Mehmet Rumet SOYLU/YAZDI
Bir takım düşünün… Sadece rakipleriyle değil, önyargılarla mücadele ediyor. Gittiği her deplasmanda farklı bir sınavdan geçiyor.
Kimi zaman tribünlerin dili sert, kimi zaman kararların yükü ağır. Ama buna rağmen sahaya çıktığında topun peşinden koşarken aslında çok daha fazlasını taşıyor.
Bir kentin umudu, bir halkın sabrı ve yıllardır biriken bir özlem. Çok şeydir bu dediklerim değil mi? Amedspor için bu sezon sadece bir lig mücadelesi değildi.
Düpedüz, bir var olma mücadelesiydi.Her puan, sadece haneye yazılan bir rakam değil, direncin, inancın ve ‘buradayız’ demenin başka bir biçimiydi.
Uzun zaman, ‘tarla’ gibi bir sahada oynamak zorunda bırakıldı. Yetmedi, yolları kesildi, sahada linçe uğradılar, yöneticileri tartaklandı. 90’lı yılların faili meçhul cinayetlerin olmazsa olmazı olan ‘beyaz toros’ ve kontrgerilla ‘ Yeşi’in’ fotoğrafları ile karşılandılar kimi sahalarda. Hakemler tarafından, kesinlikle lehte olan birçok karar verilmediği gibi, hiç olmayacak aleyhte kararlarla karşı karşıya kaldılar.
Toplumsal konulara duyarlılık adına açtıkları pankartlar ve kareografik çalışmalara olmadık hakaretler edildi.
Koca koca siyasiler, Amedspor taraftarının maç başlamadan önce okunan İstiklal Marşı karşısında saygı duruşuna geçmedikleri gibi, ıslıkla yuhaladıkları’ konusunu gündeme taşıyıp düşmanlaştırmayı beslediler. Memleketin ‘en muhalif’ diye bilinen bir takımın taraftar gurubu bile, saygısızlığı kendinde hak görüp, takımın adını bile zikretmeye ‘tenezzül’ etmedi. Amedspor’un yaşadıklarını sıralasam, günler yetmez.
Kolay olmadı. Hiç olmadı.
Hakemlerin haksız düdükleri, deplasman yollarının uzaması, taammüden yalnız bırakılmalarına rağmen binlerce insanın sesi oldular.
İşte belki de tam da bu yüzden, kazanılan her maç sıradan bir galibiyet değil, bir duruşun zaferiydi. Ve şimdi…Tüm o zorlukların ardından gelen o büyük an:
Süper Lig.
Bu yükseliş, sadece sportif bir başarı olarak okunamaz. Bu, sabrın ödülüdür. Bu, inatla ayakta kalmanın, geri adım atmamanın, vazgeçmemenin sonucudur. Yıllardır ‘bir gün’ diye kurulan hayallerin gerçeğe dönüşmesidir. Bu başarıyı özel kılan sadece sonuç değil, o sonuca giden yoldur. Çünkü bazı zaferler vardır ki kupalardan, puanlardan daha büyüktür. Onlar, insanların kalbinde yer eder. Onlar, hikâye olur.
Amedspor’un yaşadığı ve yaşattığı, tam olarak böyle bir hikâye.
Emeğin, direncin ve hak edilmiş bir sevincin hikâyesi…
Bugün Diyarbakır sokaklarında yankılanan sevinç, sadece bir şampiyonluk coşkusu değildir. Bu, yıllarca hissedilen eksikliğin dolmasıdır. Bu, görmezden gelinmiş duyguların görünür olmasıdır. Bu, ‘hak ettik’ diyebilmenin gururudur.
Ve belki de en önemlisi, ‘bu başarı kimsenin lütfu değil, sonuna kadar alın teridir.’
Şimdi yeni bir sayfa açılıyor.
Süper Lig, yeni mücadeleler, yeni sınavlar…Ama artık herkes biliyor ki bu takım sadece futbol oynamıyor. Bu takım, bir hikâye yazıyor.Ve bazı hikâyeler, sadece izlenmez…Hissedilir.