdılar. Bizlerde bu yüzyılda aynı barışı hukukla, akılla, sağduyuyla yazabiliriz. Yeter ki savaşın çözmediğini barışın çözebildiğine inanalım. Cumhuriyetin en güçlü sözlerinden biri, ‘Yurtta sulh, cihanda sulhtur.’ Bu söz bize içeride de huzuru, adaleti, ve eşitliği kurma sorumluluğu yükler. Yurtta sulh ancak yurtta hukuk v eşitlikle mümkündür. Savaştan uzak durmak, toplumu yıkımdan korumak kazandıran bir cesarettir. Bir devlet toplumun hakikatine sırt çeviremez. Asıl tehlike hakları yok saymaktır. Bugün Türkiye’nin gerçek siyasi pergele ihtiyacı var. Bu pergel yerel demokrasiyi, adaleti, özgürlüğü birlikte çizmelidir. Mesele bir tarafın kazanıp, diğerinin kaybettiği, birinin dışarıda bırakıldığı, diğerinin bununla gurur duyduğu bir mesele değildir. Mesele her dilin kimliğin onurunu koruyan bir çözüm örtüsü kurmaktır. O örtünün ucunun bu ülkede yaşayan bütün renklere tutturan o yüce ortak aklın adıdır. Barışın yolunun hizmetkarı olmaktan onur duyarız. Gece gündüz barış için ter döküyoruz, çalışmalar yürütüyoruz. İnandığımız hakikatin peşinden gitmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.